BirGün, CHP’nin İstanbul’daki rozet takma törenine 950 lira karşılığında figüranların götürüldüğüne dair haberine karşı iftira ve hakaret içerikli açıklamalarda bulunan Gürsel Tekin ve Müslim Sarı hakkında 950 liralık manevi tazminat davası açtı.
Ayrıca Tekin ve Sarı’ya yönelik yaptıkları açıklamalar nedeniyle Savcılığa suç duyurusunda da bulunuldu.
Kılıçdaroğlu desteklemenin 4 saati 1000 liradan saati 250 TL'ye geliyor.
2026 için CHP'ye tahsis edilen hazine yardımı yaklaşık 1 milyar 815 milyon lira.
Takribi hesapla yarısının maaş ve kiralara gittiğini varsayarsak geriye 900 milyon lira kalır.
Hesaba göre 10 bin kişiyi 1 saatliğine mitinge almanın maliyeti 2,5 Milyon TL'ye gelir.
900.000.000 TL / 2.500.000 TL = 360
Butlan CHP'si bu bütçe ile, her biri 1 saat süren 10 bin kişilik tam 360 miting organize edilebilir.
İlkesiz, omurgasız, anlamsız ve ahlaksız düzen siyasetine hayırlı uğurlu olsun!
Ya da...
Gelin şu Siyasi Partiler Kanunu'nu, Seçim Kanunu'nu bir masaya yatıralım artık. Partiler arası adaletsiz kampanya koşullarına da, anti-demokratik seçim barajına da, adayların belirlenme şekline de, seçim bölgelerinin sınırlarıyla oynanmasına da adam akıllı son verelim!
#AliİsmailKorkmaz Gezi Direnişi sırasında polis ve sivillerin sopalarla saldırısı sonucunda döve döve öldürüldü. Katillere ödül gibi ceza verildi. Bu güzel gencecik insan 13 yıl önce katledildi. Asla unutmayacağız!
“Neyden kurtuluyoruz” sorusu her şeyi açıklıyor. 1919’da başlayan mücadele emperyalist işgale ve çürümüş monarşiye karşı mücadeledir. Biri olmadan diğeri olmazdı. Kurtuluş Savaşı budur. Müfredat değişir tarihsel gerçek değişmez. https://t.co/uq3ImdiWQ8
İŞTE GEZİ'NİN GERÇEK YÜZÜ! 😉
Sizlere, Türkiye'nin bütün renklerinin el ele vererek onurlarını ve umutlarını birleştirdiği Gezi Hareketi'nin ruhunu, özünü aktarıyorum. Bu videoda, olaylardan ziyade, görüş ve düşünceleri öne çıkardım. Kimlerdi onlar? Niçin oradaydılar? İşte yanıtı: 👇
#Gezi13Yaşında #GeziDirenişi
Türkiye Komünist Partisi’nin Özgür Özel ve arkadaşlarına, bir bütün olarak CHP’ye dönük değerlendirmeleri ortadadır. Hiçbir ideolojik, siyasal yakınlığımız olmadığını her defasında tekrarlamak durumunda değiliz. Ayrıca kimseye kefil de olmayız. Ancak…
Şu anda “hukuken” CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin Genel Başkan olarak kabul etmemiz de, yalnız bugün değil gelecekte de imkansızdır.
Bu “atama” işlemi iktidar olanakları kullanarak bir başka parti tarafından gerçekleştirilmiştir. AKP diğer partileri doğrultu ya da yönetici tayin edemez. Kendi meşruiyeti bu kadar zedelenmiş bir partinin siyaset alanını tasarlama girişimleri, bu girişimlere ortak olanların da meşruiyetini sıfırlar.
CHP tabanının bu operasyonu kabullenmeyeceği açıktır. Bir siyasi parti programı, örgütsel yapısı ve toplumsal ağırlığı ile bir bütündür. Daha önce birçok adımı kendi partisinin tabanındaki hoşnutsuzluklara rağmen dayatıp yoluna devam eden Kılıçdaroğlu’nun bu defa şansı yoktur.
