Müvekkil eşi ile evlenmeden önce mal ayrılığı rejimini seçiyor, evlilik sözleşmesi de imzalıyorlar ve 8 sene evli kalıyorlar. Bir çocukları var. Evlilik sözleşmesini de o dönem hayatta olan bir üstat hazırlıyor. Sözleşme aslında gayet güzel, açık vs yok her ��ey yazılmış detaylı. Ama eşi boşanma davası açmıyor bunun yerine TMK 199 kapsamında ailenin fakirleştiğini iddia edip aile mallarının korunmasına dayanarak dava açıyor adamın 4 taşınmazına tedbir konuluyor. Bunlardan bir tanesi evlilik birliği öncesinde alınan taşınmaz zaten. Hakim Tedbire karşılık teminat da istemeden adamın mala mülke tedbiri koyuyor kısaca. Sözleşmeleri vs hepsini sunuyoruz, hakim diyor ki eşin ağır mağdur edilmesi, TMK 2 dürüstlük kuralına aykırılıktır, davalı mallarını satacağından ailenin mağduriyetine sebep olur. Yahu sözleşme var mal ayrılığı rejimi seçilmiş, boşanmaya gitse hak talep edemez, kaldı ki mallardan biri evlilik öncesi meye dayanarak bu kararı aldın? Cevap yok… Hakimi adalet komisyonu ve hsk ya şikayet ediyoruz hala sonuç yok bir de İstinafta mecbur bekleyeceğiz. Yahu ben anlamadım mevcut sistemde bir x kişisi kendini nasıl güvenceye alabilir? Sözleşme yapıyorsun yine olmuyor hiçbir evrakın güvencesi kalmadı resmen.
Dünya’da kendi seçmenini ve sevenlerini Erdoğan kadar aldatan başka bir siyasetçi yoktur.
Zeytin bahçelerini telef edip yanan ormanları holdinglere peşkeş çekecek, Akbelen’i yandaşlarına maden sahası yapacaksın…
Sonra da “fidan dikin” diye nutuk atacaksın. Ne güzel memleket!
Baş sorumlu sensin. Tüm devlet bürokrasisi sorumludur.
Çöküş döneminde vergi artışıyla beraber fakirlik artar. Bu toplanan vergilerle makamlardakiler de avaneleriyle beraber daha fazla yer; millete gitmez. Nüfus düşer.
İbn Haldun'da var da sen kitap da sevmezsin.
Yahudi lobisi muhtemelen Erdoğan’ı kurtarmaya çalışıyor.
Blackrock CEO’su Larry Fink Erdoğan ile görüşmeye geldikten sonra, belli bir takım gelişmeler yaşandı.
- F1’ in Türkiye’ ye gelmesi
- Bilderberg toplantısı sonrası bazı holdinglerin yapılanmaya gitmesi
- Yabancı yatırımcılar için Erdoğan’ın yaptığı teşvik açıklamaları
Muhtemelen ilerleyen günlerde daha farklı şeyler de duyacağız.
Ben açıkçası bu sermayenin bu ülkeye durduk yere gireceğine inanmıyorum. Belli sözler verilmiştir belli şeyler konuşulmuştur mutlaka. Bunlarla ilgili spekülasyon yapmak da mantıklı değil.
Ama şunu unutmayın: Yahu Lobisi Erdoğan’ı kurtarmaya çalışacak.
İsrail - Amerika - Erdoğan bu oyunda aynı safta.
Trump’a sıkılan kurşunun acısını ruhunda hissedip, saldırıyı kınayan Erdoğan’ın, İran ile iligili neredeyse her konuda susması tesadüf mü sanıyorsunuz?
Amerika Büyükelçisi’nin Antalya demokrasi forumunda dile getirdiği müşfik monarşi saçmalığı hakkında istisnasız tüm Ak Parti’nin sessiz kalması, tesadüf mü sizce?
Domates 100 lira, gram altın 7000 lira, dolar 45 lira. Eğitimden, hukuktan, yozlaşmadan, fakirlikten bahsetmeye zaten gerek yok. Bakara suresi okuyabiliyor diye 25 yıldır iktidarda durabilen tek adam. Nesiller sonra bu Türkiye sosyolojisi üniversitede ders olarak okutulur
İzmir'de bir müteahhit, emekli generalin oğlunu öldürmüş olay yeri inceleme polisleri cinayeti intihar gibi göstermek için delil karartmış, adli tıp intihar raporu düzenlemiş, savcı dosyayı kapatmış.
Emekli general oğlunun cinayetini ortaya çıkarmak 8 yıl uğraşmış. Polisler delil karartmaktan yargılanıyor. Adli tıp raporu yeniden hazırlandı ve intihar değil cinayet olduğu ortaya çıktı.
