@DocPriyamMD Peki tamam soğuk su içmeyelim, klimaya maruz kalmayalım. Bağışıklığımızın gardını indirmesine yolaçmayan serinleme önerileriniz var mı? Ya da serinlemenin, ferahlamanın alternatifi, sıcaklıktan kurtulmak için?
Herşeyi çok güzel açıklamışsınız. Yalnız atladığınız nokta, ilgili firma bu değerlendirmenizi teşvik belgesi almadan önce yapmalıydı. Bu firmalar bakkal değil. Bu teşvik belgesini aldılarsa, ve bu teşvik belgesinin avantajlarını kullanarak kazanç sağladılarsa, yukarıda yazdıklarınız ancak caymanın bir kılıfı olabilir. Bu kılıfı da kim yutmak isterse yutabilir.
Duygusallığa gerek yok. Cezai müeyyidesi ne ise uygulanır. Teminat alınmış ise, bozdurulur. Bu husus öngörülebilir sizin de bahsettiğiniz gibi. Verilen sözler tutulmazsa, byd firması öngörülemez bir firma olur, ülkemiz asla olmaz.
Çin açısından duygusal bakmayın. Ben de ülkemiz açısından duygusal bakmıyorum.
Öngörülebilirlilik hakkında söyledikleriniz doğru ta ki teşvik belgesi almadan öncesi için. Teşvik belgesi alındıktan sonra ilgili firma bu mazereti sunarsa, aklın neredeydi şimdimi aklına geldi demezler mi?
Bizden kazandığı paralarla macaristandaki yatırımını mı finanse edecek? Kılıf bunu kaplar mı?
Şimdi hatırladım, yüksek tutarlı özelleştirme planları vardı. Eğer ilgili dönemde yurtdışından sağlanacak bir kaynak ile özelleştirme olursa sıkılaşmaya yol açmayabilir. Çünkü elde edilen bu finansman piyasaya aktarılabilir. Tabi bu kadar kısabir dönemde bu gerçekleşir mi bilmiyorum.
Vadeyi kısalttığı için değil, borç çevrim oranını %79'a düşürdüğü için reel piyasaya verilen likidite azalacak. Daha doğrusu kamu tarafından sağlanan likidite azalacak. Mehmet Şimşek önceden açıklamıştı kamu, borç çevrim oranını düşürerek, reel sektöre kredi kanalından daha fazla kaynak kalacak gibi bir açıklaması olmuştu.
Vade kısaltması şu eleştirilere yanıt oluyor; ekonomi yönetimi enflasyonun düşmeyeceğine inanıyor ki bu TL faiz oranlarından uzun vadeli borçlanıyor, deniliyordu.
Bu yüzden kötü bir sinyal olurdu yüksek TL faiz oranlarından uzun vadeli borçlanmak.
İris Hanımın üstteki yazısında anlattığı şey bu.
Hesabınız hatalı. Çıkarımlarınız da. Ulusal hesap düzeyinde bakmanız gerekiyor. Ulusal hesapta da tek gider ithalattır. Bu nedenle Toplam maliyeti dolar kuruna bölmenin bir anlamı yok. Burada bakılacaksa bu projenin gelir dağılımına etkisinin ne olduğuna bakılır.
Çıkardığınız maliyeti, fazla fazla hesap ediyorum, %50 si ithalat olsa 450 milyon USD eder.
Yılda 300 milyon usd'lik bir ithalatı engelliyorsa hadi 100 milyon usd'ye indirelim, yuvarlak hesapla 5 yılda amorti etmiş kendini.
1975 yılından günümüze taşıyarak milyar usd'lik bir maliyet çıkarmanıza gerek yok.
Bu baraj takıntınızı anlamış değilim.
KGM distribütôrü Şahsuvaroğlu en ufak eleştiri yapanı direk şahsi olarak tehdit ediyor, arac sahiplerini kara listeye alıp servis hizmeti vermiyor. Bunlar bu mafyavari gücü nereden alıyor?
Sayın @bekir_kaplan Bey, sizin @ticaret bakanlığı nezdinde özverili çalışma pratiğiniz, ayrıca yerli ve milli otomobil girişimimiz TOGG ile de devletimizce desteklenen elektrikli araç konusunda hassasiyetinizi biliyorum.
