KİM GÜVENDE? Ayşenur ve İkbal’i andığımız günün gecesinde Bursa’da 18 yaşındaki Gökçe boğazı kesilerek katledildi.
“Ailem Güvende” diyerek LGBTİ+’ları, dernekleri, hak savunucularını, gazetecileri hedef gösterenler, seslerini kısanlar, her gün en az 1 kadın katledilirken ortada yok!
Güvende değiliz!
Ve susmayacağız.
Bu sabah ortaokul sıralarındaki 8 çocuk başka bir çocuk tarafından saldırıya uğruyor ama tüm bu çöküşün sorumlusu Yusuf Tekin koltuğundan kalkmamakta ısrar ediyor! Bu vasat yönetiminizin bedelini çocuklar canıyla ödüyor. Ardı arkası kesilmeyen bunca olaya rağmen istifa etmeye haysiyetiniz yetmiyor!
Liyakat değil hayli tartışmalı bir sadakat karşılığı oturtulduğu koltuk sayesinde elde ettiği gücün sınırsız olduğuna inanan Akın Gürlek’e sesleniyorum:
Ellerini ailem, dostlarım ve arkadaşlarımın üzerinden çek.
Tam karşında duruyorum.
Benimle uğraş ki dövüştüğüm kişi mert mi değil mi anlayalım…
Bu paylaşım kişisel gibi duruyor. Ancak benim, ailemin ve dostlarımın başına gelebilecek her türlü kötülükten sorumlu olacak olanların kim olduğunu kamuoyuyla paylaşıyorum. Paylaşmaya da devam edeceğim.
Öte yandan konu AKP ve devlet bürokrasisinden isimlerin de dahil olduğu fon soygunu ile ilgili olduğu için her şeyden önce siyasal ve toplumsal yanı olduğu kuşkusuz.
Fon soygununun ortaya çıkmasından sonra, konuya dair edindiğim bilgileri/iddiaları önce soru önergeleriyle sonra da sosyal medya üzerinden duyurmaya başlamamın ardından yoğun bir saldırı başlatıldı.
Mehmet Kap sahte kimliğiyle trol+medya manipülasyon lağımı kuran Adalet Bakanının danışmanlarından Furkan Torlak tasmasını tuttuğu trolleri, iktidar yanaşması medya mensuplarını, bunların yetmediği ortaya çıkınca da muhalif görünümlülerin pazarından satın aldığı ve “saygınlığı kendisi kadar olan” bazı isimleri devreye soktu.
Yanıtı hak eden kimse de yok açıkçası. Ailemi de hedef alarak hakkımda ortaya atılan iddialara yanıt vermeyi zaten zül sayarım.
Ancak, dostluğundan hiçbir zaman şüphe duymadığım Ahmet Saymadi bu saldırıların parçası olarak bugün tutuklandı. Çok uzun yıllara yayılan ve defalarca başımıza gelen kötü zamanlarda sınanmış bu dostluk şimdi de içi boş bir uyuşturucu suçlamasıyla bir kez daha sınanmaya çalışılıyor.
Yılardır restoran işletmeciliği yapan Ahmet Saymadi ile ortak olduğumuz iddiaları üzerinden geçen cumartesi günü Kadim isimli meyhanesine narkotik ekipleri tarafından baskın yapıldı. Gerekçesi ise söz konusu mekânda “uyuşturucu temini ve kullanımına” yönelik iddia dile getirilen sahte bir eposta ihbarıydı. Bu ihbarı kimlerin kimlere yaptırıldığını tahmin etmek güç değil!
Yapılan aramada iddialara konu herhangi bir suç unsuru bulunamadığı gibi o gece müşteriler dahil herkese yapılan GBT yoklamaları da temiz çıktı. Yani herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığına dair tutanak tutuldu. Buna rağmen Ahmet Saymadi sırf benim dostum olduğu için gözaltına alındı. 2 günlük gözaltıdan sonra sahtekarca “uyuşturucu kullanımına yer temin etmek” suçlamasıyla savcılığa sevk edilen Ahmet Saymadi çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı.
