Tavrımız ve çağrımızdır
Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye’yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur.
Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır.
Bütün bu yalpalamaların ortasında bir kesim sola haksız ithamlarla, genellemelerle düşmanlık geliştirmekte, sosyalist hareketin milliyetçi hezeyanlarla hedef alınması ve günah keçisi ilan edilmesi için kampanyalar düzenlemektedir. Oysa sol, başından beri her tür milliyetçilik ve liberalizm karşısında başka hiçbir hesap gütmeden, yalnızca kendi ideolojik-siyasal ilkelerine ve devrimci hedeflerine sadık kalarak dik dursaydı, bağımsızlığını korusaydı, birlik ve müttefiklik ilişkilerini bu zeminde kursaydı, bugün tamamen farklı bir ülkede yaşıyor olurduk.
Solun tartışılamayacak ilkeleri vardır ve bu ilkeler korunarak çoğalmak, güç olmak mümkündür. Yıllardır söylediğimiz gibi, DEM Parti ve CHP gölgesindeki bir sol ilkelerini gözden çıkarmış bir soldur. Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir.
TKP, çok uzun bir süredir DEM Parti ve CHP gölgesinde sosyalist hareketin gelişemeyeceğini ve bu partilerin peşinden gidilmemesi gerektiğini yüksek sesle ifade etmektedir. Solun bir dönem CHP’ye, sonra DEM Parti’ye, sonra tekrar CHP’ye bel bağlayarak siyaset yapar hale gelmesi bugün toplumun umutsuzluk ve örgütsüzlüğünün en önemli nedenlerinden biridir. Bazı sol kesimlerin DEM Parti merkezli politikaları terk ederek CHP yörüngesinde siyaset yapmasını bir olumluluk olarak görenler, meselenin özünü kavrayamamaktadır. Kuşkusuz DEM Parti ve CHP farklı tarihsel ve ideolojik dinamiklerin ürünüdür. Ancak bu farklılıklar Türkiye’nin sömürüden, zorbalık ve adaletsizlikten arındırılması mücadelesinde sosyalist hareketin bağımsızlığı söz konusu olduğunda önemsizleşmektedir.
İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
"Amalar" ve "fakatlar" bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran "en geniş güçlerin birliği" yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO’yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun “en geniş güçlerin birliği”ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir.
Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
Nazım Hikmet Anma Gecesi’nde yoldaşımızı ölümsüz şiirleri ve ezgileriyle andık. Nazım'ın memleket, hürriyet ve insanlık kavgasını hep birlikte selamladık.
Arsuz Halkı Sahipsiz Değildir! Yaşamsal ihtiyaçlar hiçbir gerekçeyle kesintiye uğratılamaz!
TKP Arsuz İlçe Örgütü olarak bu sürecin takipçisiyiz. Tüm sorumluları derhal görevlerini yapmaya, bu kabul edilemez tabloyu sonlandırmaya çağırıyoruz!
Yoldaşımız Nazım Hikmet'i, ölüm yıldönümünde şiirleriyle anıyoruz.
Tüm dostlarımızı etkinliğimize bekliyoruz. Davetiye ve ayrıntılı bilgi için
0532 622 18 48 irtibat numarasından bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Üçüncü oturum THTM Kurucu Üyesi ve TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan'ın komünistler ve kemalistler arasında ittifak olanağını değerlendirdi.
"Anadolu'daki milli kurtuluş, Sovyetler Birliği'nin müttefikliği olmasaydı başarıya ulaşmayacaktı. Öte yandan Milli Mücadele başarıya ulaşmasaydı da Sovyetler Birliği'nin işi çok zordu.
Bu devrimci bir ittifaktır. Biz üzerimize düşeni yapmak için büyük bir samimiyetle buradayız."
Nazım, dizeleriyle bugün de bize sesleniyor; paranın padişahlığına, yobazın karanlığına ve yabancının roketine karşı mücadeleye çağırıyor.✊
Yoldaşımız Nazım Hikmet'i, ölüm yıldönümünde şiirleriyle anıyoruz. Tüm dostlarımızı etkinliğimize bekliyoruz.
