Asla peşinden koşmamanız gereken iki şey vardır: gerçek arkadaşlar ve gerçek aşk.
Çünkü gerçekten size ait olan, siz koşsanız da koşmasanız da bir yolunu bulur ve gelip sizi bulur. Bunun için kendinizi tüketmenize, birilerine kendinizi anlatmaya çalışmanıza, olduğunuzdan farklı biri gibi davranmanıza gerek yoktur. Gerçek bir arkadaş, sizi sadece iyi gününüzde değil, en dağınık hâlinizde de tanır ve yine de yanınızda kalır. Ona ulaşmak için çabalamak zorunda hissetmezsiniz; araya mesafe girse bile bağ kopmaz. Konuşmasanız da bilirsiniz, o bağ oradadır.
Gerçek aşk da öyledir. İçinde huzur vardır, acele yoktur, telaş yoktur. Sürekli bir şeyleri kanıtlamak zorunda kalmazsınız. Sevilip sevilmediğinizi sorgulamazsınız mesela… Çünkü hissedersiniz. Sizi yoran, sürekli eksik hissettiren, acabalarla dolu bir şeyin adı aşk değildir zaten. İnsan bazen farkında olmadan yanlış yerlerde mücadele verir. Biraz daha sabredersem olur, biraz daha çabalarsam düzelir diye düşünür. Ama bazı şeyler ne kadar uğraşırsanız uğraşın sizin değildir. Ve bunu kabul etmek, çoğu zaman vazgeçmekten daha çok olgunluk ister.
O yüzden kendinizi kimseye anlatmak zorunda kalmadığınız, sevginin ve dostluğun doğal aktığı yerleri seçin. Sizi olduğunuz gibi kabul eden insanların yanında kalın. Çünkü hak eden hiçbir şey, sizi kendinize yabancılaştıracak kadar zorlamaz.