Kıçı kırık bir müteahhit polisi savcıyı adli tıbbı bağlamış. Paşa çocuğuna bunu yapan sıradan anadolu insanına neler yapmaz. Yargı ve emniyet bu kadar yozlaşmamalıydı. Bir devletin dini adalettir. Parası ve adamı olanın cinayet örtbas edebildiği bir ülke olmamalıyız.
Bu koreografiyi yapan öğretmense öğretmenlik yapamaz.
Memursa memurluk yapamaz.
Türkiye toplu bir akıl hastalığına yakalandı.
Şu yaptığınızı Yunan yapsa düşmanlık ederiz.
Allah bin türlü belanızı versin.
Gençler bilmez; eskiden bu ülkenin ordusu vardı...
Mesela aşağıdaki gibi gece kulübü kıyafetiyle Anıtkabir’e gelmek kimsenin aklına bile gelmezdi; çünkü ordu “siktir git, düzgün bir şey giy” derdi.
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel:
"Ben devletin valisiyim, emniyette ifade vermem."
Mealen: "Ben devletin kendisiyim. Ben o sefil halktan değilim, benim bir ayrıcalığım olmalı. Anayasanın bana farklı çalışması lazım. "
Bu Tunceli valisinin kendi düşüncesi mi zannediyorsunuz?
Bu düşünceye bir o mu sahip zannediyorsun?
Bürokrasideki herkes neredeyse böyle.
Bu kişi sadece kirli ve korkunç işlerin ucu ona çıkınca gerçeği dile getirmiş.
Çünkü şimdiye kadar bu ayrıcalıktan sonuna kadar istifade etmiş.
Ve bu ayrıcalıktan istifade etmeye devam eden yığınla kişi var.
Onlar da tam olarak böyle düşünüyor.
Düşüncelerinden de vazgeçmiş değiller.
Onların görevlerini güya kötüye kullanmamış olmaları bir şey değiştirmez.
Bu düşüncenin kendisi görevi kötüye kullanmak zaten.
Bu zihniyetteki biri önce gücü arkasına alarak kendini kayırır.
Ve halkın önemli bir kısmı bu zihniyeti destekliyor bunu unutma.
"Hayır desteklemiyoruz" deseler bile doğru söylemiyorlar.
Bu laflarına sakın inanma.
Devletin gücünü makamın gücünü paranın gücünü arkasına alan insanlara halkın önemli bir kısmının nasıl baktığını gözlemle.
Kendi haklarını savunan ama makam ve parası olmayan kişileri halkın önemli bir kısmının nasıl küçümsediğini, terk ettiğini gözlemle.
Göreceksin ki halkın o önemli kısmının istediği ile yaptığı arasında 180 derece fark var.
Ve bu zihniyettekiler bu yüzden hala makamlarındalar.
İşte böyle yönetiliyorsun Türk halkı!
Sen şimdi eski Tunceli valisine kızabilirsin...
Doğru, kız kızabildiğin kadar.
Ama mevzu Tunceli Valisi değil.
ZİHNİYET.
Ve bu zihniyeti yaşatmaya sen devam ediyorsun!
Seçimlerin, tepkisizliğin hepsi bu zihniyeti besliyor.
Bu karabasanın sonuçlarını yaşamaya devam edeceğiz.
Türk çocukları Türkiyede yitip giderken Ömer Amerikada Lüks villalarda büyüdü.
Gerçi sadece torunu değil, tüm çocukları Amerikada eğitim gördüler.
Bu milleti bu milletin evladından başkası temsil edemez.
Gümrükten bir şey geçiremezsin.
İnternete kimlikle girersin.
Verdikleri ücret açlık sınırının altında kalır.
Her ay 300 kişi iş cinayetinde ölür.
Zenginlerin 4. veya 5.metresleri ile videolarını izlersin.
Fakir erkeklerin evlenmesi imkansızdır.
Ve hala Türkiye'deki sınıf uçurumuna karşı devrimci saflar dolmaz, herkesin bir ihtimal vurguncu olma ihtimaline varını yoğunu politik olarak bastığını izlersin.
Mehmet Metiner kimdir ki Türkiye Cumhuriyeti adına ABD’nin elçiliğine karşı iki büklüm oluyor, rica minnet yalvarıyorsunuz?
Bu ne biçim üslup?
Okyanusun ortasındaki sömürge adası mıyız?
Bu devletin afrası tafrası bir tek bize mi?
Bu herifin kıymet-i harbiyesi nerden geliyor?
Bulunmaz hint kumaşı mıdır, nedir?
