Çocuk işçiliği, ülkemizde derinleşen yoksulluğun kaçınılmaz bir sonucu olarak yaygınlaşmaktadır.
OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) verilerine göre Türkiye'de 6,5 milyon ÇOCUK şiddetli yoksulluk içinde yaşamaktadır. Bu veri, her beş çocuktan birinin yeterince beslenemediğini, her dört çocuktan birinin okula aç gittiğini ifade etmektedir. Yoksulluk derinleştikçe ailelerin çocuklarını çalıştırmaktan başka seçeneği kalmamaktadır.
Resmi rakamlara göre Türkiye'de kayıtlı çocuk işçi sayısı 1 milyon 372 bindir. TÜİK’in 2024 verilerine göre 15–17 yaş grubunun iş gücüne katılım oranı ise %24,9'a yükselmiş, yaklaşık 970 bine ulaşmıştır. Ancak gerçek durumun çok daha yüksek olduğu ortadadır. Zira bu sayıya Mesleki Eğitim Merkezi'nde (MESEM) çalıştırılan 500 bin çocuk, kayıt dışı istihdam edilen 15–17 yaş grubu ve 15 yaş altı çocuklar dahil edilmemiştir. Tüm bu gruplar hesaba katıldığında Türkiye'deki çocuk işçi sayısının 3 ila 4 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Asıl mesele bu rakamların ardındaki siyasi tercihtir. Çocuk işçiliği, ülkemizde tesadüfi bir toplumsal sorun değil, bilinçli olarak üretilmiş bir politikanın ürünüdür. Aday çıraklık yaşının 11–12'ye çekilmesi, MESEM'lerin yaygınlaştırılması ve çocuk çalıştıran işyerlerine finansman desteği sağlanması, çocuk emeğini ucuz iş gücü olarak sisteme dahil etme iradesinin somut göstergeleridir. İktidar, çocukları eğitim hakkından yoksun bırakırken aynı zamanda çocukları sermayenin kâr edebileceği bir kalem olarak görmektedir.
- Çocuk işçiliğini derinleştiren tüm yasal düzenlemeler geri alınmalıdır.
- MESEM uygulaması çocuk işçiliğini meşrulaştıran yapısından arındırılmalıdır.
- Mevsimlik tarım işçisi ailelerinin çocukları başta olmak üzere tüm çocuklara nitelikli, kesintisiz eğitime erişim güvence altına alınmalıdır.
- Çocuk yoksulluğunu besleyen ücret baskısı ve güvencesiz çalışma koşulları ortadan kaldırılmalı, aileler çocuklarını çalışmaya mahkûm eden yoksulluğa terk edilmemelidir.
- Çocuk işçiliğine maruz kalan her çocuk için çocuğun üstün yararı esas alınmalı, barınma, sağlık ve eğitime erişim bir hak olarak sağlanmalıdır.
Çocuk işçiliğiyle mücadele yalnızca bir güne ait bir çağrı değildir. Çocukların bedensel ve ruhsal gelişimlerinin çok ötesinde işlerde çalıştırılarak emeklerinin sömürülmesine karşı çıkmak her gün sürdürmek zorunda olduğumuz bir hak savunuculuğudur. Türkiye İşçi Partisi olarak bu mücadeleden geri adım atmayacaktır.
Çocukların emeğine değil, hayallerine ihtiyacımız var.
Kaynaklarımız da imkanlarımız da kısıtlı; ama hiçbir şey bizi inandığımız yoldan döndüremez, mücadelemizden vazgeçiremez.
Gücünü halktan alan partimize siz de bağışlarınızla destek olabilirsiniz:
➡️https://t.co/ga5QXdA858
Genel Başkanımız Erkan Baş:
"Mutlak Butlan kararı karşısında ilk günkü tutumumuzdan bir milim bile geri adım atmış durumda değiliz çünkü bu yaşananları bir CHP içi sorun, parti içi çekişme ve mücadele konusu olarak görmüyoruz. Ancak bu noktada dostça bir uyarı yapma sorumluluğumuz var.
Eğer tartışmayı bir baba ocağı tartışmasına çevirirsek o zaman bu parti içi bir konu gibi ele alınmaya başlanır. Bizim gördüğümüz, Saray Rejimi'nin bu meseleyi bir parti içi mesele haline getirmeye çalıştığı; amacının, muradının bu olduğudur."
Genel Başkanımız Erkan Baş:
"Bu iktidar Fethullahçılarla birlikte Ergenekon, Balyoz, KCK gibi kumpas davalarında özel bir yargı pratiğini yarattı. 'Beğenmeseniz de bu mahkeme kararına uymak zorundasınız' diye halka parmak sallıyorlar. Peki Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını niye uygulamıyorsunuz?
Bir annenin çocuklarıyla tehdit edildiği mahkemelerde yargılanıyor insanlar!"
Genel Başkanımız Erkan Baş'ın bugün saat 14.30'da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenleyeceği basın toplantısını sosyal medya hesaplarımızdan ve TİP Dijital mobil uygulamasından canlı izleyebilirsiniz.
Geleceği birlikte kurmak, siyasette söz sahibi olmak istiyorsan doğru yerdesin!
Parti meclisi üyelerimiz ve milletvekillerimizin katılımıyla gerçekleştireceğimiz online toplantımıza davetlisiniz.
Kurtuluş ellerimizde ✊️
🗓 10 Haziran Çarşamba
🕗 20.00
Genel Başkanımız Erkan Baş, Çorum Rıza Şehri Canlar Buluşması kapsamında düzenlenen programda konuştu:
‘’25 yıldır kim teslim olmadı? Biz teslim olmadık. Biz ‘Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan’ diye yüzlerce yıldır bu mücadeleyi devam ettiriyoruz.’’
