Cumhurbaşkanımız, Sn. @RTErdogan Beyefendi’ye uluslararası ilişkiler alanına katkı sunmak amacıyla kaleme aldığımız "Yeniden Jeopolitik" kitabını ekip arkadaşlarım adına takdim ettim.
Cumhurbaşkanımıza nazik ilgileri için şükranlarımı sunuyorum. Allah başımızdan eksik etmesin.
Çocuğunuzun oynadığı oyunların içeriğini ne kadar biliyorsunuz?
Yaş etiketleri önemli bir rehberdir, ancak tek başına yeterli değildir. Çevrim içi etkileşimler, siber zorbalık ve şansa dayalı harcama mekanizmaları gibi riskler etiketlere her zaman yansımaz.
Oyun seçerken yaş sınırının yanında içeriği de incelemek çocukları daha güvenli bir dijital deneyimle buluşturur. Peki, çocuğunuzun oynadığı oyunlarda sizi en çok endişelendiren risk hangisi?
Gençlere Notlar | Notes for the Young
Hayatta Rahat Yok, Rahatın Peşinde Koşmayın
There Is No Lasting Comfort in Life — Don't Chase Comfort
#GençlereNotlar 🇹🇷
Lacivert’in “Dijital Sömürü” dosyasında Rana Canan Cömert, dijital çağda savaşın değişen yüzünü ve Hasbara’nın algoritmalar üzerinden kurduğu iletişim stratejisini ele alıyor.
“Algoritmik savaşlar ve Hasbara.”
Dijital çağda savaş yalnızca sahada değil, algoritmaların yön verdiği dijital platformlarda da sürüyor. Algı yönetimi, tekrar ve görünürlük, iletişimi savaşın ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.
#lacivertdergi
“Kudüs’ten yükselen bir feryad.”
Hayatını kelimelerle kuran Nuri Pakdil, yazmayı bir dava, Kudüs’ü ise vicdanın merkezi olarak gördü. Onun düşünce dünyasına altı maddede yakından bakıyoruz.
#lacivertdergi
Üniversite tercihi, akademik hayat ve kariyer yolculuğuna dair merak ettiğiniz soruların cevapları bu söyleşide.
Malatya Milletvekilimiz ve Akademisyen Abdurrahman Babacan’ın tavsiyeleriyle hazırladığımız söyleşimiz yayında.
https://t.co/0syksgYqBi
➕ "Gidiyorum ben."
➖ "Nereye gidiyorsun? Olmaz."
🫂 Tayini çıkan Akoluk Camii İmamı Muhammed Doğaç, görev yerinden ayrılmadan önce Down sendromlu dostu Savaş'la helalleşti.
📱 İmam Doğaç, irtibatı koparmamak için dostuna bir de telefon hediye etti.
Doğru tercih, önce kendini tanımakla başlar.
Dr. Ülkü Gürbüz Özbebek ile tıp fakültesi, tercih süreci ve hedefe giden yol üzerine keyifli bir sohbet sizlerle.
https://t.co/i81mOWT5C2
Psikolog Tuba Kılıç ile psikoloji yolculuğunu, tercih sürecinde dikkat edilmesi gerekenleri ve gençlere rehber olacak tavsiyeleri konuştuk
🎬 Videomuz yayında
TÜGVA, bu seneki yaz okullarında 700 binden fazla katılımcı sayısına ulaşarak yeni bir rekor kırdı.
Türkiye Gençlik Vakfımız, sadece bu yıl 1,5 milyonun üzerinde gencimizin hayatına dokunarak ülkemizin en büyük gençlik hareketi haline geldi.
TÜİK’in güncel verileri çocukların %96,3’ünün YouTube kullandığını ortaya koyuyor. “Dijital Platformlarda Çocuk İçerikleri: Yaşa Uygunluk ve Risk Alanları” analizimiz, çocuk dostu görünen içeriklerin arkasına gizlenmiş şiddet, erken romantik ilişkiler ve cinsel kimlik gibi pedagojik riskleri somut örneklerle ele alıyor. Analizimizin tamamına web sitemizden ulaşabilirsiniz.
https://t.co/kXDBP8r94A
Oğuzhan Uğur konusunda birkaç kelam etmem gerekiyor.
Malumunuz, 2023 seçimleri arifesinde Oğuzhan Uğur’un Kılıçdaroğlu ile yaptığı programa katılmış; orada konsept gereği “iktidar yanlısı” sıfatıyla topladığı gençlerin aslında CHP Gençlik Kolları mensubu olduğu oyununu ifşa etmiştim.
