Pek çok kişi bu akşam Messi'nin kayırılacağını ima ediyor. Oysa bunun hiçbir mantığı yok.
Bu noktaya kadar Arjantin'e iltimas geçildiğine inanıyor olsanız bile (ki Ingiltere karşısında ikinci yarıda oynadıkları futbol finale yakışacaklarını gösteriyor bence) yine de makul bir komplo teorisi bunun zaten ilahlaşmış birisini daha da parlatarak emekli etme projesi değil dünyanın gözü önünde taht değişimi projesi olması gerektiğini düşündürmeli.
Yani demem o ki, komplo teorisinde bile bir mantık olmalı. Futbol endüstrisinin bu akşam Messi'nin efsanesine efsane katmakta hiçbir menfaati yok. O potansiyel zaten sonuna dek kullanıldı ve 39 yaşına geldi.
Oysa, "Lamine Yamal ile kozarını paylaştılar ve yıkadığı bebek 20 sene sonra ondan tahtı devraldı" hikayesinin global futbol makinesinin tüm dişlilerine faydası var. Dolayısıyla eğer sahaya dokunan gizli el muhabbeti yapılacaksa bu tip bir mantığının olmasını beklerim.
Benim komplo teorileriyle bir işim yok. Mükemmel bir final ile en şüpheci insanlara bile helal olsun dedirteceklerini de düşünüyorum. Ama eğer komplo teorisi üretilecekse de bunda bir mantık olması lazım ve o mantık "artık" Arjantin lehine işlemiyor, diyorum.
Topun spidercam (örümcek kamera) teline çarparak İngilizlerin beraberlik golünü hazırlaması olayı eğer Arjantin’in başına gelseydi, Arjantin böyle bir gol atsaydı var ya…
Şu an ortalık daha da ayağa kalkmamış mıydı?
İnanılmaz bir Messi ve Arjantin düşmanlığı yaşanıyor!
KAMUOYUNA DUYURU
Bir sosyal medya paylaşımında yer alan ifadelerden hareketle, Ötüken Neşriyat Genel Yayın Yönetmeni Göktürk Ömer Çakır’ın “Kafter” adlı romanda Çerkes kimliğini hakaret ve aşağılama unsuru olarak kullandığı yönündeki yaklaşımı büyük bir rahatsızlıkla karşılıyor ve şiddetle kınıyoruz.
Köklü bir kültüre ve derin bir tarihe sahip bir halkın adının aşağılayıcı bir ifade şeklinde kullanılması; yalnızca Çerkes toplumuna yönelik bir saygısızlık değil, aynı zamanda toplumsal barışa ve farklı kimliklerin bir arada yaşama iradesine zarar veren bölücü bir yaklaşımdır.
Özellikle kültür ve düşünce hayatına katkı sunma iddiasındaki bir yayınevinin yöneticisi tarafından bu tür ifadelerin kullanılması kabul edilemez bir sorumsuzluktur. Kamuoyunda ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir dilin normalleştirilmesine hizmet eden bu söylemi reddediyoruz.
Çerkes halkının onurunu hedef alan bu ifadeler nedeniyle ilgili kişi ve Ötüken Neşriyat yöneticilerini kamuoyu önünde açıklama yapmaya ve özür dilemeye davet ediyoruz.
Ayrıca, toplumumuzun itibarını, onurunu ve meşru haklarını korumak amacıyla konuya ilişkin gerekli hukuki girişimlerde bulunacağımızı, tüm yasal süreçlerin yakından takipçisi olacağımızı ve hukukun öngördüğü her türlü başvuru yolunu kullanacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.
İstanbul Kuzey Kafkasya Sivil Toplum Örgütleri Koordinasyon Kurulu
@adalet_bakanlik@otukennesriyat
Ben dahil orta sınıf tonla insan yüksek kredi kartı limitini lüks harcama için değil çocuğunun okul parasını ödemek için kullanıyor. Hastane sağlık harcaması vs zaten geçtim. Enflasyonu böyle mi düşüreceğiz..
Şu yavrunun hiçbir şeyden haberi olmadan, başına gelenleri bilmeden düşmüş olduğu şu hale bakın.
Dili bilinçsizce dışarıda, gözlerini bile sabitleyemiyor, kafasını dik tutamıyor, ayakları yere basmıyor.
Bir yavrunun hayatı, hayalleri, mutluluğu, yılları çalındı.
Ayağı kırılmış, bu şekilde 5 gün bırakılmış. Kafasına defalarca kez vurulmuş.
Üstelik bunu yapan kişi, ona şifa vermesi gereken, koruması gereken biriyken.
Güvenin emanet edildiği yerde, el kadar bebeğe yapılan bu zulmün cezası ise "3 yıla kadar hapis".
Belki yatarı bile yok.
Bu yapılan ne bir hata, ne bir ihmaldir. Bu açık bir vicdansızlık, açık bir suçtur.
Kendini savunamayan, konuşamayan bir cana el kaldırmak insanlık dışı bir şeydir. Bunu yapanın toplumda yeri yoktur.
Bu çocuğun yaşayacağı her zorlukta, atamadığı her adımda, eksik kalan her gülüşte bu kötülüğün izi olacak.
Adaletin susmaması, bu yapılanın cezasız kalmaması gerekiyor.
Lütfen isyan edelim. Sesimizi çıkartalım.
Allah bunun belasını vermeden biz cezasını verelim.
Takipçi şikayeti:
“9 aydır yan binamızdaki lokanta bacasından çıkan yoğun duman ve yağ kokusuyla yaşıyoruz. Baca, camımızın hemen altına yerleştirilmiş durumda. Evimizin içine duman doluyor, cam açamıyoruz, nefes almak bile zorlaştı.
