Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hazırladığı yeni taslak düzenlemeyle, gıda satışı yapan işletmelerin hem iç hem de dış alanlarına evcil hayvan girişinin tamamen yasaklanması öngörülüyor.
Peki siz bu düzenlemeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bende mi tuhaflık var? Osmanlı'yı nasıl yok sayarak büyüyebilir ki çocuklar, bence varsa da tuhaf tersi için çaba da. Bu bir süreçtir. Atatürk'ün Osmanlı Türkçesi bilmesi ve bu metinleri de tarihimize bırakmış olması gibi... Birbirinden ayırma çabası oldukça nafile geliyor bana
Milli Eğitim Bakanı Tekin:
— Her gün sosyal medyada trend topic oluyorum.
— Ben 'Haçlı Seferleri' kavramını tarih müfredatından çıkardım. Sefer değil o. Haçlılar bize saldırmışlar. Niye itiraz ediyorsunuz?
— Osmanlı ile Cumhuriyet’i barıştırmamız lazım. Eski Türk devletleriyle Cumhuriyet’i barıştırmamız lazım.
— Çocuklarımızın Osmanlı’yı da ataları olarak bilmesi lazım. Osmanlı’ya da sahip çıkması lazım.
Bir köpek sahibi olarak rahatladım bile bu habere ya. Adını koyun bari de gidemiyoruz diyelim tam rahat edelim.
Bahane de hijyen bi de yani dalga geçer gibi.
En temiz görünen mekanların bile ne kadar iğrenç yerler olduğunu köpeğimiz sayesinde anlıyoruz biz.
Çünkü garibim biz mekanda otururken genelde yerde yatıyor ve çıkarken üzerinden pislik temizliyoruz, çöp mü dersin toz mu dersin yemek kalıntısı mı dersin ne ararsan var.
Bahsettiğim pislik iç mekanlardaki pislik bu arada. Dış mekanları saymıyorum bile orada genelde izin verirlerse bir örtü serip sandalyeye oturtuyoruz, vermezlerse kucağımızda tutuyoruz.
Hele ki yan masana normal insan değil de gerizekalı birileri oturduysa yandın zaten. Özellikle çocuklarını mal gibi yetiştiren aileler. Çocuk çığlık çığlığa ortalığı birbirine katar, yerlere bir şeyler döker çıldırır ama bir köpek bir mekanda bir kere havlasa hemen derin bir sessizlik oluşur kafalar döner bakar falan o hissi çok iyi anlayacaktır köpek sahipleri.
Mecburiyetten, istemesek de bi yerde sıkılıp bir de çekine çekine gidiyoruz el mahkum bu mekanlara ama ben çok sıkıldım bu kadar vahşi ve uyumsuz insanlardan.
Terapiye gidenler yeterince cesur kişilerdir. Çünkü içlerindeki karanlığa doğru yolculuğa çıkabilmek, orada gördükleri ile yüzleşebilmek, geçmişleriyle temas edebilmek öyle herkesin yapabileceği bir şey değildir…
"Tez zamanda #deprem bekliyoruz" dediği Marmara kuzey kolu Kumburgaz-Adalar segmenti (segmantasyon da doğru değil) ile 3.9 depreminin olduğu Skyros-Edremit havzası arasında 280-300 km var.
Ne ALAKA ?
KEL ALAKA
Deprem bilimi hiç bu kadar ZULÜM görmemişti.
https://t.co/ouKPQjacio
AHBAP soruşturmasındaki 2 farklı kadın şüphelinin ifadesi: (Sabah)
Nurdan Eriş: Haluk Levent ile İsviçre'de evliliğimiz vardır. Çocuklarım babasız büyüdüğü için ona bağlandılar. Amerika'daki şirketimden para göndermiştim.
Çok para gönderdim. İnanmak istedim çünkü tüm Türkiye güveniyordu. Mağdur kızları kurtarıyordu.
Sevda Kurt: Haluk Bey ile AHBAP'a yazdığım bir yazı sonucu tanıştık. Benim varlıklı olduğumu anlayınca her gün aramaya başladı.
Bana 'Evleneceğiz, çocuk yapacağız.' dedi. Evli olduğunu bilmiyordum. 'Borçları ödersek evleneceğiz.' dedi. Ben de Amerika'daki paralarımı buraya aldım.