Mali hesaplarına ilişkin yapılan MASAK incelemesinde, banka havalesi üzerinden aramızdaki para transferlerine ilişkin soru ise esas hedef ve amacı ortaya koyuyor. Ahmet Saymadi’ye bana göndermiş olduğu havalelerin ne olduğu sorulmuş.
Ahmet’in savcı ve hakime söylediğini ben de burada tekrar edeyim:
Limiti yüksek kredi kartımı, işletmesini yaptığı mekâna mal alımı için kullanıldı ödeme günü geldiğinde de kullandığı tutar kadar olanı bana ödedi. Bankadan alınan kredi kartı hesap ekstreleri de mahkemeye sunuldu. Buradan bir suçlama çıkmayacağı anlaşılınca da ne idüğü belirsiz ama yaptıranlarca bilinen bir eposta ihbarıyla Ahmet’i tutukladılar.
Buradan da ilan edeyim Ahmet’le ortağız.
Ne tehdit ve gözdağıyla rehin ve teslim aldıklarınız ne de kaça satın alınacağını bildiğiniz trol ve gazeteci görünümüyle ortalıkta dolaşanlardan değiliz. Yani bu yoldaşlık sizin kişisel menfaatlerinize dayalı suç ortaklığınıza benzemez.
Devleti yozlaştırıp mafyaya çevirenlere, sahip oldukları makamlar üzerinden çete düzeni kuranlara, her şey herkesin gözü önünde olurken utanmadan yalan söylemeye devam edenlere, ihalelerden komisyonlarla, açılan soruşturma ve davalarda aldıkları rüşvetlerle ya da fon soygunlarıyla yurttaşın cebindeki son kuruşa kadar gasp etmeye azmedenlere karşı mücadele ortaklığımız, yoldaşlığımız var.
Şimdi Akın Gürlek’e soralım:
-Off shore bağlantılı hesaplarla ilişkili sizin, sair akraba ve efradınız ile yakın çevrenizde bulunan bazı isimler üzerine yurtdışında kurulu tabela şirketleriniz var mı?
-Bu şirketler üzerinden “yurtdışı yatırımcısı” perdelemesiyle fon soygunu soruşturmasında adı geçen portföy yatırım şirketlerinden yüklü miktarlarda işlemler yapılmış mıdır?
-Fon soygunu ortaya çıkmadan birkaç ay önce Tera portföy yönetim şirketine manipülatif işlemler nedeniyle yaklaşık 9 milyon ceza kesen SPK yönetimi sonrasında bu vurgunu önleyici/denetleyici hiçbir işlem yapmadı. Eğer menfaat ilişkisi yoksa en hafifinden “görevi ihmal/kötüye kullanma” suçlamasından şüpheli olan ve bu tür soygunları önleyici/denetleyici kurum olan SPK yönetiminde eşiniz varken sizin soruşturmayı yürüten yargının başında olmanız çıkar çatışması değil midir?
-Fon soygunu soruşturmasının tutuklu şüphelileri Emre Tezmen, Muhammed Yarız ve Erdin Özel ile Adalet Bakan Yardımcılığı döneminden bugüne kadar 2024, 2025, 2026'da İstanbul’daki belirli otellerde görüştünüz mü? Görü��melerin tarihleri, yerleri, amaçları ve içerikleri nelerdir?
-Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, üzerinize kayıtlı olduğunu öne sürdüğü 16 ayrı taşınmaz olduğunu açıkladı. Yaptığınız açıklamada 4 tapunuz olduğunu söylediniz. Ancak geçmişten bugüne kadar yaptığınız tüm taşınmaz alım satımların hepsini içere pasif tapu kayıtlarını açıklayacak mısınız?
-İlgili bakanlıktan bu pasif kayıtların silinmesini talep ettiniz mi? İlgili bakanlıktaki üst düzey yetkiliden “200 yıldır silinemedi dolayısıyla silinmesi imkânsız” yanıtı aldınız mı?
-Şu bağlantıda https://t.co/Z4oRydS8tY yer alan sorularımız baki kalmak kaydıyla tekrarlayalım; danışmanlığınızı yapan Furkan Torlak’ın, Mehmet Kap sahte kimliğiyle trol+medya manipülasyon çetesiyle birlikte işlediği suçlardan haberiniz var mı?