KÜBA’YA GÜNEŞ TOPLUYORUZ
Ablukaya karşı Küba halkıyla dayanışmamızı Küba'daki hastanelere güç verecek güneş panellerini göndererek gösterelim. "Küba'ya güneş topluyoruz" kampanyasına hep birlikte destek olalım.
Kampanyaya bağışlarınızla destek olun, Küba halkına yanlarında olduğumuzu hissettirelim.
Her fırsatta başka halkların yardımına koşmayı ödev bilmiş Küba halkıyla dayanışma sırası şimdi bizde.
https://t.co/ZKUjxtkFSi
Türkiye Komünist Partisi’nin Özgür Özel ve arkadaşlarına, bir bütün olarak CHP’ye dönük değerlendirmeleri ortadadır. Hiçbir ideolojik, siyasal yakınlığımız olmadığını her defasında tekrarlamak durumunda değiliz. Ayrıca kimseye kefil de olmayız. Ancak…
Şu anda “hukuken” CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin Genel Başkan olarak kabul etmemiz de, yalnız bugün değil gelecekte de imkansızdır.
Bu “atama” işlemi iktidar olanakları kullanarak bir başka parti tarafından gerçekleştirilmiştir. AKP diğer partileri doğrultu ya da yönetici tayin edemez. Kendi meşruiyeti bu kadar zedelenmiş bir partinin siyaset alanını tasarlama girişimleri, bu girişimlere ortak olanların da meşruiyetini sıfırlar.
CHP tabanının bu operasyonu kabullenmeyeceği açıktır. Bir siyasi parti programı, örgütsel yapısı ve toplumsal ağırlığı ile bir bütündür. Daha önce birçok adımı kendi partisinin tabanındaki hoşnutsuzluklara rağmen dayatıp yoluna devam eden Kılıçdaroğlu’nun bu defa şansı yoktur.
Bizi en fazla ilgilendiren ise siyasi partilerin iç dinamiklerine müdahalenin önünü tamamen açan bu uygulamanın toplum tarafından kararlılıkla mahkum edilmesidir. Bu büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Protesto gösterilerine katılımın az ya da çok olmasının bu aşamada bir önemi bulunmamaktadır.
AKP, medyasından vekiline, bürokratından trolüne başka partilere akıl ve yön verme konusunda kendini kaybetmiş durumdadır. Yandaş köşe yazarları sürekli olarak muhalif parti ve siyasetçilere not vermektedir. Burada siyaset alanının daraltılması isteğinin yanı sıra kadar ideolojik ve kültürel bir sorun da vardır. Her şeyin sahibi olma dürtüsü iktidar için artık bir davranış kalıbı haline gelmiştir. CHP tabanının bunu kabullenmemesi iyi bir şeydir.
İlginç olan, AKP’nin diğer partileri kendisine benzetmeye çalıştıktan sonra kendi alanında beliren rakiplerden şiddetle rahatsız olmasıdır. Ekrem İmamoğlu’nun başına gelenler bu açıdan çok öğreticidir.
Velev ki, Kılıçdaroğlu yönetimi tutsa, parti AKP’yle uyumlu bir biçimde güçlenip ona rakip haline gelse, iktidar aynı operasyonu ona da çekecektir. Ancak bu imkansızdır. Kılıçdaroğlu’nun da bunun farkında olduğu ve CHP’nin yönetilmesinden çok yönetilemez hale gelmesi doğrultusunda adımlar attığı görülmektedir.
Biz CHP gerçeklerini siyasal ve ideolojik zeminde halkımıza anlatmaya devam edeceğiz. Bunu yaparken, Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin Genel Başkanı olarak görmemiz mümkün değildir.
Hatay'da meydana gelen sel felaketi, depremin yaralarını henüz saramamış halkımızı bir kez daha zor durumda bıraktı. Altyapı yetersizliği ve ihmaller zinciri nedeniyle su altında kalan Hatay'da, TKP Defne İlçe Örgütümüz ve İlçe Başkanımız alandaydı.