Bizi en fazla ilgilendiren ise siyasi partilerin iç dinamiklerine müdahalenin önünü tamamen açan bu uygulamanın toplum tarafından kararlılıkla mahkum edilmesidir. Bu büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Protesto gösterilerine katılımın az ya da çok olmasının bu aşamada bir önemi bulunmamaktadır.
AKP, medyasından vekiline, bürokratından trolüne başka partilere akıl ve yön verme konusunda kendini kaybetmiş durumdadır. Yandaş köşe yazarları sürekli olarak muhalif parti ve siyasetçilere not vermektedir. Burada siyaset alanının daraltılması isteğinin yanı sıra kadar ideolojik ve kültürel bir sorun da vardır. Her şeyin sahibi olma dürtüsü iktidar için artık bir davranış kalıbı haline gelmiştir. CHP tabanının bunu kabullenmemesi iyi bir şeydir.
İlginç olan, AKP’nin diğer partileri kendisine benzetmeye çalıştıktan sonra kendi alanında beliren rakiplerden şiddetle rahatsız olmasıdır. Ekrem İmamoğlu’nun başına gelenler bu açıdan çok öğreticidir.
Velev ki, Kılıçdaroğlu yönetimi tutsa, parti AKP’yle uyumlu bir biçimde güçlenip ona rakip haline gelse, iktidar aynı operasyonu ona da çekecektir. Ancak bu imkansızdır. Kılıçdaroğlu’nun da bunun farkında olduğu ve CHP’nin yönetilmesinden çok yönetilemez hale gelmesi doğrultusunda adımlar attığı görülmektedir.
Biz CHP gerçeklerini siyasal ve ideolojik zeminde halkımıza anlatmaya devam edeceğiz. Bunu yaparken, Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin Genel Başkanı olarak görmemiz mümkün değildir.
Okulda çocuklar öldürülmüş… Çocuklar ya!
Yine o bildik ses yükseliyor…
SİYASET YAPMA!
Depremde insanlar enkaz altında kalıyor…
Kadın cinayetleri…
Kartalkaya’da otelde yangın çıkıyor, insanlar çıkamıyor, yanarak ölüyor…
İtiraz ediliyor; bu ölümler politiktir, neden tedbir alınmadı, sorumlular hesap versin deniliyor…
SİYASET YAPMA!
Siyaset; bir ülkenin nasıl yönetileceğiyle ilgili alınan kararların bütünü değil mi?
Kimin neyi denetleyeceği…
Hangi önlemin alınacağı…
Hangi ihmal ihtimaliyle nasıl mücadele edileceği…
Bunların hepsi siyaset!
Nedir ki siyaset seçim arabası mıdır, kürsüde konuşmak mıdır sadece?
Bir başka partiye transfer olmak mıdır?
Bir bina depremde neden yıkılır?
Sadece beton, demir yüzünden mi?
Denetim yapılmadıysa…
İnşaat kuralları kağıt üzerinde kaldıysa…
Göz yumulduysa yıkılmaz mı?
Yıkılmadı mı?
Kadın cinayetleri niye olur?
Sadece şiddet uygulayan yüzünden mi?
Koruma kararları uygulanmıyorsa…
Şikayetler ciddiye alınmıyorsa…
Sistem işlemiyorsa…
Kadınlar ölmez mi?
Ölmüyor mu?
Kartalkaya’daki otel yangınında insanlar neden çıkamaz?
Bir okula, bir çocuk silahlarla elini kolunu sallayarak nasıl girer?
Hızlandırılmış trenin, eski raylar üzerinde yol almasına neden müsade edilir?
Bunların hepsi tek tek sadece talihsizlik mi?
Neden önlem alınmaz?
Önlem, siyasetin konusu değil mi?
Biri çıkıp SİYASET YAPMA dediğinde…
Aslında ne demek istiyor?
✅ Sebebini konuşma….
✅ Nasıl olduğunu kurcalama…
✅ Sadece üzül fakat sorgulama….
Bu mudur?