Bu süre içinde Ümraniye Belediyesi’ne en az 8 kez, ayrıca Çevre Şehircilik ve Büyükşehir Belediyesi’ne şikayette bulunduk. Ancak Ümraniye Belediyesi her seferinde ‘baca konumu doğru’ diyerek konuyu kapattı.
Ruhsat uygun olabilir ama bu şekilde yaşamak mümkün değil! Vatandaş mağduriyetini görmezden gelmek çözüm değil.”
Kardeşine kaynar su dökerek namusumu temizledim diyen 19 yaşında, 18 suç kaydı var!
Kaynar suyu dökeni yetiştiren ve Türkiye’ye en ağır küfürleri eden 45 yaşında, 26 suç kaydı var!
Toplam 44 suçu olan bu baba-oğul, hiç suç işlemeyen, karıncayı bile incitmeyen masum insanların arasında özgürce geziyormuş! Bunun daha önce de örneklerini gördük.
3-5 değil! 44!
Yazıyla kırk dört!
Bu sistem masumu değil, suçluyu koruyor! Problem ciddi!
Deprem sarsıntısını duyan okulların tatil edilmesi, bahçede ailesini beklemesi ya da cocukların yollara dökülmesi herhangi bir plan ve stratejiye mi dayalı bir standart uygulama mıdır? Bence çok yanlış bir davranış. Hatta bu konuda bir arpa boyu yol alamamış olduğumuzun net bir göstergesi.
Sizin aman 3 yaşına kadar şeker yedirmeyeyim, ekran göstermeyeyim dediğiniz çocuklarınızı,
Ailesinin enik doğurur gibi sokağa fırlattığı 2 soysuz böyle soyacak.
İtiraz ederse kalbinden bıçaklayacak.
“Devlet” ve yargı da “onlar daha çocuk, yetişkin cezası veremem” diyecek.
Osmangazi Köprüsü ve devamındaki otoyola dünyanın parasını ödüyoruz. Ama gişelerde HGS etiketi sık sık okunmuyor, her seferinde ihlalli geçiş fişiyle uğraşıyorsunuz.
Dünyada bu kadar ücret alıp bu kadar kötü yönetilen başka bir işletme yoktur.
En çok korktuğum kanser türü ağız, yutak, gırtlak kanserleri. Yüzünün yarısı alınan hastalar gördüm. Dili, çenesi alınan hastalar gördüm. Yemek yiyemiyorsun, su içemiyorsun, ameliyatı, tedavisi çok zor. Ve en önemli sebebi SİGARA.
İçmeyin, içirtmeyin..
Dün Ahmet Mingüzi’nin yaşadığı gibi bir olayın neredeyse aynısını yaşadık. Eşimle her zaman gittiğimiz Maçka Demokrasi Parkı’nda akşamüstü oturup kahve içiyorduk. Yanımızdan geçen bir şahıs hiçbir neden yokken yere değil, doğrudan bulunduğumuz yöne tükürdü ve tükürük rüzgarla yüzüme geldi. Eşim çok sakin bir şekilde, “Kardeşim burada oturuyoruz, ayıp oluyor” diye uyardı. Tepki vermeyen ve arkadaşının yanına gidip içmeye devam eden şahıs bir süre sonra geri geldi ve “Öyle mi denir lan, sikerim sizi! diyerek bir anda eşime kafa attı. Eşimin burnundan kanlar fışkırdı. Güvenliğe bağırdım, insanlar yardıma koştu, ama saldırgan güvenlikten kurtulup kaçtı.
O esnada yanında oturan arkadaşını tuttuk. Meğer kuzeniymiş. Adı Yusuf. Önce saldırganı tanımadığını söyledi. Telefonu yok, bilgisi yok dedi. Ama sonradan biz sıkıştırınca saldırgan kuzeni olduğunu itiraf etti. Polis geldi, ifademizi verdik, eşim ambulansla hastaneye götürüldü ve darp raporu aldı. Ben de kuzenini kaçmasın diye tutmaya çalışırken tırnağım boynuna değdi. Bu yüzden o da benden şikayetçi olmuş.:) Neyse ki hala duyarlı ve iyi insanlar var yanımızda oturan çift bizim tanığımız oldu ve ifade verdi.
En can yakıcı kısım şu: kuzeni şahsın metanfetamin bağımlısı olduğunu, polisler, uyuşturucu kullanmaktan sabıkası bulunduğunu ve şu anda da aranmakta olduğunu aynı zamanda asker kaçağı olduğunu söyledi. Yani uyuşturucu kullanan, sabıkalı, saldırgan bir adam, kamusal alanda elini kolunu sallayarak geziyor ve insanlara saldırabiliyor. Biz orada neredeyse canımızdan oluyorduk. Bir anlık tepkiyle, tek darbeyle ölebilirdik. Bu olay münferit değil, bu ülkede her gün yaşanıyor. Sadece gündeme gelmiyor.
Biz hem kasten yaralama, tehdit ve hakaretten ceza davası hem de kamuya açık alanda saldırıya uğradığımız ve travma yaşadığımız için manevi tazminat davası açıyoruz. Bu şahıs yakalanana kadar da konunun takipçisi olacağız. Sadece kendi güvenliğimiz için değil, parkta oturan her insan için. Uyuşturucuya batmış, sabıkalı bir saldırgan serbestçe gezip insanlara saldırabiliyorsa, bu sadece kişisel bir olay değildir. Bu, kamu güvenliğine açık tehdittir.
Bu paylaşımı gören herkes, ister paylaşsın ister etiket atsın ama bir şeyi unutmasın: bu ülkede yaşamanın tek güvenliği, başımıza bir şey gelmediği süredir. O yüzden ses çıkarmak zorundayız. @EmniyetGM@adalet_bakanlik