İHD Iğdır şubesi ve Iğdır Barosu ile 8 Mart Emekçi Kadınlar günü ile ilgili basın açıklaması düzenledik.
Kadınların eşitlik ve yaşam hakkı mücadelesinin simgesi olan bu günde; kadınların öldürülmesine,faillerin korunmasına ve kadın emeğini hiçe sayan zihniyete geçit vermeyeceğiz!
Dünya Anadil Günü'nde İHD Iğdır Şubesi ve DEM Parti Iğdır ile birlikte basın açıklaması düzenledik.
Başta anadilini konuşmak ve yaşatmak için mücadele eden kürt halkı olmak üzere, coğrafyamızda kadim dillerini yaşatan bütün halkların Dünya Anadil Günü'nü kutluyoruz.
Emek ve Demokrasi Platformu olarak 6 Şubat Depremleri'nin yıldönümünde basın açıklaması düzenledik.
Üçüncü yılında acımız ne kadar derinse, hakikat arayışımız da o kadar keskindir. Biz Buradayız. Kayıplarımızın hesabını soracağız!
İHD Iğdır Şubesinin çağrısıyla, HTŞ'nin Rojava halkına yönelik gerçekleştirdiği saldırılara dikkat çekmek üzere basın açıklaması düzenledik.
Rojava halkına karşı açılmış bu savaş insanlık onuruna aykırıdır. Şiddeti, işgali ve savaşı kabul etmeyeceğiz, sessiz kalmayacağız!
Katledilişinin 19. yılında Hrant Dink’i anmak üzere İHD Iğdır Şubesi'nde düzenlenen basın açıklamasına katıldık.
Ne seni unuttuk, ne de katillerini.. Faşizme inat, kardeşimizsin Hrant!
Iğdır Emek ve Demokrasi Platformu ile birlikte, HTŞ'nin Rojava halkına yaptığı soykırıma karşı basın açıklaması gerçekleştirdik.
Rojava'da kadınlar, çocuklar, siviller katlediliyor. İşlenen bu insanlık suçuna sessiz kalmak, bu suça ortak olmaktır. Rojava halkının sesi olacağız!
Halep’te yaşanan saldırılar derhal kalıcı olarak durdurulmalıdır!
Partimizin DBP, DEM Parti, Devrimci Parti, EHP, EMEP, ESP, SMF, SODAP, SYKP, TÖP ve Yeşil Sol Parti ile ortak açıklamasıdır:
❗️Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e MESEM kapsamında gündeme gelen taciz iddiaları hakkında soru önergesinde bulundu:
❓"MESEM kapsamında iş yerleri ne kadar sürede bir hangi hususlar esas alınarak değerlendirilmektedir?"
Suriye’de HTŞ ve ona bağlı cihatçı çetelerin Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere dönük saldırılarını protesto etmek için DEM Partinin çağrısıyla yapılan açıklamaya katıldık.
Gerici, faşist saldırılara karşı Suriye halklarıyla dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz.
We salute the Cuban comrades that lost their lives in the imperialist attack on Venezuela. The people of Turkey stand in solidarity with our Venezuelan and Cuban brothers and sisters.
Suriye’de Şam yönetimindeki HTŞ ve bağlı cihatçı güçlerin, Halep’in Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı iki mahallesine yönelik sürdürdüğü kuşatmayla sivillerin ihtiyaçlarının karşılanmasını engellediği süreci şimdi de askeri operasyona çevirmesi hem Orta Doğu’da barış hem de Suriye’de istikrar konularında Colani ve yandaşlarının samimiyetsizliğini gözler önüne sermektedir.
Ülkede iktidarı ele geçirdiklerinden bu yana başta Aleviler, Dürziler, Süryaniler, Hristiyanlar ve Kürtler gibi farklı dini, etnik ve kültürel gruplara dönük saldırılar ve ülkedeki yabancı cihatçıların varlığı toplumsal barışı ve çoğulculuğu tehdit etmektedir.
SDG ve Şam'daki yönetim arasında varılan 10 Mart Mutabakatı'nın ardından Nisan 2025'te SDG'nin askeri güçlerinin mahallelerden çekilmesi ile varılan uzlaşıyı yıkan HTŞ'nin askeri operasyona girişmesi hem Kürt halkının varlığına hem tüm Suriye halklarının güvenliğine ve huzuruna yönelik bir saldırıdır. HTŞ ve diğer cihatçı örgütlerin ve onların dış destekçilerinin körüklediği savaş ve çatışmanın bir “çözüm” olmadığı unutulmamalıdır. HTŞ derhal saldırılarını durdurmalıdır.