Aşağıdaki vakada görüldüğü üzere, satın alınmış, kullanılan, test aracı ya da farklı bir karşı görüş için yapılmamış, tamamen "ailemizin aracı" ifadesi ile başlayan videodan bile rahatsız olunduğu görülüyor.
Bu araç ticaret bakanlığı kayıtlarınca da teyit edileceği üzere halkımızın teveccühü görmüş, milli oluşumumuz TOGG'dan sonra en çok satan araçlardan biri olmuştur.
5570 satış demek, 5570 adet geleceğimizin teminatı tertemiz aile ve hane demektir.
Onların da böyle bir durum yaşamaması adına sormak istiyorum;
Bu vakada,
1- 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), Firmanın arayıp bu talebi iletmesi, kişisel verilerin amacı dışında kullanıldığının net bir göstergesi değil midir?
KVKK Madde 4'te yer alan "Kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması" ilkesi ihlal edilmiş midir ?
Telefon numaraları firmaya fatura, ruhsat, garanti ve servis işlemleri için verilmiştir. Firmanın sosyal medya denetimi yapmak gibi bir işlevde kullanması mümkün müdür ?
2-6502 sayılı Kanun Madde 62 ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği
Ve dahi madde 56 Garanti hakkı.
Firmanın bir müşteriden rahatsız olma gibi bir durumu için hangi şartlar olmalıdır ? Burada var mıdır?
TCK Madde 123 (Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma)'e girmek istemiyorum o kişinin kendi yaşadığı ile alakalıdır fakat huzuru kaçırılan kişi olarak kendileri de Cimer'e şikayetlerini bulunabilir. @ErkanGumus4x4
Özetle, ülkemiz ve vatandaşlarımızın sağlıklı günlerde araçlarını kullanırken, "acaba aldığım aracın firması beni bir durumdan rahatsız eder mi ? kaygısı yaşamaması adına cevaplamanızı içtenlikle bekliyorum.
Böyle bir duruma kapı açılması, maalesef diğer örnekleri de çoğaltacaktır.
💢Ayrıca takipçiler ve yazıyı okuyan KGM araç sahipleri de varsa deneyimlerini olumlu / olumsuz yorumlara yazabilir.
Saygılarımla,
Brüt asgari ücret maliyeti ile ortalama dolar kurunu karşılaştıralım 2018-2026 yılları arasında, kaç kat artmış bu iki veri. Asgari ücreti baz almamın sebebi bu yıllarda ürün fiyatları ayarlamalarında bu artış oranının dikkate alınmasıdır. Ve bu maliyet hesabında imalat dışı sektörleri baz aldım, çünkü bu sektörlerin %5 indirimi %2 seviyesine düşürüldü.
Asgari ücret 40214,02/2384,66 = 16,86 kat.
Ortalama usd satış kuru= 44,0718/4,8388= 9,11 kat
Asg.Ücret usd 912,46/492,82 = 1,85 kat
Yoksulluk sınırı 112.661/5473 = 20,58 kat
Net asgari ücret 28075,5/1603,12=17,51 kat.
Yoksulluk sınırı, net asgari ücret artışının üzerinde artmış. Bu dönemde asgari ücret artışının üzerinde ücret artışı alanların sayısı çok azdır. Yani çoğunluk için hayat pahalılaşmış.
Dolar bazında da maliyetler %85 artmış. Yabancının kendi ülkesinde geliri bu kadar artmamıştır. Onlara göre de Türkiye pahalılaşmış.
Sanırım yoksulluk sınırına yenilmemiş olan kişiler sermaye sahipleri ile kendi hesabına çalışan kesim olabilir. İşletme artığı artışı, yoksulluk artışına yakın çıkabilir, geçebilir de. 2025 verisini %40 arttırarak hesap yaptığımda artış katsayısı 21,5 oluyor.
KGM Türkiye'nin elektrikli aracıyla alakalı içeriklerde en ufak eleştiriye bile tehditle cevap vermesi sinir bozucu hâle gelmeye başladı. Türkiye'de en çok satılan üçüncü elektrikli araç Torres EVX için tarafsız sayılabilecek inceleme videosu da çekilemiyor, yorum da yapılamıyor.