Genel Başkanımız Erkan Baş, TMMOB 49. Olağan Genel Kurulu'nda konuştu:
"Memleketin en çok akla, bilime, vicdana ihtiyacı var. Bilim insanlarının, ufkunu bilimle çizenlerin yaşadıkları zorlukları biliyorum.
Bu mücadelenin birikimini ve deneyimlerini tüm Türkiye toplumuna, toplumsal muhalefetin tümüne taşıyacak bir TMMOB'a ekmek kadar, su kadar ihtiyacımız var."
Direnişte son duruma dair sendikamızın yaptığı açıklama budur.
Son işçi arkadaşımız son kuruş alacağını alana kadar takip etmemizin, desteğe devam etmemizin ne kadar önemli olduğunu gördüğümüz bir gün yaşadık.
Madenciler ne karar alırlarsa ona uygun davranacak, üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar yanlarında duracağız.
Bir rezilliğe tanıklık ediyoruz.
Haftalar önce madenci kardeşlerimiz bileğinin hakkıyla, çocuklarının geleceği için bedenini açlığa yatırarak burada bir direniş kazandı. Devletin 3 bakanı söz verdi, “patron işçilerin tüm haklarını ödeyecek” dedi. Haftalar sonra bugün biz yine Yıldızlar SSS Holding önünde, tutulmayan sözlerin peşinde direniyoruz.
Soruyorum: Devlet daha verdiği bir sözü tutmayacaksa nerede bunun kudreti? Türkiye Cumhuriyeti devleti bir tane patron bozuntusuna işçilerin hakkını ödetemiyor öyle mi? Gençlere cop vurup biber gazı sıkarken çok güçlüsünüz ama bir patrona söz geçirmekten acizsiniz, öyle mi?
Bu süreçte birkaç defa “bütün alacaklar ödendi” açıklaması yaparak işçileri kandırdılar, biraz önce de benzer bir açıklama yapıldı. Patronların ve yetkililerin sözüne güven duymadığımız için işçi arkadaşlarımız avukatlarımızla görüşme halinde, tüm hesaplar kontrol ediliyor ve herkes tüm haklarını alana kadar burada beklemeyi sürdürüyoruz.
Şunu iyi bilsinler: İşçi kardeşlerimizin tek bir lirası bile patronda kalmayacak. Devran nasıl olsa dönecek; söz verip oyaladığınız, kandırdığınız işçilerin hesabı mahşere kalır zannediyorsanız yanılıyorsunuz!
Genel Başkanımız Erkan Baş, Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban ve Ankara İl Örgütümüz, Yıldızlar SSS Holding önünde düzenlenen eyleme katıldı.
Madencilerin direnişle kazandığı hakların üzerine yatmaya, devletin gücünü arkasına alarak emekçilere yalan söylemeye kalkan patron mücadelemize ve dayanışmamıza yenilecek. İşçilerin hakkını son kuruşuna kadar alacağız!
Geleceği birlikte kurmak, siyasette söz sahibi olmak istiyorsan doğru yerdesin!
Parti meclisi üyelerimiz ve milletvekillerimizin katılımıyla gerçekleştireceğimiz online toplantımıza davetlisiniz.
Kurtuluş kendi ellerimizde! ✊️
🗓 10 Haziran Çarşamba
🕗 20.00
Kavgamızın şairi Nazım Hikmet'in aramızdan ayrılışının üzerinden 63 yıl geçti. Nazım, dizeleriyle yıllardır mücadelemizin tam kalbinde yaşıyor.
"Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu"
Bir parçası olmaktan gurur duyduğumuz Gezi Direnişi’nin 13. yıl dönümünde, iktidarın polis şiddetiyle yaşamdan kopardığı gençleri saygıyla anıyorum.
Tüm Gezi tutsaklarına; Can Atalay’a, Mine Özerden’e, Çiğdem Mater’e, Tayfun Kahraman’a, Osman Kavala’ya özgürlük talebimizi yineliyorum.
Memleketine, haysiyetine ve ağaçlarına canı pahasına sahip çıkanların hareketidir Gezi. “Ben yaptım, oldu” zihniyetinin bu topraklarda asla egemen olamayacağının kanıtıdır. Ne zaman umutsuzluğa kapılır gibi olsak hatırlayıp yeniden güç bulduğumuz günlerdir, onurdur, kutup yıldızıdır.
Düşlerimizdeki özgür dünyayı gerçek kılmak için Gezi’den öğrenmeye, ruhunu yaşatmaya, pes etmeden mücadeleye devam edeceğiz. Mutlaka biz kazanacağız!
“Gezi Ruhu” 13’üncü yılında, bizlere toplumsal muhalefetin nasıl güçlü bir demokratik dalgaya dönüşeceğini söylüyor: Her toplumsal ve siyasal hareketin kendini göreceği özgürlükçü ve çoğulcu bir aradalık…
Bu günleri dayanışmayla hep birlikte aşacağız. Anayasa’yı askıdan indirip, hukuku ve kurumları yeniden ayağa kaldıracağız. Cumhuriyetimizi demokratikleştirerek eşit ve özgür bir Türkiye yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.
Gezi’de yitirdiklerimize milyonlarca Gezicinin sözü olsun.
“Üç beş ağaç” değil; doğa, adalet ve özgürlük meselesi: Gezi Direnişi 13 yaşında.
Biber gazıyla, copla, şiddetle yenemedikleri Gezi ruhu; meydanlarda süren adalet mücadelesinde, özgürlük ve emek kavgasında yaşıyor.
Gezi’de ölümsüzleşenleri saygıyla anıyor, Can Atalay ve tüm Gezi tutsaklarına özgürlük istiyoruz.
Karanlık gidecek, Gezi kalacak!