Hayırdır özerklik falan mı ilan ettiniz boyunuzu aşan işlere karışıyorsunuz, Kanla alınan toprakları bedava verir miyiz sandınız ? Had aşmaya devam edecekseniz kan kokacak buram buram!
"Dağdaki teröristin ayakkabı numarasına kadar biliyoruz"
-Biz TÜRK'ler de, sonrasında olanları biliyoruz!
İstanbul'un göbeğine kadar gelen pkklı terörist suriyeli Ahlam Albashir, İstiklal Caddesi'nde 6 kişinin öl*müne ve 99 kişinin yaralanmasına yol açan bombalı terör saldırısını gerçekleştirmiştir.
Hayırdır özerklik falan mı ilan ettiniz boyunuzu aşan işlere karışıyorsunuz, Kanla alınan toprakları bedava verir miyiz sandınız ? Had aşmaya devam edecekseniz kan kokacak buram buram!
Birileri yine yerel yönetim imkanlarını arkasına alıp kapalı salonlarda "statü" dağıtmaya, paralel devletçilik oynamaya kalkmış.
Çok net söyleyelim
Türkiye Cumhuriyeti, 81 ili ve 782,5 bin kilometrekaresiyle üniter bir ulus-devlettir. Anayasa Madde 3 kapı gibi ortadayken belediye bütçesiyle mikro-milliyetçilik fantezisi kuranların korsan kararları sadece o salonun duvarlarında yankılanır. Belediyelerin görevi millete hizmet üretmektir, anayasal düzene meydan okuyup statü uydurmak değil!
Kimse kamu gücünü devlete karşı bir kaldıraç olarak kullanabileceğini sanmasın.
O masalarda aldığınız sözde kararların hukuki ve siyasi karşılığı tam olarak SIFIRDIR. Bu topraklarda tek bir egemenlik, tek bir anayasa ve tek bir resmi statü vardır o egemenlik iradesi de bu tarz ideolojik dayatmaları günü geldiğinde anayasal gerçekliğin duvarına çarparak un ufak eder.
Haddinizi bilin!
Bu konu özelinde çalışan, az çok deneyimi ve yıllardır iş nedeniyle süren gözlemlerime dayanarak, bir tekstil mühendisi olarak bu yapılanın sektörleri nasıl etkileyeceğini anlatmak istiyorum.
Suriyelilerin çalışma izni zorunluluğu, kayıt dışı işçiliğin önünde son kapı görevi görüyordu. Sigortasız çalışan Suriyeliler için, hem zaten adeta göstermelik gibi yeterli denetim yapmayan Çalışma Bakanlığından hem de çalışma izni nedeniyle İç İşleri Bakanlığından sorgulanmak zorundaydılar. Şimdi iç işleri aradan çekilince kayıtdışı, sigortasız işçilik istihdamı için neredeyse hiç bir engel kalmamış oldu. Bu şartlarda Suriyelilerin var olduğu yerde asgari ücretle dahi Türk işçinin ekmek bulma şansı kalmadı.
Hükümet Arapları her alanda kayırmasını, sektörleri kurtaracak düşük maliyetli işgücü olarak süsleyip sunmaya çalışsa da, kayıtdışı işçilik ihracat yapan sektörler için sektör yıkan bir kara deliktir.
Örneğin kaçakların en çok çalıştıkları tekstil sektöründe katma değerli iş ihracat markalarının üretimleridir. Kayıtdışı işgücü ise bütün ihracat markaları için sosyal uygunluk ihlalidir. Kârlılığı artırmak için kaçak işçi çalıştıran fabrikalar tespit edildikçe tedarik zincirinden uzaklaştırılır.
Bunlar ise üretmek için yerli ve düşük kârlı markalara yönlenirler. Düşük karlı imalatlar ise maliyeti kurtarmak için daha fazla işgücü maliyetini düşürmeyi gerektirir.
Bir fabrikanın düştüğü bu katma değerSİZ üretime sürüklenme döngüsü, sektörleri yok eden bir kanser gibidir. Rekabet ortamını ortadan kaldırır. Ayakta kalmak için tek yol haline gelir. Bir süre sonra ise ülke kaçak işçilikle mimlenir. Markalar, marka değerlerini korumak, isimlerini lekelememek için ülkeye olan siparişlerini kısar. Doğru ve kârlı üretim yapan fabrikalar da bu döngünün kurbanı olur. Nihayetinde sektör kendi kendini bitirirken ayakta kalanlar sadece düşük karlı, sürümden kazanan kaçak işçiliğin üzerine kurulmuş merdiven altı atölyeler olur.
Artık kucağınızda yeni bir kriz olarak, sigortalı, güvenli, bir çok sosyal hakkıyla çalışırken yerlerini kaçak çalışan Suriyelilerin aldığı milyonlarca Türk işsiz vardır.
Şimdi bu insanlar yıllarca bir sektörde usta olarak çalışırken, başka sektörlerin niteliksiz işçisi olarak nerelerde iş bulacak, iş bulamayanlar hangi şartlarda geçinmek için para bulacak, hangi mahallelerde hangi suç örgütleri kucaklarını açmış bunları bekleyecek düşünürseniz, yaratılan krizin sosyal boyutu yanında güvenlik boyutunu da idrak edebilirsiniz.
Böylece bir sektörün çöküşünün, sadece o sektörde çalışanları etkilemediğini de anlayabilirsiniz.
Oldu olacak bir de çıkıp “PKK’lı teröristlere bakmak sevaptır” diye vaaz verin. Bu millet terörün bedelini yıllarca şehitleriyle ödedi. Terörü aklamaya, meşrulaştırmaya veya unutturmaya çalışan hiçbir anlayışı kabul etmeyiz.
Türk milleti hafızasını kaybetmedi.
Terörün üstünü hiçbir söylemle örtemezsiniz.