SendikaData yenilendi.
Yeni arayüz, geliştirilmiş veri ekranları, ekonomik göstergeler ve üyelik sistemiyle artık daha kapsamlı.
Sendikalar, konfederasyonlar, işkolları ve çalışma hayatına ilişkin verileri tek noktadan takip edin.
https://t.co/Y529C7E8W1
SendikaData yenilendi.
Yeni arayüz, geliştirilmiş veri ekranları, ekonomik göstergeler ve üyelik sistemiyle artık daha kapsamlı.
Sendikalar, konfederasyonlar, işkolları ve çalışma hayatına ilişkin verileri tek noktadan takip edin.
https://t.co/OMkbW9gMwd
SendikaData yenilendi.
Yeni arayüz, geliştirilmiş veri ekranları, ekonomik göstergeler ve üyelik sistemiyle artık daha kapsamlı.
Sendikalar, konfederasyonlar, işkolları ve çalışma hayatına ilişkin verileri tek noktadan takip edin.
https://t.co/OMkbW9gMwd
Böylece YSK kendi yetkilerinden feragat etmiş oldu. Oysa o Y harfinin bu sistem açısından anlamı açıktı: Kendi alanında daha üst bir merci yok. Ama sistem kurallarla bir arada yaşayamıyor. Sürekli kural değiştire değiştire mutlak kuralsızlığa gelindi.
İktidarın kadroları ancak bir devrimin elde edebileceği güç, destek ve meşruiyete sahip oldukları yanılsamasıyla hareket ediyor. Kendilerini “tarih yazan” yüce insanlar olarak görüyorlar. Oysa tanık olduğumuz çürüme ve karşı-devrimdir. Hükümsüzdür!
CHP’yi mahkeme kararları ile yönetmeye kalkarken AKP yerel yönetimlere dönük operasyonlar sırasındaki kirli görüntüye güveniyor olabilir. İtiraflar, parti değiştirmeler, servis edilen video ve fotoğraflar kuşkusuz kamuoyunda belli bir etki yaratmıştır. Ancak toplumun geniş bir kesimi bu operasyonların AKP’yi iktidarda tutmak için icat edildiğinden o kadar emindir ki, asıl kirlenmeyi haklı olarak seçme ve seçilme hakkına dönük müdahalenin kendisinde görmektedir.
Bugün CHP’ye yönetim atamak için yapılan hamle de aynı sonucu verecektir. AKP’nin tabanını bile ikna etmekten uzak bu ve benzer hamlelerin iyi düşünülmüş bir stratejinin ürünü olduğunu düşünmek yanlıştır. İktidar, inisiyatifi elinde tutsa bile bütünlüklü, tutarlı bir planlama ile hareket etme yeteneğine sahip değildir.
Kaldı ki, hep söylediğimiz gibi, bu sistem CHP’yi dışarıda tutarak, CHP’nin katkısını almadan işleyebilecek bir sistem değil. AKP içinde bunun farkında olan birçok unsur olduğu biliniyor.
Öte yandan AKP’nin bu tür hamleleri, “halk bunları yutmaz” kolaycılığı ile karşılanmamalı. “Saldırı CHP’ye” denerek CHP’ye endeksli bir “direniş hattı”nın da başarı şansı yok. Bugün toplumda iktidarın meşruiyetini daraltan asıl konu yoksulluk ve bu yoksulluğa neden olan toplumsal adaletsizliklerdir. CHP’ye dönük operasyonların ikna edici olmamasının derindeki nedeni budur. İktidarın çaresizlik içinde attığı bazı adımlara yanıt mutlaka ve mutlaka sınıfsal bir eksende verilmek durumundadır. Diğer türlü, dar anlamıyla “CHP savunusu” üzerine kurulu bir stratejiyi AKP, ne kadar zayıf ve inandırıcılıktan uzak olursa olsun, kısa sürede dağıtır.
CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez
İktidar CHP yönetimini değiştirdi!
Kimse “ama yargı kararı” demesin. İktidarın, seçme ve seçilme hakkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına, partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş oldu.
CHP’nin son üç yılda gerçekleşen kongre ve seçilen yönetimlerini “geçersiz” olarak ilan eden ve partiye Genel Başkan atayan siyasi iktidarın bunu hangi hesaplarla yaptığını biliyoruz. Bu kararın aylar önce alındığını, uygun bir anın kollandığını ve ayrıntılar üzerinde çalışıldığını da. İktidarın bu hamlesini değerlendirirken, CHP’nin iç meseleleri, yerel yönetimlerde yaşananlar, CHP’nin içine doldurulduktan sonra ama tehditle ama isteyerek iktidara sığınanlar hiçbir biçimde gündem edilmemelidir. Bunlar ayrı konulardır, ayrıca tartışılmalıdır. Şu an ise vurgulanması gereken bellidir: CHP’ye dönük “yargı” müdahalesi hiçbir biçimde kabul edilemez.
Siyasi partilerin iktidar tarafından dizayn edilmesi ne “yolsuzluklarla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılabilir ne de partilerin iç işleyişlerinin bu konuda tanımlanmış kurumlar dışında mahkemeler marifetiyle denetlenmesi kabul edilebilir.
Her tarafı arızalı siyasi partiler ve seçim kanununun toptan tasfiyesi anlamına gelen bu hukuksuzluğu Türkiye Komünist Partisi hiçbir biçimde tanımamaktadır.
CHP yönetimi ile bu kararla parti yönetimine getirilenlerin bir uzlaşmayla süreci yönetip yönetmeyecekleri CHP’yi ilgilendirir. TKP açısından ise kritik olan, onca iç sorun ve hiziple boğuşan iktidar partisinin başka partileri yönetmeye kalkmasıdır. Bu kabul edilemez.
📢 DORUK MADENCİLİK İŞÇİLERİ YALNIZ DEĞİLDİR!
DİSK üyesi 11 sendika olarak yarın (26 Nisan Pazar) saat 12.50’de Kolej Kavşağı’nda buluşuyor, saat 13.00’te madenci kardeşlerimizle buluşmak için Kurtuluş Parkı’na yürüyoruz!
Madenciler kazanacak! Tüm işçi sınıfı kazanacak!
#BirlikteKazanacağız
Türkiye Komünist Partisi işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta, Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere dört ayrı merkezde miting düzenliyor.
1 Mayıs mitingleri işçi sınıfının kapitalist sömürüye ve emperyalist barbarlığa karşı devrimci ve cumhuriyetçi meydan okuyuşunu temsil edecek.
1 Mayıs'ta emekçiler sosyalizm ve cumhuriyet için toplanacak.
İstanbul Kartal Meydanı- Saat 15.00
Ankara Anıtpark- Saat 15.00
İzmir Karşıyaka Demokrasi Meydanı- Saat 15.00
Adana İller Bankası Kavşağı- Saat 12:30
Avcıoğlu göçtüğünde "ben sürdürüyorum" demişti. Şimdi kim sürdürecek? Herkes. Yalçın Küçük bir kişi değildi artık, bir gelenekti. Mülkiye birinciliklerinin, DPT masalarının, Yön sayfalarının, ODTÜ kürsülerinin, Ergenekon duvarlarının içinden geçerek süzülen bir gelenek. Bu geleneğin adı basit: bu topraklar emperyalizmin bahçesi olmayacak, sermaye bu halkın efendisi olamayacak. Hayatı boyunca bunu yazdı, bunu söyledi, bunun bedelini ödedi. Artık bize kaldı, hem soru, hem bedeli.