Haber takibi yapmaya gittiği esnada polis tarafından gözaltına alınarak işkenceyle katledilen Evrensel Gazetesi muhabiri, Gazeteci Metin Göktepe'yi unutmadık, unutturmayacağız.
Bu yürek hiç susmayacak!
NATO'nun 2026 yılı toplantısı Türkiye'de yapılacakmış...
Bu ülke emperyalistlerin karargâhı değildir! Faşist bir haydut Türkiye'de kırmızı halılarla karşılanamaz!
26 yaş üstü engelli, sakat ve nöroçeşitli bireylerin özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinden dışlanması, basit bir idari karar değil; Saray Rejimi eliyle yürütülen açık ve bilinçli bir hak gasbıdır. Mevzuatta yaş sınırına dair tek bir hüküm bulunmazken, MEBBİS (Millî Eğitim Bakanlığı’nın öğrenci ve eğitim süreçlerini yöneten merkezi dijital sistemi) üzerinden fiilen uygulamaya sokulan bu kısıtlama, engelli yurttaşların kamusal destekten ve sosyal yaşamdan dışlanması anlamına gelmektedir. Engellilik 26 yaşında bitmez; ancak Saray’ın politikaları, engelli bireyleri bu yaştan itibaren desteksizliğe ve görünmezliğe mahkûm etmektedir.
Bu uygulama, engel türleri arasında herhangi bir ayrım yapmaksızın tüm engelli gruplarını kapsamaktadır. Ancak yaşam boyu destek ihtiyacı tartışmasız olan nöroçeşitli bireyler açısından sonuçları çok daha ağırdır. Otizmli, Down Sendromlu ve gelişimsel farklılıkları olan bireyler için özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, yalnızca bir eğitim alanı değil; sosyalleşebildikleri, gündelik yaşam becerilerini sürdürebildikleri ve kamusal hayata tutunabildikleri çoğu zaman tek kamusal imkândır. Bu desteğin kesilmesi, bu insanları fiilen hayattan koparmak anlamına gelmektedir. Öte yandan şunu da vurgulamak gerekir ki mevcut haliyle özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde fizik tedavi bölümlerinin teker teker kapatılıyor olması fiziksel engeli bulunan ve rehabilitasyon desteğine ihtiyaç duyan bireyler açısından da çok ciddi bir sorun teşkil ediyor.
Bugün özel eğitim merkezlerinden koparılan her birey, sermaye düzeninin “verimli olmayanı dışla” mantığının kurbanıdır. Aynı politika, bakım yükünü ailelerin omuzlarına yıkarak kamusal sorumluluğu tasfiye etmekte; sosyal hizmet yerine sadaka ve kader söylemini koymaktadır. Bu, engelli yurttaşları olduğu kadar ailelerini de yoksulluğa, tükenmişliğe ve toplumsal dışlanmaya sürükleyen bilinçli bir tercihtir.
Bu saldırı, Saray Rejimi’nin sosyal devletten geriye kalanı tasfiye etme programının bir parçasıdır. Eşitlik ilkesinin, eğitim hakkının ve yaşam boyu destek güvencesinin açıkça ihlal edilmesidir. Engelli haklarını bütçe dengeleri ve piyasa hesaplarıyla ölçen bu anlayış, engelliliği bir “maliyet”, yurttaşı ise bir “yük” olarak gören kapitalist zihniyetin doğrudan sonucudur. Eğitim ve rehabilitasyon bir lütuf değil; kamunun devredilemez yükümlülüğüdür. Engelli hakları sermayeye kaynak açmak için budanacak bir kalem değildir.
Türkiye İşçi Partisi olarak engelliliği hak temelli bir mücadele alanı olarak görüyoruz. Engellilik, sakatlık ve nöroçeşitlilik alanındaki eşitsizlik bireysel değil, sınıfsal bir meseledir diyoruz.
Bu hak gaspını kabul etmiyoruz. Tüm engel gruplarını kapsayan vakıf, dernek ve inisiyatifleri, engelli haklarını bir mücadele alanı olarak gören tüm siyasi partileri bu uygulamaya karşı birlikte direnmeye çağırılıyoruz.
Engelli hakları pazarlık konusu değildir!
Engelleri yıka yıka kazanılacak koca bir dünya var!
Türkiye İşçi Partisi Engelli Hakları Komisyonu
2026 yılı KYK bursu 4000 TL olarak açıklandı.
Gençlik ve Spor Bakanı utanmadan hayırlı olsun diyor.
Öğrenciler günlük 133 TL ile nasıl yaşasın? Hayırlıysa siz yaşayın!