Ama insanın vicdanı buna razı gelmiyor ki…
Sadece yas tutmak istemiyorum…
Bir daha olmasın da istiyorum…
Bir daha olmasın demek soru sormadan, sorgulamadan, itiraz etmeden olmaz ki…
SİYASET YAPMAK, bu acı neden yaşandı demektir…
Bir daha nasıl olmaz demektir…
Eğer biz bunları bile konuşamayacaksak o zaman sadece sayarız…
Bugün 9…
Yarın 5…
Haftaya 10…
Rakamlar artar ama hiçbir şey değişmez…
Yerimizde sayarız…
Saymadık mı?
Saymıyor muyuz?
Her depremde, kadın cinayetlerinde, okullarda…
SİYASET YAPMA!
Ne yapalım?
Susup geçelim mi?
Türkiye en üretken, özgün, tutkulu ve devrimci aydınlarından birini yitirdi. Ufuk açtı, heyecan verdi. Tutarsızlıkları bile devrimci bir arayışın ürünüydü. “Ondan çok şey öğrendim” diyecek binlerce kişi vardır. Biri de benim. Ve iyi ki…
Hep beraber yazalım.
Daha daha yazalım.
#EsraIşıkYalnızDeğildir
Esra'nın haksız yere tutuklandığını herkes duysun, bilsin.
Yine yine yazalım, hep yazalım!
@bernalacin35_5 Oda biseymi 14 yaşından beri sigortaliyim hemde devlet yaptı bu sigortayı.Haftanın 4 günü yapmadığım iş yoktu.ogun arkadaşlarından erken emekli olacaksın dedi.Bugün 9000 primim var.o gün ogrenciymisim eyt çıkınca ogrendik
SGK SIZ SGK KARTI
#YarımSigortaStajyerÇırağınKaderiOlmasın
Küba’nın ulusal elektrik şebekesi çöktü, yaklaşık 10 milyon insan, makineye bağlı hastalar elektriksiz kalmış durumda.
Covid döneminde hiçbir ülkenin kabul etmediği gemiyi kabul etmiş, 6 Şubat depreminde Reeve Sağlık Tugayını bizler için seferber etmiş insanlığın yüz akı Küba.
Küba’ya çok kısa ama yoğun bir ziyarette bulunduk. Ablukaya karşı Kübalıların her zamanki gibi nasıl yaratıcı çözümler üretmekte olduğunu gördük. O çözümlere yardım etmek ve dayanışmak boynumuzun borcu.
🚨 11.193 çocuğun ameliyat beklediğini düşünün. Ve bir anda hastanelerin elektriğinin kesildiğini… Bu bir varsayım değil. Bu, bugün #Küba’da yaşanan gerçeklik!
⚠️Sorun, bir teknik arıza değil. Bu, ABD’nin Küba’ya uyguladığı kasıtlı ve planlı enerji ablukasının bir sonucu.
Elektrik kesintileri yalnızca ışıkları değil; ameliyatları, yoğun bakım cihazlarını ve sağlık hizmetlerini doğrudan etkiliyor.
🪧Bir halkın sağlığını hedef alan bu politika insanlık dışıdır ve abluka derhal kaldırılmalıdır!
👉 Siz de buna karşıysanız, derneğimizin “KÜBA’DAN ELİNİZİ ÇEKİN!” imza kampanyasına ses olabilirsiniz.
İmzalayarak ve çevrenizle paylaşarak Küba halkı ile dayanışmayı büyütmek mümkün: https://t.co/FgTuEnyoK3
#Cuba #67AñosEnRevolución #100AñosConFidel #Fidelle100Yıl #NoMásBloqueo #CubaNoEstaSola #CubaEsSalud #CubaEsSolidaridad
Kemal Okuyan:
"Küba'yı savunmayı sorgulayan herkes sermaye sevicidir.
'Küba'da zaten sistem iyi işlemiyor.' deniyorsa çeksinler o zaman ablukayı. Küba ile dayanışma nereden çıktı diyenler bugünkü sistemin devamını isteyenler ya da sistemden memnun olanlardır.
ABD yanı başında diz çöktüremediği bir alternatifi yok etmek istiyor."