Ne garip bir dönemden geçiyoruz…
Atatürkçü görünmekle Atatürkçü olmak arasındaki farkı artık daha net görüyoruz.
Dün Cumhuriyet’e sahip çıktığını söyleyenlerin bugün Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü zedeleyen adımlara alkış tuttuğuna; “tarikatçı” diye yaftalanan gençlerin ise Atatürk’ü, Cumhuriyet’i ve bağımsız Türkiye idealini savunduğuna şahit oluyoruz.
Türk Milletini;
sağ–sol,
laik–dindar,
Alevi–Sünni,
Türk–Kürt,
Laz–Çerkes,
şucu–bucu diye ayrıştırarak zayıflatabileceğini düşünenler her defasında hesaba katmadıkları Türk Milketinin ortak hafızasına ve ortak bağımsızlık iradesine yenildi.
“Size federasyon kuralım” diyenlere de cevabımız nettir:
Götün yiyorsa ;GEL KUR!
Türk Ulusunun iradesini,
tarihini ve vatan anlayışını masa başında yeniden şekillendiremeyeceksiniz.
Türkiye Cumhuriyeti,
Türk milletinin ortak vatanıdır.
#ÇerçeveYasa
#HainsizTürkiye
@ESKOCER
2016'da Tarım Bakanlığı için Konya Kapalı Havzası kuraklık eylem planını hazırlarken "havzada 90 bin su kuyusu var, burada çekilen su kontrol altına alınmazsa şu anda 6 tane olan obrukların sayısı on yıla 600'e çıkar" demiştik, aştı bile.
Yeni Parti Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Meclis kürsüsünde ucuz bir tiyatro sergilemiş!
Önce çıkıp İngilizce şarkı mırıldanıyor, "Bu ülkede bunu söyleyebiliriz ama..." diyor; sonra Kürtçe türküye geçip "Buna izin vermiyorlar" edebiyatı yapıyor. Tipik bir "Kürt mağduriyeti" şımarıklığı... Baştan sona kurgu, baştan sona halkın aklıyla alay eden vasat ve ucuz bir manipülasyon!
Bak Nurhayat, bu ülkenin resmi dili ve Meclis'in konuşma dili Türkçedir. Orada nasıl İngilizce, Arapça veya başka bir dilde resmi hitap yapılamıyorsa, Kürtçe de yapılamaz. Konu bu kadar nettir!
Kimse senin evinde, sokağında; ananla babanla, kocanla, arkadaşınla hangi dili konuştuğuna karışmıyor; dilini öğrenmene, konuşmana kilit vurmuyor. Ama devletin irade makamında şov uğruna kuralları delmeye çalışıp ardından "bize yasak koydular" tiyatrosu oynamak tam anlamıyla ucuz siyasettir.
Sizin meseleniz "dilimizi konuşamıyoruz" mağduriyeti falan değil; siz basbayağı ana dilde eğitim kılıfıyla ayrıcalık istiyor yani bölücülük yapıyorsunuz! Kendi dilinizi devletin her kurumuna dayatmak istiyorsunuz. Dünyanın hiçbir ulus devletinde böyle bir saçmalık, böyle bir laçkalık göremezsiniz. Hiçbir egemen devlet bünyesindeki etnik gruplara bu hakkı tanımaz. Türkiye bir Türk ulus devletidir, resmi dili Türkçedir ve bu çatının altında seve seve Türkçe konuşacaksınız! Ha, Meclis'ten çıkınca o bad sesinle sosyal hayatında ister İngilizce şarkı söyle, ister Arapça, Kürtçe ya da Ermenice konuş…
İnanın kimsenin umurunda bile değilsiniz.
Sapla samanı ayırmayı öğrenin artık. Bu bayat numaraları, bu "eşitlik" ve "demokrasi" ambalajıyla satmaya çalıştığınız ucuz hamaseti bu millet yemiyor. Şovunuzu gidin kendi IQ seviyenizdeki seyircilere yapın! Ve burası da Türkiye Cumhuriyeti Devleti...
Sakın UNUTMAYIN! 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
@nurhayataltaca
1984- 1995 yılları arasında, Hakkari’de şehit olan 623 askerimiz hatırasına…
Şiir ve metin, 2003 yılında yayımlanan “Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok” isimli kitabın son sayfasıdır.
Türk mahkemelerine hiç kimse parmak sallayamaz.