Erkan hocam gibi kanallara baskı yaptıkları yetmiyor müşterileri de yorumlarını kaldırmazlarsa servis hizmetlerinden mahrum bırakıyorlar. İlgili makamlar ne zaman tüketiciyi korumak için harekete geçecek?
Ve şunu düşünün faizi indireceğiz; peki bu tedbirleri ne zaman kaldıracağız? Kaldırırsak ne olur?
Bilinmeyen çok şey var değil mi?
Faizin inip çıkmayacağını belirlemek daha kolay, aylık enflasyon oralarının seyrine bakıp tahmin yapabiliyoruz. Peki bu tedbirlerin etkisini biliyor muyuz?
Konuttakı kısıtlamaları kaldırırsak talep ne olur öngörebiliyor muyuz? Bunun gibi çok soru çıkabilir. Salt faiz olsaydı tüm bu sorulara cevap verebilirdik, öngörülebilirlilik sağlanırdı.
Sıkı duruş muhakkak ki ciro üzerinde istenilen etkiyi yapıyor. Ama bu duruşun ürün/hizmet fiyatları üzerindeki etkisi sınırlı.
Birim fiyatı, miktar kadar etkiliyemiyor.
Miktarı alıcının talebi, fiyatı ise satıcının beklentisi oluşturuyor. Beklenti, merkez bankasının beklentisiyle örtüşmediği ortada.
Fiyatın doğru belirlenmediği hususu hemen görülebilecek bir şey değil satıcılar tarafından. Yanlış olduğu anlaşıldığında da iş işten geçmiş oluyor çünkü bu süreçte maliyet fiyatları arttığı için o noktada satış fiyatları makul hale geliyor. Satıcı istese de istenilen indirimi yansıtamıyor fiyatlarına. Artışı daha düşük yapıyor bir sonraki zam zamanında. Yaşadığımız süreç bu.
Enflasyon mücadelesinde yumuşak iniş diye bir yol olmamalı. Ama konu sadece enflasyon olmadığı için bu yola mecbur kalınılıyor sanırım.
Bana göre diğer bir sebebi salt faizi odak noktasına koyan sade bir program yerine aslında yine faizi daha az önemli tutan, faiz yerine makro ihtiyati tedbirlere daha fazla önem veren bir parasal politikası izlenmesi.
Ne demek istiyorum. İki ülke düşünelim ikisinde de faiz %40 olsun.
Biri biziz.
Yalnız diğer ülkedeki faiz oranı başka makro ihtiyati önlemlerle desteklenmiyor. Yani kredi kısıtları yok, bankalara verilen hedefler yok, döviz fiyatları piyasa tarafından belirleniyor, müdahale yok.
Hangisi mücadele hususunda daha başarılı olur?
Bu iki ülkedeki faiz oranı aynı gibi gözüküyor ama aslında öyle mi?
Biz bu makroihtiyati tedbirleri kaldırsak %40 faiz yeterli olur mu? Esasında bizim faizimiz daha yüksek diğer ülkeden, eşitmiş gibi gözüksede.
Bu öngörülebilirliği azaltıyor. Azalttığı için fiyatlar olması gerekenden daha fazla belirleniyor, her kesim tarafından.
Hocam, bu mecrada herkes haklı. Bir, çünkü söylediklerinin ispatı yok. İki, bir tarihte muhakkak gerçekleşiyor, bak haklıymışım denebiliyor.
Argümanın kuvvetli olması, doğru olduğu anlamına gelmiyor.
Ve konuyu nereden ve ne zamandan aldığına göre de değişir herşey.
Ama ekonomi konularına sadece faiz, kur penceresinden bakmak da bizi hataya götürüyor. Yapmamız gereken uzun vadeli bir perspektif ile hangi konumda olmak istediğimizi bulmak olmalı. Nereye gitmek istiyoruz, kısacası? Bunu tespit ettikten sonra, gidilecek yolun zorluklarını ortaya koymak, avantajlarımızı belirlemek gerekiyor. Daha sonra hangi vasıta ile, kiminle gideceğiz gibi konular var.
Biz nereye gittiğimizi biliyor muyuz? Sorunumuz burada.
Bir kişi bunu kolayca yapabilir, ama bir ülke olarak buna kalkışmak bambaşka bir seviye.
