Levent Gültekinin bu çıkışı Kürtleri akpye karşı yönlendirme çabası gibi görünüyor. Eğer bay kemalin Sayın Selahattin Demirtaş dahil birçok kişinin tutuklanması sürecinde özel bir rolü ya da çabası olduğu yıllardır biliniyorsa bu neden bugüne kadar kamuoyuyla paylaşılmadı?
Levent Gültekin, Kılıçdaroğlu’nun Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılma sürecindeki rolünü anlattı:
“Bir grup aydın toplandık. Gittik Kemal Bey’e yalvardık.
Dedik ki ‘Kemal Bey, etme eyleme. Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına oy verme.’
Kemal Bey ne dedi biliyor musunuz?
‘O dokunulmazlık kaldırılacak. O masada biz olsak da kaldırılacak. Olmasa da olmasak da kaldırılacak. Bari masada biz olalım da bize rağmen yapılmamış olsun.’
Bak böyle kandırmıştı Devlet, Kemal Bey’i. Biz de dedik ki ‘bu yapılacaksa da sen suç ortağı olma.’
Kemal Bey Demirtaş’ın dokunulmazlığı kaldırılma meselesinde milletvekillerini topluyor.
Diyor ki ‘Demirtaş’ın dokunulmazlığını kaldırmamız gerekiyor.’
Toplantıdaki milletvekillerinin tamamına yakını ayaklanıyor.
‘Biz buna evet oyu vermeyiz. Biz buna evet oy verirsek yani dokunulmazlıkların kaldırılmasına bu bizim kendimizi inkar anlamına gelir.’ diyorlar.
Kemal Bey orada toplantıda milletvekillerini ikna edemeyince dönüyor Ankara’ya.
Bütün milletvekillerini teker teker makamına çağırıyor. Kimisini tehdit ediyor.
“Sen bir daha vekillik yüzü göremezsin.” diyor.
Kimisine yer garantisi veriyor, kimisine yalvarıyor, ağlıyor.
Sonunda ancak 40-50 milletvekilinin desteğiyle biliyorsun CHP o dönem destek verdi. Geriye kalanı vermedi.”
POLİS BASKINA GİTTİĞİ EVDE KADINA TECAVÜZ ETTİ!
Ankara Gazi Mahallesinde polis Hüseyin Kılıç arama kararı olmaksızın girdiği evde A.A. isimli kadına cinsel saldırıda bulundu.
Mahkeme, tanık ve kamera kayıtlarına dayanarak sanık polis Hüseyin Kılıç’a tecavüz ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından 8 yıl 4 ay hapis cezası verdi.
"Bunu sağlamanın yolu esas gündeme odaklanmaktır.Bu durumda her türlü sorunu pozitif bir yaklaşımla çözmek imkân dahiline girer. Sürecin başarısı için esas gündemimize odaklanmalı, Önder Apo etrafında özgürlük yürüyüşüne yaraşır bir kenetlenme ve birlik ruhuyla hareket etmeliyiz"
"Diyalog ve demokratik uzlaş�� kültürüyle sorunların aşılması sağlanmalıdır. Kurumların sahiplenilmesi olumludur, ancak ayrıştırıcı, dışlayıcı ve hele ki rencide edici dilden uzak durmalı ve sorunları doğru yöntemlerle, kendi mecralarında çözüme kavuşturmalıyız."
"Gündemin ağırlığı ve ciddiyetine göre düşünülürse suni gündemlere de fırsat verilmez. Bu anlamda kimi sanatçıların son günlerde yürüttüğü tartışmaları daha fazla sürdürmenin yararı yoktur."
◽️https://t.co/Ivlck39gm7
◽️ https://t.co/F81QuTbL11
@Ezda2113 Kesinlikle öyle.Karşımızdaki yapı tesadüfi bir troll yapısı değil bu İsrail dahil birçok küresel güçlerin özel savaş merkezlerinde fonlanan dijital koruculuk sistemidir. Önderlikten nasıl korktukları bu kirli operasyonlar hedef göstermeler derinleştikçe çok daha net açığa çıkar.
David’e bu yazıyı yazdıran karanlık el ile sosyal medyada Önder APO’ya ve PKK’ye küfür ettiren karanlık el aynı merkezden besleniyor. Araçları değişiyor aktörleri değişiyor kullandıkları dil değişiyor fakat perde arkasındaki kirli akıl bide Önder APO ve PKK düşmanlığı değişmiyor.
David L. Phillips, The Jerusalem Post’ta kaleme aldığı analizde, Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu “demokratik konfederalizm” modelinin, Rojava pratiğiyle birlikte iflas ettiğini savundu.
Phillips’e göre Rojava deneyimi, idealist yönleri güçlü olsa da bölgenin mevcut siyasal ve toplumsal koşullarıyla uyumlu olmayan bir projeydi. Ortadoğu toplumlarının henüz yerel demokrasi ve ademimerkeziyetçi yönetim anlayışına hazır olmadığını belirtti.
Analizin sonunda ise Kürtlerin, değişen bölgesel dengeleri dikkate alarak yeni bir siyasi strateji oluşturmak zorunda olduğu değerlendirmesinde bulundu.
“Politik olan bu yönüyle önemlidir. Akılcı politika, öngörü, ustalık ve inadı kararlılık düzeyinde yakalamak önemlidir.
Kürtler, Ortadoğu’da özneleşme gücünü kazanmıştır. Kürtler artık özne hâline gelmiştir.”
“Tarihin tekerrür etmemesi için yaratıcılık sergilenirse Kürtlerin önü açıktır. Ancak unutulmamalıdır ki önde uçurum da vardır. Zaten Kürtler için siyaset yapmak uçurumun kenarından yürümektir. Uçurumdan aşağı düşmemek, politik yaratıcılık ve ustalık gerektirir.”