Hatay’ın yıkılmayan iradesi, Denizlerin tam bağımsızlık yeminiyle buluşuyor!
Onlar korkuyu tarihe gömdü, biz ise bu enkazdan yeni bir yaşamı tırnaklarımızla kazıyoruz.
Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz!
Geleceğimizi haramilerin elinden geri almak için;
Türkiye Komünist Partisi saflarına, örgütlü mücadeleye davetlisiniz!
Bize katılmak için: 0535 661 35 22
İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta, sesimizi Adana’da yükseltiyoruz! 🚩
📞 İletişim: 0532 622 18 48
🗓 Tarih: 1 Mayıs
⏰ Hareket Saati: 09.00
📍 Kalkış Noktası: Gürsel- Konarlı Semt evi
1 Mayıs yaklaşırken İskenderun ve Arsuz KDK olarak toplandık. İçinde bulunduğumuz sömürü düzeni, gericilik ve son zamanlarda yaşanan şiddet olayları üzerine sohbet ettiğimiz ve dayanışmayı büyüttüğümüz bir etkinlik gerçekleştirdik. ✊ #yalnızolma KDK’lı ol!
Koltuk, makam, ihale ve rant sevdalılarına cevabımızdır!
“AKP ile mücadele ediyoruz” diyerek kendinizi aklamaya çalışsanız da bu halk ne yaşadığını ne gördüğünü unutmaz. Seçim günü kendine oy vermeyeni “hain” ilan eden, halkın önemli bir kısmını dışlayan sizdiniz; bugün de aynı zihniyetle insanları yaftalamaya devam ediyorsunuz. Bu dil ne dayanışmadır ne siyaset; bu doğrudan halkı bölmektir.
Sözde karşı olduğunuz iktidarla sahada yan yana yürüyen, aynı masalara oturan, aynı fotoğrafları veren sizdiniz. Bakan geldiğinde teşekkür kuyruğuna giren de sizdiniz. Bu tablo ortadayken kim kime koltuk değneği oluyor, halk çok iyi görüyor.
Sizi rahatsız eden oy oranları değil; kurduğunuz rant ve ihale düzenine artık dokunuluyor olmasıdır.
6 Şubat gibi büyük bir felaketin ardından insanlar enkaz altındayken hangi ihalelerin peşinde olduğunuzu, kimlerin hangi kalemlerden zenginleştiğini, hangi faturaların neden şişirildiğini, hangi işlerin neden denetimsiz bırakıldığını açıklayamıyorsunuz. Bunun yerine algı yaratıyor, sorumluluğu başkalarına yıkıyor, gerçekleri söyleyenleri hedef alıyorsunuz.
Ama nafile. Çünkü bu halk artık susmuyor. Depremde kimin gerçekten halk için mücadele ettiği de kimin fırsat kolladığı da ortaya çıktı.
Bugün “işbirliği” suçlaması yapıyorsunuz ama önce aynaya bakın.
Ortaya çıkan her usulsüzlüğü, her şaibeli ihaleyi, her şişirilmiş faturayı ve her karanlık ilişkiyi tek tek teşhir edeceğiz. Hiçbir dosya kapanmayacak, hiçbir şey unutturulmayacak. Bu sadece bir siyasi tartışma değil; bu halkın alın terinin, geleceğinin ve onurunun meselesidir.
Ne koltuk sevdamız var ne makam derdimiz ne de rant düzeninizle işimiz; ama sizin var ve bu yüzden korkuyorsunuz.
Biz buradayız; ne sizden ne arkanızdaki güçlerden çekinmeden konuşmaya, bu halk adına sormaya ve açığa çıkarmaya devam edeceğiz.
Hodri meydan!
Ankara’nın en lüks otelinde “NATO'nun Ankara Zamanı” başlığıyla bir araya gelen iktidar ve NATO temsilcilerine “uyarı” için eylemdeydik.