Bir şehirde bir yılda 1 konut yapmakla, o sehirdeki tüm riskli yapıları yıkıp birkaç yılda tekrar inşa etmek aynı mı? İkincisinde dikkat etmeni, aşmanı gerektirecek bir sürü konu var. Bazen önerilerimiz tek bir konut inşa etme üzerine kurulu gibi oluyor. Ama örnegimizde bir şehir düzeyinde ele alıyorsak bunu bir kapsamlı program ortaya koymadan, her açıdan tüm etki analizlerini yapmadan, neyi daha önce yaparsak maliyetimiz toplumumuza daha az yansırı ortaya koymadan yaparsak başarısız oluruz.
Bu maliye bakanının yetkisinde olan bir şey değil. Maliye bakanı olsanız değil de, olması gereken nedir demek daha doğru olurdu.
Olması gerekene de bir günde varamayacağımız için, yaşanması gereken bir ara dönem/bir geçiş dönemi olmalı. Ekonominin durgun olduğu bir dönemde vergi bilincini yerleştirmek, kayıtdışılığı bitirmek mükellef nezdinde kabullenememe, karşı koyma refleksini doğuruyor.
Vergi açısından bakacak olursak, tam kayıtlı bir ekonomiye geçiş; büyüyen, gelişen bir ekonomik döngü de daha kolay, kabul edilebilir olur.
Ama sadece bu yetmez. Halk nezdinde adalet duygusunun yerleşmesi, yapanın yanına kâr kalmaması gerekir. Vergi yükü adil bir biçimde dağıtılmalıdır.
Buna rağmen ödenecek vergi yine yüksek çıkabilir ama bu verginin karşılığı alınabiliyorsa ödeyen nezdinde bir sıkıntı yaratmaz.
Zaten adil bir vergi düzeni ile beraber ülke bütçesi doğru alanlarda harcanıyorsa ; hanehalkının da refahı, geliri artacaktır.
@FeiyanXie Güzel numara ama bunu gören çocuğunuzun, kendisi de bunu denemek isterse sizin olmadığınız bir zamanda? Çocuk için kötü sonuçlanabilir? Burnuna bir çok farklı materyel sokabilir, daha kötüsü gözüne sokmaya çalışabilir.
🚩MSB ARGE TÜREV Turbofan motoru
Savunma Sanayi Sosyal Medyasının 15 Temmuzu oldu.
Savunma Sanayi Sosyal Medyasına YUVALANMIŞ TÜM Kriptolar, "tek merkezden" butonlarına basılmış halde MSB ARGE'ye saldırıyorlar.
Neden❓
Çünkü KAAN'a daha yıllar var KARA PROPAGANDASI,
Acil uçak alalım, bağımlı olalım, bağımlı olacağımız yer de bizi İKTİDARA getirsin Türkiye'de isteyen Kirli Zihniyetin parçalara ayrıldığı tarihtir 5 MAYIS 2026 SAHA 2026.
Şuanda T.C ve MSB ARGE'ye saldırmaları bu nedenledir.
TÜRK Milleti bu şahıslara itibar etmeyecektir.
TÜRK Milleti T.C ve TÜRK Devletinin yanındadır.
SAVUNMA SİYASET dışıdır.
T.C, MSB ARGE ve TSK'yı hedef alanlara asla alan açılmamalıdır.
Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak’ın X hesabı erişime engellendi.
Mesajını paylaşıyorum
‘’Değerli Vatandaşlarım, Değerli Takipçilerim.
Tahmin edebileceğiniz grubun şikayeti ile X hesabım bugün erişime kapatıldı.
Bunu kişisel bir mesele olarak değerlendirmiyorum.
Bu yapılanları hiç haketmiyoruz.
Ülkem adına çok ama çok üzüldüm.
Şimdilik hoşçakalın.
Dr. Ramazan BAŞAK’’
Bu arada ben bir program yok demedim. Artısı, eksisi ortaya konmadan; nelere yolaçacağı tespit edilmeden faize/kura bir fren/gaz pedalı muamelesi yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Kura müdahale ettin, önünü arkasını düşünmeden, sonra toparlamak için de faiz arttırımına gitmek mecburiyetinde kalırsan sormazlar mı biz b.ku neden yedik diye?