As a journalist in Gaza, I urgently need your support to help amplify the truth. Following my account and reposting my content makes a real difference. It helps break through algorithmic restrictions and ensures that voices from Gaza reach more people.
If this message reaches you, please consider following, reposting, and engaging with my posts. Every share helps the truth travel further. Thank you for standing with independent journalism.
#Gaza #Palestine #FreePalestine #GazaGenocide #Breaking #Journalism #HumanRights #Israel #MiddleEast #News #StandWithGaza
Klinik psikoloji, kapitalizmin bir nevi "Ar-Ge ve bakım-onarım' departmanı gibi çalışarak, yıpranma maliyetini sistemin üzerinden alır ve doğrudan işçinin öznelliğine yıkar.
Örneğin: Ekonomide amortisman, bir makinenin ya da binanın üretim esnasında zamanla yıpranma aşınma ve eskime payıdır. Kapitalist bir işletme makinelerin yıpranma maliyetini bütçesine ekler ve onu tamir etmek ya da yenilemek için kaynak ayırır. Ancak sıra insan emeğine ve onun ruhsal yıpranmasına geldiğinde sistem bu maliyeti üstlenmek istemez.
İşte tam bu tıkanma anında devreye klinik psikoloji endüstrisi girer ve bu yıpranma maliyetini sistemin sırtından alıp işçinin öznelliğine şu mekanizmalarla yıkar:
Misal, iş yerindeki güvencesizlik, mobbing ve 'Up or Out' (Yukarı çık ya da dışarı çık) gibi yapısal şiddet biçimleri yüzünden ruhsal olarak çöken işçiye, "Sorun senin çocukluk şemalarında, kırılganlığında veya dayanıklılık (resilience) eksikliğinde" denir. Yani sömürücü sistem aklanırken, tedavi seans ve ilaç masrafları (yani bakım maliyeti) doğrudan işçinin kendi cebine ve omuzlarına yüklenir.
Böylece semptomun siyasetsizleştirilmesi meydana gelir yani işçinin öfkesi, yabancılaşması ve bedensel grevi, politik birer itiraz odağı olmaktan çıkarılarak "Majör Depresif Bozukluk" gibi klinik kodlarla nötralize edilir. Öfke örgütlenip sisteme yöneleceğine, tanı kodlarıyla bireyin içine gömülür ve evcilleştirilir.
Terapide sunulan mindfulness, öz-şefkat pratikleri veya kişisel iyi oluş reçeteleri gibi çözümler işçiyi yapısal olarak dönüştürmeyi değil pazar gecesi onun ruhsal vidalarını biraz sıkıştırıp pazartesi sabahı aynı sömürü çarkına sorunsuz bir şekilde geri fırlatmayı amaçlar.
Anlatalım, Stalin önderliğindeki Bolşevik Parti, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti tasfiye etmiş, fabrikatörlerin ve toprak ağalarının egemenliğine son vermiştir. Hitlerin Almanyası Hitler, Krupp, Thyssen ve IG Farben gibi dev Alman tekelci sermayesinin (finans kapitalin) uşağı olarak iktidara gelmiştir. Faşizm, kapitalizmin krizini işçi sınıfını ezerek çözmeye çalışan tekelci burjuvazinin açık diktatörlüğüdür.
Stalin, Leninizm’e dayanan enternasyonalist bir dünya görüşüne sahipti. SSCB, emperyalizme karşı mücadele eden tüm dünya halklarının ve ezilen ulusların kalesiydi.
Hitlerin Almanyası bilimsellikten uzak, ırkçı, şovenist ve insanlık dışı bir "üstün ırk" yalanına dayanıyordu. Hitler’in ideolojisi, diğer halkları köleleştirmeyi, yok etmeyi ve dünyayı kan gölüne çevirmeyi amaçlayan gerici bir hezeyandı.
Sovyetler Birliği, kadını feodal ve kapitalist zincirlerinden kurtararak toplumsal yaşamın, üretimin ve bilimin merkezine yerleştirdi. Kadınlara seçme-seçilme hakkı, eşit işe eşit ücret, kürtaj hakkı, ücretsiz kreşler ve geniş analık izinleri gibi haklara sahipti.
Hitlerin Almanyası kadını sadece "çocuk doğurma ve eve bağlı kalma" (Kirche, Küche, Kinder) kalıbına sıkıştıran feodal ve gerici bir anlayışı savundu. Toplumsal ilerleme ve bilim, ırkçı dogmalar uğruna katledildi; kitaplar yakıldı, aydınlar sürgün edildi veya öldürüldü.
Stalin Dönemi SSCB'si Stalin yönetimindeki Kızıl Ordu ve Sovyet halkı, hiçbir ülkenin toprağına göz dikmemiş, tamamen Antifaşist Savunma ve Kurtuluş Savaşı (Büyük Vatan Muharebesi) yürütmüştür. Sovyetler Birliği, Nazi canavarını Berlin'deki ininde ezerek sadece kendi topraklarını değil, tüm Avrupa halklarını ve insanlığı faşizm barbarlığından kurtaran esas güç olmuştur.