APOYU MECLİSE DAVET EDEN
BAHÇELİ NİN. "İMAMOĞLU GÖREVDEN AFFINI İSTESİN" SÖZLERİNE KARŞILIK, ESKİ İSTANBUL ÜLKÜ OCAKLARI BAŞKANI RECEP ÖZTÜRK'ÜN BAHÇELİ'YE CEVABI;
İyi dersin, güzel dersin, vede hoş dersin emma... Boş Dersin!
O, senin gibi kralın muhafızı filan değil ki, görevden affını istesin.
Son dönemlerde bolca şahit olduğumuz atanan bakanlardan biri değil ki o, affını talep etsin.
Merkez Bankası Başkanı, Tüik Başkanı,Tübitak Başkanı, Yuksek Seçim Kurulu Başkanı da değil ki şeyhinden , hünkârından affını istesin....
İmamoğlu seçilmiş bir Belediye Başkanı. Af isteyeceği yer, İstanbul halkı. Onunda yolu, seçim yâni sandıktır.
SEN NEDEN KENDİ AFFINI İSTEMİYORSUN?
" Affını istesin " dediğin kişi, senin Türkiye genelinde aldığın oydan daha fazla oy almış birisi.
25 yıldır MHP nin başındasın. Hiçbir başarın yok. Neredeyse partiyi bitirdin. Zar zor yürüyorsun, lâkin; görevi bırakmaya hiç mi hiç niyetin yok.
Asıl affını isteyecek olan kişi sensin.
En başta aziz şehitlerimizden.
Sonra da; Türk Milletinden, Türk Milliyetçilerinden, Ülkücülerden...
Sadece affını istemek yetmez!
Af dilemelisin.
Hemde ayaklarına kapanarak bu aziz milletin.
Bilmem af ederler mi ?
İstanbul karla boğuşurken, 25 gün önce organize edilmiş, İmamoğlu'nun İngiliz sefiri ile olan yemekli randevüsünün hesabını soruyorsun.
" Orada ne konuşuldu? Bir protokol tutuldu mu? " diye soruyor.
Aynı soruyu, Yunan Başbakanı ile, Trump'la, Putin'le, Joe Biden'le yaptığı ikili görüşmelerde, neler konuşulduğuna dair hiçbir protokol tutturmayan ağababan'a sorsana. Peki, O'na niye sormuyorsun?
Trabzon mitinginde eline migrofon verilip, anamuhalefet liderine "hain" dedirtilen 9-10 yaşındaki çocuğun bu davranışını ve orada sergilenen sahneyi normal buluyor ve diyorsun ki;
" Bu çocuk bu duruma nasıl geldi? Ona bakmak lâzım. "
Millet İttifakını HDP ve pkk ile irtibatlandırıyorsun.
Ne çabuk unuttun Habur'u, Apo'nun Diyarbakır meydanında okunan mektubunu, Megri Megri okunuşunu,
İhânet sürecini, hendek kazılmalarına karşı iktidarın sessizliğini, Oslo'yu, Dolmabahçe'yi, Apo'nunTrt de okunan mektubunu, Osman Öcalan'la trt de yapılan söyleşiyi ve daha nicelerini...
Ve bütün bu gaflet veya ihanetin sebep olduğu yüzlerce vatan evladının genç yaşta toprağın kara bağrına düşüşünü ne çabuk unuttun!...
Esasen o çocuğu ve bir nesli siz bu hâle getirdiniz!
Sen ve O!...
Sizin o küfürbaz, aşağılayıcı, ötekileştirici, ayrıştırıcı ve bölücü diliniz...
O çocuğun dili, sizin diliniz.
Orada konuşan o değildi, sizdiniz!
Övünün eserinizle ...
Eski İstanbul Ülkü ocakları Başkanı.
Recep ÖZTÜRK.
Çürüme diye bir şeyden sözedeceksek, Menderes ve Özaldan da bahsetmemiz gerekir.
Bugün bunları övmeye devam eden İmamoğlu ve Özel gibi özelleştirilmişlerden de.
Abd büyükelçiliği tabii ki ülkemde olabilir. Ama Tom Barrack ve onun gibi büyükelçi istemiyorum.
Emlakçı Tom Barrack go home…. aksi taktirde Türk Milletinin iradesi seni göndermesini bilir.
Epey geç oldu ama olsun. Fakat şöyle diyeceksin;
''Mustafa Kemal'in mirasını savunan bir partinin sözcüsü olarak, Türk Halkı'nı temsilen ve bölge halklarının refahı, mutluluğu ve kardeşliği adına, seni yaka-paça dışarı atacağız!''
Bu ya da bunun gibi bir şey. ''Yapmaması gerekir, etmemesi gerekir dönemi'' bitti.