Başkentte dünyanın en büyük terör örgütünü lüks içinde ağırlayacaklarını sananlara fena halde yanıldıklarını hatırlattık.
Eylemde konuşan TKP Merkez Komite Üyesi Ali Ufuk Arikan şunları söyledi: “Bugün Ankara’nın en pahalı otelinde NATO için buluştular. Ankara’da NATO zamanıymış! Bunu söyleyenler, memleketimizi dünyanın en büyük terör örgütü NATO’ya pazarlamaya kalkıyorlar. Ancak unutmasınlar karşılarında bizi, bu memleketin yurtseverlerini, cumhuriyetçilerini, devrimcilerini, komünistlerini görecekler. Bu temmuzdaki zirve öncesi uyarımızdır. Ülkemizden NATO’yu söküp atacağız.”
Hatıraların izinde bir göç: Depremle dağılan anılar Mersin'de yeniden hayat buluyor
❝ Hafıza, hatıralarını asacak bir çivi arar. 6 Şubat’ta o çiviler söküldüğünde hatıralar askıda kaldı. Yıkılan şehirleri geride bırakanların en çok tercih ettiği şehirlerden biri Mersin oldu. ❞
💬Bu süreci hem bir depremzede hem de bir uzman olarak gözlemleyen Psikolog Fatma Irmak, kentin yaşadığı büyük dönüşümü anlattı
🖊️Haber: Özkan Öztaş (@ozkan_oztas)
https://t.co/KUdQS6YxBA
Bir Gün Daha Bekleme, TKP’ye Katıl!
Değerli yurttaşlar, emeğiyle geçinen kardeşlerimiz;
Hayatın karmaşası içinde çoğu zaman yorgunluk, kaygı ve umutsuzlukla savruluyor, durup düşünmeyi ihmal ediyoruz. Oysa sormamız gerek: Bu düzen kimin için işliyor, kimin sırtında yükseliyor? Biz bu hikâyenin neresindeyiz?
Düşündünüz mü? İktidarlar ve sermaye sahipleri, milyonlarca asgari ücretliye neden daha iyi bir yaşam sunsun? Çarklar tıkır tıkır işlerken, kârlarına kâr katarlarken hayat pahalılığını niye dert etsinler? Başımızdaki azınlık neden yıllarca emeğiyle yaşamış, bugün en düşük emekli aylığıyla geçinmeye çalışan yurttaşların derdiyle ilgilensin? Gençlerin işsizliği, umutsuzluğu kimin umurunda? İşsizlik yaygınken çalışanları daha kötü şartlara razı etmek kolay değil mi? Kadınların aynı işte daha az ücret alması umurlarında mı? “Beğenmiyorlarsa gitsinler” demek onlar için yeterli değil mi?
İşçiler, çiftçiler, öğrenciler, esnaf… Bütün ülke sabahın köründen gecenin yarısına kadar çalışıyor, üretiyor. Ama en zengin %10, zenginliğin %70’ine el koyuyor. Geri kalan için insanlar birbirine düşüyor. Söyleyin, niye son versinler bu kardeş kavgasına?
Şirketler büyürken, faizciler kazanırken; vitrindeki siyasetçiler zenginlere hizmet etmeyi sürdürüyor. Yoksullaşan emekçiler kimsenin umurunda değil.
Ayağa kalkana dek de kimsenin umrunda olmayacak!
Yalanlara, kirli propagandaya, demagojiye kulak asma. Tehditlere, göz boyamalara boyun eğme.
Emeğiyle yaşayanların mutlu, huzurlu ve güvende olmaya hakkı var. Bunun için birlikte mücadele edecekleri bir Parti de var.
Doğruyu savunuyorsa, emekçinin yanında duruyorsa, mücadeleden kaçmıyorsa; TKP’ye katılmak, komünist olmak gerek!
Aynı soruları soruyorsan, “Bu düzen değişmeli” diyorsan; Bir gün daha bekleme. Türkiye Komünist Partisi gönüllülerine katıl. Ülkemizi hak ettiği geleceğe birlikte taşıyalım.