Pasaport kuyruğundayım
iki genç denk geldikleri beyefendi ile sohbet ediyorlar. Adam kızını ziyaret ettiğini Milano’da okuduğunu söyledi. Gençlerden biri (22 yaşında) biz okumadık ağbii dedi. Üzüldük, yaşı çok gençken vazgeçmiş ve kendini asla geliştirmemiş. Milano’da yaşıyor.
Ben geçen gün 350 tl verdim Nişantaşı’nda. Hayırdır dükkanda artık Türk’ler yok diyorum. Biliyorsunuz durumları diyor. 350 tl ye hangi Türk alsın bu kruvasanı…
Çocuklar seviyor diye pahalı olmasına bakmadan aldım 100₺ adetiydi bugün 130₺ yapmış hayırdır ne oldu dedim abi zamlar dedi…
Siz böyle sikerseniz müşteriyi Bodrum’a nah adam gelir dedim çıktım.
“Duyduğuma göre 9 Ağustos’a kadar Instagram açılmayacak.” diyen genç:
“Benim 7 Ağustos’ta doğum günüm var. Ben şimdi ne yapacağım? Nasıl post atacağım? Doğum günüm arada kaynıyor. Gerçekten, olan aslan burçlarına oluyor.”
Bu gördüğünüz Atatürk'ün parfümü. Soir de Paris.
Üretimi yok. Tedavülden kalkmış.
Esansçıya gönderdim ya bunu bulsanız gülçiçek üretir mi diye. Yurtdışında bi kolleksiyonerden buldular. Yapabiliyorlarmış aldılar :) ve ürettirecekler :)
Atatürk çok şık bi adamdı. Acaba nasıl kokuyordu hep koklamak istemiştim :) o dönemde kadın erkek diye kokular ayrışmıyordu güzel koku güzel kokuydu.
Atatürk'ün kullandığı parfümü koklamak nasıl bir his beraber bakarız :)
Bu da böyle bi amme hizmetimdir :)
Atılan saçma sapan, kalp krizi geçirmelik, çığlık içeren, atlayan zombie/yılan/canavar içerikli videolar yüzünden videoların önce sonunu kontrol edip öyle izler oldum…
Bir kadının kalça genişliği artıp beli inceldikçe çocuğunun zekâ seviyesi artıyor. Peki neden? Çünkü kadının alt vücudundaki yağ depoları bebeğin beyin gelişimi için olumlu etki gösterirken üst vücudundaki yağlanma olumsuz etki gösteriyor.
Monaco Yat Kulübünde Michelin yıldızlı şeflerin yaptığı
Deniz taraklı spagetti 760, karidesli gnocchi 760, sosisli tagliatelle 620, kuzu pirzola 960 lira.
İskenderoğlu İskender’de special yoğurtlu iskender 725 lira. Bonfile 725 lira. Ankara Develi’de pirzola 660 lira.
Dünyanın en zengin kulüplerinden birinin restaurantı ile Türkiye’deki normal restaurantlar neredeyse aynı fiyata sahip.
Akıl almaz bir dönemden geçiyoruz.
Bizim de hocamız ailelerimizi çağırıp bu iki kızı kırk kat çamura bulasanız yine altın gibi parlayarak çıkarlar. İkisinin yeri apayrı demişti.
Motivasyon tabii önemli ama demese bile sanırım aynı yerde olurduk ne dersin @cercerltn ?
Bugün ortaokul Türkçe öğretmenimle karşılaştım.
Yanına gidip “beni hatırladınız mı?” dedim. Durakladı. Okul ismimi sorup “şimdi ne yapıyorsun?” dedi.
“Yurtdışında doktora yapıyorum” dedim.
Yaşlı ve mutlu gözleriyle “Kendini bana biraz daha hatırlatır mısın? Çok öğrenci geldi geçti. Sınıfında kimler vardı?” dedi.
Ben de “O zaman 11 yaşındaydım. Siz ise bir veli toplantısında anneme şöyle demiştiniz:”
“Hatice’nin bazı sorularda yanlışları olabilir, bazen sınavlara adapte olmakta güçlük çekiyor. Ancak bir şeyi var ki okuma anlama kapasitesi gördüğüm herkesten daha yüksek. Siz ona bakın. Notları gelip geçer. İleride bu kapasitesi onun çok işine yarayacak.”
Kadının bir anda gözleri parladı. Beni o an hatırladı. “Bak, öngörmüşüm işte!” dedi.
Ardından vedalaştık, belki de bu, hocamı hayattaki son görüşüm olacaktı.
….
Ben 11 yaşındayken o toplantıdan sonra annem eve gelip bu diyaloğu anlatmıştı. Hatırlıyorum, odada kendi başıma oturuyordum. Bir anda “benim öyle mi kapasitem mi varmış?” demiş ve küçük kalbimde gururlanmıştım.
Küçücük bir kız çocuğu olarak sırf o diyalogla kendime güvenim gelmişti. Ve ben o günden sonra çok ama çok daha fazla kitap okumaya başlamıştım. Çünkü benim öyle bir “kapasitem” vardı.
Diyaloğun etkisini görüyorsunuz değil mi?
Yetişkinler ve öğretmenler böyle olmalı.
Bizde genelde hep eleştiri var.
Hayır, çocukların zayıf yönlerine değil güçlü yönlerine odaklanmalıyız. Övmeyi bilmeliyiz.
Belki sadece bir sözümüzle hayatlarını değiştirebiliriz.
Bugünün hatırası, bu oldu bende.