Bu ilke yurttaşlar kadar Cumhurbaşkanı ve tüm yürütme için de geçerlidir. Süren yargılamalara ilişkin açıklamalar telkin ve talimat anlamına gelir. Adalet, söylemlerle değil; bağımsız mahkemeler ve kuvvetler ayrılığıyla korunur.
Çerçeve Yasa'ya giden süreçte ısrarla "100 yıllık mesele" söylemiyle Lozan'ı, 1924 Anayasası'nı ve Atatürk'ün önderliğinde kurulan üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni hedef aldılar, almaya devam ediyorlar.
Oysa "100 yıllık mesele" söylemi algı yönetimi amaçlı tam bir aldatmacadır.👇
İstanbul'un yegane suyu, nefesi, sağlığı; ağır yaralı Kuzey Ormanları'nda her gün yeni bir maden yıkımına onay veriyorlar!
Bakanlık, İstanbul Çatalca ilçesi Kalfaköy mevkimizi tahrip eden kuvarsit ocağının kapasitesi artırım projesine "ÇED Olumlu" kararı verdi. Proje dosyasında 24 bin 536 ağacımızın daha kesileceği öngörülüyor.
İstanbul’u betona boğmak için gereken inşaat malzemesini çıkarsınlar diye, yine İstanbul’un yegane yaşam kaynağı olan binlerce yıllık kadim bir ormanın bir kez daha delik deşik edilmesine izin verdiler.
Çevre Şehircilik Bakanlığı, İstanbul'un Çatalca ilçesinde Burhanettin Soğancılar tarafından işletilen ve Çatalca Köyleri ve KOS tarafından daha önce faaliyete kapattırılan kuvarsit ve kuvars kumu ocağı kapasitesi artırımı projesine "ÇED Olumlu" kararı verdi.
İnanabiliyor musunuz çevreyi korumakla görevli Bakanlık mevcut halde zaten on binlerce ağacı, su kaynaklarını keserek bölgeyi cehenneme çevirmiş olan bir taş ocağına "kum çıkarmak" için on binlerce ağaç daha kesebilirsin dedi.
Kuzey Ormanları'nın ve köylerimizin sesi olun, bu akıl ve vicdan dışı doğa yıkımına #KuzeyOrmanlarıYıkımınaSon verilsin!
https://t.co/hWUDUCTBWE
Şehit Eren Bülbül’ün annesi Ayşe Bülbül:
“Teröristler bırakılırsa ben bir Şehit annesi olarak bir daha ayağa kalkamam.”
Çerçeve Yasaya oy veren, destekleyenlerin "İyiki Varsın Eren" deme hakkı yoktur.
#ErenBülbül
Sayın Öcalan ha??? Milli Dayanışma ha?
🔴Yaşananları anlamak için başka söze gerek var mı?!
Dikkatle okuyun…
Batının iki yüzülüğü.
Kendilerine gelince ulus devlet, ulus kimliği, tek resmi dil…Bize gelince etnik bölücülük, etnik kimlik, çoklu resmi dil ve federasyon…
Kimse kusura bakmasın, ne Kılıçdaroğlu'na ne başkasına alan açmaktan bahsetmiyorum!
Mesajım net: CHP tüm eski ve işe yaramaz kadrolarından derhal kurtulmalıdır!
Yeni Parti’ye giden gitti, tek bir adam bile geri alınmamalı!
Fakat sadece onlar değil; CHP içinde yıllardır çöreklenmiş, köşe başlarını tutmuş olanlarla, Truva atları da, iktidar yüzü görmediği halde her seçimde 1. sıraya yazılan o "koltuk sevdalısı" vekiller de ihraç edilsin!
14 seçim kaybetmişler ama bakıyorsun hep kazanmış gibiler. Çünkü garanti listedeler!
Soruyorum: Arkanda 500 bin oy mu var? Çık bağımsız aday ol, görelim boyunun ölçüsünü!
Arkasında hiçbir toplumsal güç olmayan bu isimlerle bir adım yol gidilemez.
Partiye ne eski isimler ne de bırakıp gidenler lazım. Toplumun güveneceği, yepyeni şaibesiz ekip ile vizyoner isimlerden oluşan bir vitrin şart.
