canım şu an çok seveceğimi henüz bilmediğim bir şeyin ilk gününde olmak çekti. bir evin, bir arkadaşlığın, bir aşkın, bir tatilin, bir yolculuğun ilk günü. kulağımda da hep o günü hatırlatacak bir şarkı.
Anne babanı ya da sülaleni sosyokültürel olarak aştığının farkındasın ama bunu içine sindiremiyorsun. Onların göremediklerini görüyor, kavrayamadıklarını kavrıyorsun; düşüncelerin, tutum ve davranışların onların anlayamayacağı, dolayısıyla kabul ve takdir edemeyeceği kadar farklı ve bağımsız artık. Onlar gibi olmamak hem gurur hem de acı veriyor. Belki çocukken hissettiğin aidiyet hissini kaybetmemek için, belki kendi seçilmiş aileni (evlilikle olması şart değil) kuramamış, kendi seçilmiş kabileni bulamamış olduğun için, belki kendini onları da “kurtarma” görevine atadığın için ve belki onları geride bırakmış olmanın ve yine gidecek olmanın suçluluğuyla eski kabileyi aştığını kabullenemiyorsun. Bu doğal. Onların yanında hissettiğin ambivalans (çelişkili, birbirine zıt duygular) da doğal. Çünkü özgünlüğün bedeli çoğu zaman eski kabileye yabancılaşmaktır.
valla dostlar yaşamak umrumda ya. birkaç kişi bize kötülük yaptı diye hayata küsecek değiliz ya. ne yapalım yani kötülüğü onun çirkinliğinden kaynaklı. biz iyilikten güzellikten sevgiden yana olacağız. düşersek kalkacağız ağlarsak sonra güleceğiz. öyle ki yaşam bizden yana olacak
Çok okumuş, çok gezmiş, çok öğrenmiş. Ruhunu tatmin eden bir işle on yıllarını geçirip başarılı olmuş ve manevi anlamda doymuş, canının istediği gibi yaşamış ve eğlenmiş. Öyle güzel bir ömür geçirmiş ki. Darısı bizlere gerçekten.