Yargı sopasıyla halkı sindiremeyeceksiniz!
Ülkedeki adaletsizliklerle ilgilenmek yerine Parti Sözcümüz Sera Kadıgil hakkında pazar akşamı soruşturma başlatan ve bunu da sosyal medyadan duyuran yargı mekanizması, sosyal medyada “cadı avı” yapmak yerine sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Bahçelievler’de bir grup, metrobüste uyuyan trans bir kişiye yumruk atarak kaçtı.
— Saldırı anlarını ise gülerek cep telefonu kamerasıyla kayda aldılar.
Katil savaş düzenine karşı barış diyenler işkence ile gözaltına alınıyor, tutuklanıyor!
NATO halklara öl��m, sermayeye kar demektir!
İran'ın Minab kentindeki kız ilkokuluna düzenlenen saldırıda çoğu kız çocuğu 160'ın üzerinde insanın katilleri için barış diyenler işkence ile gözaltına alınıyor. NATO zirveleriyle, tutuklamalar, gözaltılar ile gerçekler değişmez. Şehre yaptığınız makyaj, sizin kara düzeninizi maskelemez!
NATO'ya, savaşa ve emperyalizme karşı çıkanlar gözaltına alınırken, bombalar çocukları, kadınları ve emekçileri hedef alıyor.
Çocukların öldürülmediği, kadınların özgür yaşadığı, halkların kardeşçe bir arada olduğu bir dünya için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Ne savaş politikalarına boyun eğeceğiz ne de baskıyla susturulacağız.
İstanbul Onur Yürüyüşü'nde Kadiköy'de içinde çok sayıda parti üyemizin de olduğu, anayasal haklarını kullanmak isteyen yurttaşlara yönelik şiddet ve gözaltılar kabul edilemez!
Barışçıl bir şekilde bir araya gelmek, eşitlik ve özgürlük talep etmek suç değildir. LGBTİ+ların varoluşu da, Onur Yürüyüşü de suç değildir.
Gözaltına alınan herkes derhal serbest bırakılmalı, temel hak ve özgürlüklere yönelik yasak ve baskılara son verilmelidir.
Nefrete ve baskıya karşı dayanışmaya devam edeceğiz! 🌈✊
1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü kutlu olsun!
Bugün daha umutluyuz.
Çünkü hayat pahalılığı altında ezilenler artık sessiz kalmıyor. Çünkü düşük ücretlere, uzun mesailere, güvencesiz çalışmaya karşı itiraz büyüyor. Sermayenin ve sarayların dayattığı yoksulluk düzenine karşı; madenlerde direnenler, fabrikalarda üretimi durduranlar, hakları için mücadele edenler kazanıyor. Direniş, en büyük öğretmenimiz olmaya devam ediyor.
Bugün daha güçlüyüz.
Çünkü yalnız olmadığımızı daha iyi biliyoruz. Çünkü bir araya gelince nelerin değişebileceğini, o devasa çarkların bir iradeyle nasıl durabileceğini gördük. Çünkü emeğiyle yaşayanlar, bu düzenin bütün yükünü sırtlananlar onu değiştirmek için bir adım öne çıkıyor.
Bugün daha kararlıyız.
Çünkü bu devasa çarkları döndürenlerin, vakti geldiğinde onu durduracak ve yeni bir dünyayı elleriyle yeniden kuracak olan tek güç olduğunu biliyoruz. Bizler dünyayı her gün ellerimizle var edenleriz; memleketin üzerine çöken ve sırtımızdan geçinenlerin yarattığı bu karanlığı da yine biz söküp atacağız.
Gücümüzü yanımızdaki yoldaşımızdan, umudumuzu birliğimizden alıyoruz. Ne bir kurtarıcı bekliyoruz ne de bir mucize; kurtuluşun ancak bizim ellerimizde olduğunu biliyoruz.
Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok, kazanacağımız koca bir dünya bizi bekliyor!
YAŞASIN 1 MAYIS!
