@MehmetAtaar ben yorum katarak paylaşayım. Ev sahibi takım Ankara Demir 30bin biletle kendi bütçesine göre çok iyi bir gelir elde etti, Eskişehir’de onbinlerce insan şehir turizmine ekonomik yönden katkı sağladı. Bursaspor yönetimi, taraftarı, futbolcusu doğru yolda ilerlemeye devam ediyor🐊
Bursaspor’un Süper Lig’de olmaması değerini düşürmez. Bursaspor’un Süper Lig’e ihtiyacı yok; Süper Lig’in Bursaspor’a ihtiyacı var.
Bu kadar skora etki eden hakem hatalarını artık ‘hata’ olarak görmüyorum. İstenmiyorsak açıkça söyleyin. Bu kadar şartlı şekilde maçımıza çıkan personel atanıyorsa, bu kadar emek veriyoruz bizi de boşuna uğraştırmayın. 600 kilometre yol giden taraftarımıza üzüldüm…
Bir futbolsever olarak Bursaspor'un TFF 2. ligdeki maçlarını adeta premier lig maçları gibi ilgiyle takip ediyorum. Tıklım tıklım dolu tribünler, 45.000 ateşli seyirci, makine gibi çalışan bir takım. Seyri çok hoş. Fırsatınız varsa Bursa'daki maçları izleyin derim. Zaten muhtemelen şampiyon bitirecekler 2. ligi ... @BursasporSk
Sunderland benzeri, netflix türevi platformlarda Bursaspor’un Süper Lig şampiyonluğu, şampiyonluk sonrası 3.Lig’e kadar çakılışı, ve oradan tekrar ayağa kalkıp Süper Lig’e yürüyüşünü kapsamlı şekilde ele alan bi belgesel yayınlansa izlenme rekoru kırar dünyada. Bunun Türkiye’de düşünülmesi lazım..
@gdemirkakan En zor zamanlarımızda bizimle olan, bu camianın yetiştirdiği, karakterli, başarılı olmak için istekli, tribünlerin sevdiği, gerçek bir Bursasporlu Mustafa Er’den söz ediyoruz. Hepimize destek olmak düşer. Bu bataklıktan çıkmak için az yolumuz kaldı. Hep destek, tam destek.
gösteri lincinden sonra şimdi de kaan sekban'ın talebi ve cem yılmaz'ın kabul etmemesi konuşuluyor. herkes genel anlamda çok sinirli, çatacak bir yerler arıyor. bu noktada iki kelam da ben etmek istiyorum. öncelikle linç meselesi üzerinden kısaca bir geçeyim.
eril dil eleştirisine ben de katılıyorum, hatta zamanında bu konuda kendisini yüzüne karşı eleştirmiştim. ancak bu bir seçimdir, onun seçimidir. o istediği dili kullanmakta, seyirci de onu eleştirmekte serbesttir. kaldı ki cem yılmaz o dilden ibaret değildir; duruşu, sahne zekası, mizahı ve dahi sineması çok değerlidir. bir sürü alanda öncüdür, gençlere yol açar. kendi türünü yaratmıştır, yenilikçidir, çalışkandır. bakın, mizah en hızlı eskiyen bir şeydir. cem'in hala hızını kesmeden yürümesi, yaptığı şeylerin üzerine sürekli bir taş daha koyması inanılmaz bir başarıdır.
gelelim kaan sekban meselesine. bir ustaya yapılan, genç bir komedyenin gösterisini açma daveti, öyle akşam yemeği daveti gibi bir şey değildir. rica işi hiç değildir, haber göndererek yapılmaz. bu kurdele kesmeye benzemez, bir anonstan fazladır, genç komedyeni lanse etmek anlamına gelir. yani usta açılış yaparak yaparak şunu der; "ben bu adamdan razıyım. yeteneğine, duruşuna, mizahına kefilim". bu ciddi bir sorumluktur. zamanında şahan'a yapmıştı hatırlarsanız. cem yılmaz gibi bir ustanın bunu yapması maddi manevi çok değerlidir. maddi olarak karşılığını asla ödeyemezsin, bunu ancak o kişiyi çok sevdiği ve/veya inandığı için yapar.
cem'in cümlelerini de duydum, kaan'ın cevabını da okudum. cem çok kibar davranmış, ben söyleyeyim; kaan kardeşimiz güzel bir şeyler yapıyor olabilir ama kendisi bir komedyen değildir. komedyenlik/oyunculuk bir kumaş meselesidir. kişi kendine komedyen demez, başkaları der, öyle olursun, ki bu da zaman ve emek ister. cem yılmaz'dan talebi abesle iştigaldir. kumaş sadece sahnede duruştan ibaret değildir, kuliste, hayatta duruş daha da önemlidir. kaan kardeşimiz cem'i anında satmış. cem'e cevaben şöyle demiş; "kendini benden ve benim gibi ‘yeni yetme’ komedyenlerden daha yüce gören herkesin, umarım bir gün bizim toplumsal dertler, haksızlıklar, hukuksuzluklar ve adaletsizlikler karşısında çıkardığı sesin yüzde 1’ini çıkaracak cesareti olur.” bu büyük ayıptır, haksızlıktır. sadece cem özelinde değil, kim olursa olsun, çıkartılan sesi ölçmek kimsenin haddine değildir. kibar söyleyeceğim, kendi çıkardığın sesi tarif etmek ise samimiyetten uzak bomboş bir kibirden ibarettir. dediğim gibi, kumaş meselesi.
Günün birinde kendi ülkesinin de başına gelebileceğini düşünemeyen şair diyor ki... Global gelir artışı sağlandığı sürece başka ülkeleri işgal edip manda haline getirmek meşrudur.
Bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkün olabilir.
Bursaspor Kulübü'ne verilen seyircisiz oynama cezası camiada infiale yol açtı. Bunun tepkisi sadece sosyal medyada kalmaz. 15 Kasım'da Bursa'da oynanacak milli maçta tribünler TFF yönetimine ciddi anlamda tepki koyacaktır.
@fthakkus16 Bursaspor’a Bursa ile uyuşacak hoca lazım. Adem Hoca zaten şehirle, taraftarla uyuşmamıştı. Yukarıdaki isimler kötü hoca değil ancak bir Ömer Erdoğan, bir Ertuğrul Sağlam değiller. Keşke sene başı olsaydı da Mustafa Er’i getirebilselerdi..