Hitler Almanyası emperyalist bir yayılmacılık, yağma ve talan savaşı yürüttü. "Lebensraum" (Yaşam Alanı) bahanesiyle başta Slav halkları olmak üzere tüm Doğu Avrupa'yı köleleştirmek, kaynaklarını gasp etmek ve halkları imha etmek amacıyla saldırdı.
Stalin Dönemi SSCB'si Stalin'in uyguladığı politikaların nihai hedefi insanın insan tarafından sömürülmediği, sınıfların, devlet baskısının ve yabancılaşmanın ortadan kalktığı komünist toplumun inşasıydı. Ağır sanayi hamleleri, barajlar, metrolar ve uzay çağının temelleri bu aydınlık gelecek için atıldı.
Hitler Almanyası insanlığı bin yıl sürecek gerici, militarist ve köleci bir karanlığa ("Üçüncü Reich") mahkûm etmeyi amaçlıyordu. İlerleme değil, tarihin en karanlık dönemlerine barbarca bir geri dönüştü.
SUÇLULAR!
Başta Adalet Bakanlığı ve Antalya Şehir Hastanesi yönetimi olmak üzere,
Devletin kendisi ve ona bağlı faşist kurumlar,
Kafasını kuma gömenler,
Sessiz kalarak bu katliam ortak olanlar.
Hepinizi tanıyoruz, unutmayacağız!
GÜRKAN TÜRKOĞLU ÖLÜMSÜZDÜR!
şu videoyu izleyip kahrolmayan insan insanlığını sorgulasın. hele anası yaşındaki kadınları yerde sürükleyen polisler ulan hiç mi ben ne yapıyorum demiyorsunuz
Akla ziyan karar: Polonya'ya serbest, Türkiye'ye yasak!
En fazla et ithal edilen Polonya şirketinin ortağının 2006 doğumlu AKP yöneticisi olmasının, 'kamu düzeni ve milli güvenlik' ile ne ilgisi var?
İnsan merak ediyor çünkü, mahkeme haberi bu gerekçeyle yasakladı.
Peki Cumhurbaşkanı başkanlığında MGK toplanıp, "Aman et aldığımız şirketi kimse bilmesin, güvenliğimiz için önemli" diye karar mı aldı?
Polonya'da herkese açık bilgi, Türkiye'de niçin yasak?
Hadi gel de çık işin içinden!
Sizin çocuğunuz üniversite okuyacak da diplomasını alıp iş bulacak da...
Oysa o sırada 19 yaşındaki AKP yöneticisi Halil Efe Tunç, Türkiye'ye milyonlarca dolar et satan Polonya şirketinin ortağı olup kısa yoldan servet kazandı bile.
Üstelik sizin çocuğunuzun okuduğu üniversiteyi törenle ziyaret ediyor, rektör minnetle karşılıyor, iftar verdiği için teşekkür ediyor.
Bu arada... Tunç'un ithal etin yarısının alındığı şirketle ilgili haberlerime de erişim engeli geliyor. Sebep, 'milli güvenlik!'
🚨HOLY SHIT !!!!!
Israeli politician Yitzik Kroizer says killing Palestinian children is normal if it supports the IDF mission.
He adds there are no innocent children in the West Bank.
Repost this. Please I beg you
İthal ette kimlerin vurgun vurduğu gizleniyor!
Türkiye'nin ithal ettiği etin yarısını satın aldığı Polonya şirketinin ortağının, AKP Gençlik Kolları yöneticisi 19 yaşındaki Halil Efe Tunç olduğunu yazmıştım.
Bu haberlere erişim engeli geldi.
L'épouse du Dr Hossam Abu Safiya implore le monde d'intervenir d'urgence pour sauver sa vie, affirmant que « son seul crime était de sauver la vie des blessés », et exigeant une action immédiate avant qu'il ne meure en prison. Ne laissez pas cela devenir juste un autre article d'actualité ; parlez-en !
Alevilik artık kendini net şekilde ortaya koymalıdır anlatmak
zorundadır ya da başkalarının diliyle yeniden tanımlanacaktır yüzyıllar boyunca bir zırh olan takiyye bugün bir tehlikeye dönüşmüştür artık bedenin üstünde değil,bedenin yerine geçme riski taşımaktadır.
Alevilik Şia Caferilik Ehlibeyt üzerinden tanımlanamaz.Bu yol, kendi kavramlarıyla, kendi hakikatiyle vardır Eğer biz anlatmazsak, başkaları anlatır anlatılan şey, bizim yolumuz olmaz.Alevilik kendini açıkça ifade etmek zorundadır bugün Şia Alevilik değil diyorlar Caferilik Alevilik değil diyorlar ama onların sembollerini taşıyarak da bunların Alevilik üzerindeki asimilasyon devam ettiriyorlar bu bilerek yapılıyor yola ikrar vermiş bütün canlar şunu bilmelidir:Bu yol ego, kibir ve ben bilirim yolu değildir Bu yol, ikrara sadakat yoludur Bu yol, can olma yoludur Alevilik bir ırkın, bir kimliğin dar kalıbı değildir.Bu yolun temeli can”dır.Birliktir,
Ya bu yola sahip çıkacağız ya da bu yolun yabancıları olacağız.
Vidyo Yilmaz Demir