Kazanacak Bir Dünya Var
İşçi sınıfının Taksim'e çıkışının 50.yılında, üretenlerin yönettiği, zulmün ve baskının son bulduğu bir Türkiye ve Dünya için 1 Mayıs'ta Taksim'e. #OmuzOmuzaTaksime
Bizler, eğitimin kamusal, demokratik ve eşitlikçi niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil yaşamın ve özgürlüğün mekânları haline getirmek için mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Okullarımızı Şiddete Teslim Etmeyeceğiz!
Kadınlar Yargılanıyor!
25 Kasım 2024’te hukuksuz ve uydurma gerekçelerle gözaltına alınan 168 kadın ve LGBTİ+ hakkında açılan davanın 2. duruşması, yarın ( 08.04.2026 ) saat 10.00’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.
İşçi katilleri, tecavüzcüler, istismarcılar adliyelerin yolunu bilmezken; biz kadınlar çok iyi biliyoruz. Çünkü adaletin peşini bırakmıyoruz.
Fatmanur Çelik ve kızı Hifa’nın faili bir gün bile ceza almazken, kadın katilleri ellerinde telefonlarla “öldürsem yatarı ne kadar” hesapları yaparak sokakta dolaşabiliyor. Bu düzende kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik sistematik baskı ve yıldırma politikaları, Saray rejimi tarafından sürdürülüyor.
Ama bu karanlığa boyun eğmeyen, erkek-devlet şiddetine karşı sokağa çıkan kadınlar ve LGBTİ+’lar yargılanmak isteniyor. Bu yargılama sadece bizlere değil; aynı zamanda faillere “korunacaksınız” mesajıdır.
Biz buradayız.
Kadınların ve LGBTİ+’ların inadı, cesareti ve örgütlü mücadelesi var oldukça ne sokaklardan ne de haklarımızdan vazgeçeceğiz.
25 Kasım yargılanamaz.
Hesap verecek olan sizsiniz.
Dünyayı bir savaş alanına çeviren, bölgemizi kana bulayan ve halkları karşı karşıya getiren savaş makinesi NATO’yu ülkemizde istemiyoruz!
Topraklarımıza savaşın getirilmesine izin vermeyeceğiz.
Ülkemizde bulunan NATO üsleri derhal kapatılsın!
2026 yılında ülkemizde yapılması planlanan NATO Zirvesi iptal edilsin!
#NATODağıtılsın
“Taksim’de 1 Mayıs kutlayamazsınız” diyenlere bu ülkeyi bırakmayacağız. 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz!
Genel Başkanımız Erkan Baş, bu yıl 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda bir araya gelme çağrısı yaptı.
Bu sabah gerçekleştirilen operasyon kapsamında Limter-İş Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever ile eski Başkanı Kamber Saygılı dahil pek çok arkadaşımız gözaltına alındı.
Sendikal faaliyetleri engellemeye ve kriminalize etmeye dönük bu saldırıları kabul etmiyoruz.
Limter-İş Sendikası (@Limter_is) ile dayanışma içinde olduğumuzu yineliyoruz. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın.
İnsanca yaşanacak bir ücret için direnen Migros depo işçilerinin işten atılmasının ardından DGD-SEN yöneticileri ve beraberindeki işçiler, patron Tuncay Özilhan’ın evinin önünde düzenledikleri basın açıklaması ve oturma eylemi esnasında gözaltına alındı. 100 emekçi gözaltında tutulmaya devam ediyor.
İşçinin hakkını patronlara ezdirmeyiz! Gözaltılar derhal serbest bırakılmalı, depo işçileri tüm haklarını almalıdır!
Dün Şişli'de katledilen Durdona Khokimiva için sokaktayız!
Yarın bir başkası için yürümemek için ses çıkarmak zorundayız!
Bu münferit bir olay değildir. Fail kadar onu korumayanlar da sorumludur. Geç kalınan her önlem, hafifletilen her ceza yeni bir cinayettir. Adalet değil, ölüm dağıtan bu sistemin karşısındayız.
Biz buradayız. Sokaktayız.
Kadın cinayetlerine karşı isyandayız.
Susmuyoruz!
Korkmuyoruz!
Alışmıyoruz!