🔴MEB PERSONEL GENEL MÜDÜRÜ İLE YAPILAN GÖRÜŞMEYE İLİŞKİN BİLGİ NOTU
MYK üyelerimiz Zülküf Güneş, Ramazan Gürbüz ve Evrim Gülez, 4 Haziran 2026 tarihinde, Millî Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Bülent Çiftci ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, eğitim ve bilim emekçilerinin farklı alanlarda yaşadığı sorunlar, sahadan toplanan bilgilerle oluşturduğumuz raporlar, üyelerimizin talepleri ve sendikamızın sorunlara dair çözüm önerileri Personel Genel Müdürlüğü’ne iletildi.
🔴MEB, Okullarda Devam Eden Temizlik ve Hijyen Sorununa Kalıcı Çözüm Üretmelidir!
Eğitim hakkı yalnızca dersliklerin varlığı, müfredat ya da ders kitaplarıyla sınırlı değildir. Öğrencilerin temiz, sağlıklı ve güvenli ortamlarda eğitim görmesi de eğitim hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Kamusal eğitimin niteliğini korumak ve geliştirmek isteyen bir anlayış, öncelikle okulların temel ihtiyaçlarını güvence altına almak zorundadır.
Eğitim Sen olarak Millî Eğitim Bakanlığı’nı sorumluluk almaya çağırıyoruz. Okullarda temizlik ve yardımcı hizmetlerde yılın hiçbir döneminde aksama yaşanmaması için gerekli önlemler derhal alınmalıdır. Her eğitim-öğretim döneminde yeniden karşımıza çıkan bu sorunun kaynağı ortadan kaldırılmalı; okulların temizlik ve yardımcı hizmetler alanındaki personel ihtiyacı kadrolu, güvenceli ve sürekli istihdam yoluyla karşılanmalıdır.
Öğrencilerin sağlığı, eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma koşulları ve kamusal eğitimin gerekleri tasarruf politikalarına, geçici çözümlere ve güvencesiz istihdam modellerine terk edilemez. İktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın görevi, eğitim hizmetlerini günü kurtaran uygulamalarla değil; kamusal sorumluluğun gereklerine uygun, planlı ve kalıcı politikalarla yürütmektir.
https://t.co/42eEGmDX97
🔴 Demokrasiyi ve Halk İradesini Her Koşulda Savunmaya Devam Edeceğiz!
Eğitim Sen olarak; bedeli ne olursa olsun demokrasinin, halk iradesinin, adaletin ve barışın yanında olmaya devam edeceğiz. Başta emek ve meslek örgütleri olmak üzere tüm demokrasi güçlerini, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi, halklar ve emekçiler üzerinde her geçen gün daha da ağırlaşan bu baskıya karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Demokrasi, adalet ve barış ancak yan yana durarak, birlikte mücadele ederek kazanılacaktır.
https://t.co/zmIIIfixys
Bugün halkın seçme ve seçilme hakkına karşı ağır bir saldırı daha yaşandı.
Bu ülkenin ana muhalefet partisine, Cumhuriyet’in kurucu partisine zor kullanarak girenler, partinin delegelerinin iradesini çiğnemeye çalışmaktadır.
Yaşananlar herhangi bir parti içi mesele değil; halk iradesine ve demokratik siyasetin kendisine yönelik açık bir müdahaledir.
Yerel seçimlerde ortaya çıkan halk iradesini hazmedemeyenler; önce seçilmiş belediye başkanlarını, siyasetçileri ve muhalif toplumsal kesimleri siyasallaştırılmış yargı operasyonlarıyla hedef almış, kendileri dışındaki siyasi partileri fiilen etkisiz hale getirmeye yönelmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönük “mutlak butlan” davası ve bugün parti binasına emniyet güçleri eliyle zorla girilmesi, Türkiye’de demokratik siyaset alanını bütünüyle tasfiye etmeye dönük daha büyük bir kuşatmanın parçasıdır.
Türkiye demokrasisine yönelik bu ağır müdahalenin planlayıcılarını, uygulayıcılarını ve işbirlikçilerini bu halk unutmayacaktır. Parti binalarını ele geçirerek halkın iktidara karşı büyüyen itirazını bastırmaya çalışanlar bilmelidir ki; rüzgâr ekenler fırtına biçecektir.
Bu halkı yoksullaştıranlar, işçiden ve emekçiden alıp sermayeyi büyütenler, halktan değil emperyalist merkezlerden aldığı destekle ayakta kalmaya çalışanlar şunu bilmelidir: Örgütlü bir halktan daha büyük bir güç yoktur.
Bizler emek ve meslek örgütleri olarak; bedeli ne olursa olsun demokrasi, halk iradesi ve adaletin yanında olmaya devam edeceğiz.
Başta emek örgütleri olmak üzere tüm demokrasi güçlerini ve bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi; halklar ve emekçiler üzerinde her geçen gün daha da ağırlaşan bu kuşatmaya karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Demokrasi, Adalet ve Barış ancak yan yana durarak, birlikte mücadele ederek kazanılacaktır.
Demokrasiyi Savunmaya Devam Edeceğiz!
AKP iktidarı, muhalefeti yok etmek ve toplumsal muhalefeti sindirmek için bir kez daha bir yargı sopasına sarılmıştır.