Ancak böyle radikal bir temizlik yapılırsa, bu halk yeniden inanır ve parlamenter sisteme giderken CHP birinci parti çıkar.
https://t.co/fnzyNNSYcK
#Gündem #Siyaset #CHP #Meclis #SiyasetKulisleri #Haber #SonDakika #YeniParti
Sizlere sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 24 yıldan beri seçim kazanma formülünü söylüyorum:
AKP seçmeni, liderleri ve partileri ne yaparsa yapsın, en doğru bulmadıkları şey de olsa, 2-3 sene ya da 24 saat önce söylenenin 180 derece tersi de olsa,
‘Tabi ki Reis’e oy vereceğiz’,
‘AKP’den başkası mı var’
‘Sonuna kadar reis’
Hatta
‘Baksana her şey ateş pahası ona vermeyeceğim de kime vereceğim’, bile diyerek, her seçimde gidip hiç tereddüt etmeden oyunu AKP’ye veriyor.
Muhalefet seçmeni ise,
AKP seçmeninin bu tutumunun tam tersine;
‘Acaba bizim parti ne YAPSALAR da ben oyumu vermesem’,
‘Acaba bizim parti ne YAPMASALAR da ben oyumu vermesem’
‘Hatta acaba ne YAPAMASALAR da ben oyumu vermesem’,
Diyerek tuttuğu muhalefet partisini ( ki aslında tam tutmuyor da bir türlü, hep tereddütlü hep, adeta eli sıcak tavaya değecek de yanacak gibi lütfen ucunda bekliyor ) ya da seçmeni olduğu muhalefet partisini eleştirileriyle dövmek, gerekirse daha da ileri giderek hemen hain ilan etmek için 24 saat alesta bir şekilde nöbette bekliyor.
Size yemin ediyorum ve kesinlikle söylüyorum ki bu kafayla önümüzdeki seçimi de gider AKP’ye hediye ederiz.
Yıllardan beri muhalefet seçmeni kızgın, ümitsiz ve mutsuz.
O zaman kendim de dahil bütün muhalefet seçmenlerine Can Yücel’in çok sevdiğim bir şiirini hatırlatmak istiyorum.
‘Yüz diye ısrar etme doksan da olur
İnsan dediğin de noksan da olur
Sakın büyüklenme elde neler var
Bir ben varım deme yoksan da olur
Hatasız dost arayan dosttan da olur’
Yani demem o ki biz muhalifler bu kafayla önce AKP’yi iktidar ettik ve 24 yıldan beri de iktidar da tutuyoruz.
AKP sadece kendi seçmeni nedeniyle değil bir türlü gerçek anlamda birleşemeyen ve oy verdiğimiz partiyi ve liderini beğenemeyen bizler nedeniyle de bizi yönetiyor.
Yüzde yüzü araya araya yakında ülkemizden olacağız haberiniz olsun.
İsterseniz varın kızın
Canınız sağolsun
Ancak gerçek tam da budur.
@BBahadirErdem Bu nasıl formül,inşallah hesabınız hacklenmiştir;yoksa yazıklar olsun.Hem milletin vekili hemde adaletin temsilcisi olan bir kişi olarak,yanlışa yanlış dememeyi bize nasıl önerirsiniz,yok ya birbirinizden farkınız yok...
Tutarsızlıklarla ve pişmanlıklarla dolu bir açıklama."Sıçtım sıvıyorum" kıvamında.
>> İYİ Parti tulum çıkardı.(İYİ Parti'yi desteklediğimden değil) Siz kerhen %60 HAYIR çıkardınız.
>> YENİ Parti'ye kurulan sözde tuzağı boşa çıkararak Türk Ulusu'na kurulan tuzağa destek verdiniz.
>> Yaptığınızın Türk Halkı üzerinde etkisinin deprem niteliğinde olduğunu görüyor ve biliyorsunuz. Bunu nasıl açıklarım derdindesiniz.
>> Vatansever Türk Halkının bağışlarını halka karşı kullandınız. Bunun da geri dönüşü olacaktır size.
>> Kendi ayağınıza sıkarak sarayın güdümünde kalmayı,milletten kopmayı tercih ettiniz.
Ölü doğum oldu. Toprağınız bol olsun. Ama Türk toprağı değil...
Siz Evet diyorsanız….
Size de HAYIR…
Tercihini Türk milletinden yana koyamayan, Emperyalistlerle iş tutan babam olsa ona da Hayır…
Barış böyle sağlanmaz.
Bugün Anayasaya aykırı olana Evet dersen yarın Anayasayı delik deşik ederler sesin çıkmaz…
Çerçeve yasa hakkında muhalif çevrelerde çok farklı analizler yapıldı. Bunlar arasında sık tekrarlanan ve oldukça temelsiz bulduğum birkaç tezden bahsetmek istiyorum. Bu argümanlar yasayı desteklemek, Özel'in pozisyonunu savunmak ve siyasi partilerin tercihlerine idealist gerekçeler bulmak için kullanılıyor. Ama sonuçta, öyle ya da böyle, iktidarın planını kabul ettirme işlevi görüyorlar.
1. "Çerçeve yasa çok sorunlu ama hayır dersek iktidar propagandası yüzünden Kürtler bize oy vermez."
HAYIR. Doğru aday ve kampanyayla, özellikle büyükşehirlerde Kürt seçmenin desteğini muhalefet alabilir. Ayrıca süreci yürüten Kürt aktörlerin, siz evet deseniz bile, seçim zamanı sizi desteklemesinin hiçbir garantisi yok. Kazanımlarını korumak için iktidara giderek daha bağımlı hale geliyorlar.
Daha önemlisi, muhalefet iktidar propagandasından korkarak oy kullanırsa yarın başka konularda da aynı baskıyla iktidarın çizdiği sınırlar içinde hareket etmek zorunda kalır. Yeni Parti başarılı olacaksa, iktidar propagandası aşılmasını öğrenmeli.
2. "Yasa sorunlu ama destek verip süreci barış ve demokratikleşme yönünde itelim."
HAYIR. Türkiye'deki otoriterleşmeyi yaratan aktörlerle bu yasayı gündeme getirenler aynı. Otoriterleşme, iktidar elitlerinden bağımsız olarak ,gelişen bir doğa olayı değil. Dolayısıyla iktidar değişmeden, iktidarın hazırladığı bu yasanın kendi başına demokratikleşme getirmesini beklemek gerçekçi değil.
Aynı argüman komisyona katılım için de söylenmişti. CHP komisyona girdi ama geçen bir yılda demokratikleşme olmadı; aksine çok daha ağır baskılarla karşılaştı.
3. "İki yıldır devam eden süreç bir devlet projesidir. Özel ve İmamoğlu da destek vermek zorunda; yoksa iktidara gelemezler."
HAYIR. Artık iktidardaki elitlerden özerk hareket eden bir devlet aygıtı yok. Olsaydı yargı ve bürokrasi muhalefeti bu ölçüde sistematik baskı altında tutamazdı.
Süreci yürüten aktörler zaten iktidar değişmesin diye bu hamleleri yapıyor ve muhalefetin iktidara gelmesini engellemeye çalışıyor. Dolayısıyla onlarla kurulacak bir uzlaşının muhalefetin önünü açacağını düşünmek gerçekçi değil.
4. "Yasaya hayır demek sağcılıktır, Kürt düşmanlığıdır."
HAYIR. Yasayı zaten sağcı bir iktidar hazırladı. Hukuken ve siyaseten ne kadar sorunlu olduğunu söyleyen çok sayıda solcu hukukçu, akademisyen ve gazeteci var. Kürt seçmende de sürece ilişkin iddia edildiği ölçüde büyük bir heyecan görünmüyor.
Nitekim aylardır sürecin çok popüler olduğunu gösteren anketler paylaşan bazı araştırmacılar, referandum önerisine ilk karşı çıkanlar arasında yer aldı.
5. "Kendisi evet deyip partisini serbest bırakan Özgür Özel büyük bir stratejik hamle yaptı. Şimdi iki tarafın da desteğini alacak."
HAYIR. İki tarafın da desteğini kaybetmesi daha olası. Böylesine önemli bir konuda günlerce net bir pozisyon alınamamasının ardından Özel'in evet, grubun çoğunluğunun ise hayır demesi iki başlı bir görüntü yarattı. "Tabanın sesini dinleyin" denilen milletvekilleri hayır diyorsa, doğal olarak, siz kimin sesini dinliyorsunuz sorusu ortaya çıkıyor.
Üstelik Özel'in evet oyu iktidar medyasında neredeyse gündem bile olmadı. Parti, anayasaya aykırı bulduğu için komisyonda önerge verdiği ve görüş aldığı hukukçuların ciddi biçimde eleştirdiği bir yasaya Meclis'te destek vermiş oldu.
Ortaya 2016 dokunulmazlık krizinden çok farklı olmayan bir tablo çıktı. Kılıçdaroğlu örneğinde olduğu gibi, Özel'in taban desteği ve siyasi meşruiyeti darbe aldı. Bundan sonra bu yasa kapsamında yaşanacak her olumsuzluk da dönüp kendisine yönelik bir eleştiriye dönüşecek.