İstinaf mahkemesinin bugün CHP kurultayına yönelik verdiği "mutlak butlan" kararı, demokratik siyasete vurulmuş açık bir darbedir. Halkın iradesini gasp eden kayyum politikalarının bir başka tezahürü olan bu sipariş karar yok hükmündedir.
Yargı eliyle siyaseti dizayn etme çabalarına, irade gasplarına ve antidemokratik müdahalelere karşı demokrasiyi, adaleti ve halkın iradesini savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
Yürütme Kurulu
MEB YARGI ELİYLE SENDİKAL HAKLARIMIZI İHLAL EDİYOR!
Merkez Yürütme Kurulumuzun 08.01.2026 tarihinde aldığı, angarya niteliğinde olan Öğrenci Gelişim Raporlarının doldurulmamasına yönelik eylem kararına, eğitim işkolunda örgütlü üç sendika da benzer kararlarla destek vermiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, sendikaların aldığı bu meşru eylem kararını yargıya taşıyarak mahkemeler marifetiyle iptal ettirmesi, sendikal hak ve özgürlüklere yönelik açık bir müdahaledir.
Kamu emekçilerinin anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altındaki örgütlenme ve sendikal faaliyet hakkını hedef alan bu girişim, yalnızca bir eylem kararının iptali değil; aynı zamanda demokratik hakların sınırlandırılması, uluslararası sözleşmelerin ihlali anlamına gelmektedir.
Kamu emekçilerinin sendikal mücadele yürüttüğü ilk günden bu yana, eylem kararlarının bu şekilde yargı yoluyla iptal edilmesi son derece istisnai bir durumdur. Bu yönüyle alınan karar, sendikal mücadeleyi engelleme çabasının yeni bir örneğidir.
Sendikal faaliyetlerin yargı konusu haline getirilmesi kabul edilemez. Yargının, yürütmenin sendikal hakları sınırlandırmaya dönük girişimlerine zemin oluşturan bir araç haline getirilmesi; hukuk devleti ilkesine ve yargı bağımsızlığına açıkça aykırıdır.
Eğitim emekçilerinin haklarını, emeğini ve örgütlü mücadelesini savunma iradesi yargı kararlarıyla susturulamaz.
Milli Eğitim Bakanlığı’nı, sendikal faaliyetleri yargı yoluyla engellemeye çalışmak yerine; eğitim emekçilerinin yaşadığı gerçek sorunları görmeye, taleplerimizi dikkate almaya ve çözüm üretmeye davet ediyoruz.
Sendikal haklarımızdan vazgeçmeyecek, mücadelemizi örgütlü gücümüzle kararlılıkla sürdüreceğiz.
@leventkuruoglu Ortak karar aldıgınız sendiklar güncelleme yaptı. Sadece İstanbul değil, tüm ülkede iş bırakma kararı aldı. Sizin kararinizda bir degisiklik var mı sayın hocam?
🔵Sınıf Öğretmenlerine BİLSEM Öğrenci Tanımlama Testleri Görevi Karşılığında Ek Ders Ödenmesine İlişkin Davayı Kazandık
Karar için👇
https://t.co/SUUgX9Qu3u
🔴İlçe gruplarının oluşturulmasına ilişkin Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararının acilen uygulanması ve ilçe gruplarının uygulandığı her türlü atama işleminin iptali için MEB’e yazı yazdık.
https://t.co/Z2oVmrfg3y
Anamur’da Okulda Yaşanan Silahlı Saldırı, Güvenlik ve Psikolojik Destek Eksikliğini Bir Kez Daha Açığa Çıkarmıştır.
Anamur’da bir ortaokulda yaşanan ve bir öğrencinin okul müdürünü silahla yaraladığı bu ağır olay, çocukların ve eğitim emekçilerinin nasıl güvencesiz koşullarda bırakıldığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Okula silahla gelebilen bir çocuğun varlığı, tekil ve bireysel bir “olay”dan değil; okul güvenliği, rehberlik hizmetleri, psikososyal destek ve çocuk koruma mekanizmalarındaki derin ve yapısal eksikliklerden söz edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Okullar, şiddetin üretildiği ya da yalnızca görünür hale geldiği mekânlar değil; çocukların korunmasının, desteklenmesinin ve güvenli bir ortamda eğitim almasının sağlandığı kamusal alanlar olmak zorundadır. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersiz, geçici ve çoğu zaman formaliteye indirgenmiş biçimde yürütülmesi kabul edilemez. Eğitim emekçilerinin, sosyal hizmetlerin ve kamusal çocuk politikalarının yerine ikame edilmesi ise ne mümkündür ne de sürdürülebilirdir.
Yaralanan okul müdürüne geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; bu olayın tüm boyutlarıyla, çocuğun üstün yararı esas alınarak, cezalandırıcı değil koruyucu ve onarıcı bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguluyoruz. Eğitim Sen olarak, benzer olayların yeniden yaşanmaması için kamusal sorumluluğun eksiksiz biçimde yerine getirilmesini; okullarda rehberlik, psikososyal destek ve çocuk koruma hizmetlerini kapsayan bütünlüklü sosyal destek mekanizmalarının acilen oluşturulmasını talep ediyoruz.