Bu hadisenin ardından Oğuzhan Uğur ve kardeşi Tuğrul Uğur tarafından sözlü saldırıya uğramış; akabinde Babala TV ve kendi şahsi hesapları üzerinden milyonlarca insana hedef gösterilerek linç edilmiştim.
Bu lincin boyutu sadece sanal mecralarla sınırlı kalmadı. Ev adresim, şahsi telefon numaram ve dahi annemin telefon numarası bu linç dalgası yüzünden ifşa edildi.
Başta şahsım olmak üzere annem ve ailem; telefon üzerinden ölüm tehditlerine, küfürlere ve hakaretlere maruz bırakıldı.
Daha da ileri gidilerek, bir hafta boyunca sahte ihbarlarla evimize sürekli polis gönderildi; ardından yine WhatsApp ve telefon aramaları üzerinden bana ve aileme defalarca tehdit ve küfürler savruldu.
Bunların tamamı, o dönem açtığımız dava dosyalarında ve polis tutanaklarında mevcuttur.
Şimdi gelelim asıl meseleye: Oğuzhan Uğur tutuklandı. Bu kısım tamamen yargının tasarrufudur.
Benim dikkat çekmek istediğim husus ise bizim mahallede ne kadar çok "gizli Oğuzhan Uğur aşığı" olduğu gerçeğidir.
Yaşananları hayretle izliyorum. Benim tecrübe ettiklerimden tamamen bağımsız olarak, bu şahıs deprem döneminde bilinçli bir şekilde “devlet ve kurumları acizdir” algısı inşa etti.
Sonradan pişman olsa dahi —ki bu pişmanlığını kamuoyuna hiçbir zaman açıklamadığı için bizi bağlamaz— AHBAP’ı parlatan ve depremde sanki sahada çalışan tek yardım derneğiymiş gibi pazarlayan bizzat kendisiydi.
Meşhur "Baraj patladı" yalanı, yine onun Babala hesabı üzerinden Türkiye gündemine servis edildi.
Gazze’de bebekler katledilirken “Filistinliler toprak sattı” yalanına sarılmasına yahut yıllarca sırf ideolojik görüşünden ötürü bu ülkede Müslümanlara ve AK Parti seçmenine karşı yürüttüğü algı operasyonlarına, insanları dolaylı olarak hedef göstermesine hiç girmiyorum bile.
Seçim dönemleri özellikle AK Parti seçmenini aşağılayan, aşağılatan ve toplumu kutuplaştıran onlarca yayın yaptı.
Bu yayınlarda yüzlerce dezenformasyon içerik yürüttü.
Suriyelilere karşı birçok yalan ve manipülasyon içeriklerle toplumun bir kesimini galeyana getirdi.
Müslümanlara defalarca hakaret etti, dini değerleri dolaylı yoldan aşağıladı.
Hatta genel olarak kadınlara ahlaksız imalat yaptığı ve kadınlara hakaret ettiği içerikleri bile mevcuttu ki feminist örgütler bile kendi mahallesinden olan buna tepki gösterdi.
Kısacası dijitalde arşiv unutmaz. Bu saydıklarım ve daha fazlası arşivlerde duruyor.
Daha sayamayacağım, kendisinin yıllarca toplumun sinir uçlarıyla nasıl defalarca oynadığının kanıtları, halihazırda açık kaynaklarda durmaktadır.
Benim asıl üzüldüğüm nokta; kendisini AK Parti ya da İslami camia saflarında konumlandıran, kendi varlığını ve dahi kazandığı ekmeği bu camiaya borçlu olanların, kapalı kapılar ardında Oğuzhan Uğur ile kurduğu ilişki ve ona duydukları gizli hayranlıktır.
Maalesef bizim camiada "öteki olma ezikliği" yüzünden seküler mahalleden onay almak, onlarla ilişki kurmak ve onlardan saygı görmek gibi bir dürtü var.
İşte biz buna "ev zenciliği" diyoruz.
Ne diyeyim… Duruşunu, onurunu ve karakterini yıllarca aynı çizgide muhafaza edenlere selam olsun.
Dijitalleşme artık bilişimcilere, mühendislere ya da teknoloji uzmanlarına has bir alan değil.
Akademiden iş dünyasına, eğitimden topluma kadar herkesin aynı masada buluşmasını gerektiren bu dönüşüm, disiplinlerin sınırlarını nasıl yeniden çiziyor?
Uzman araştırmacımız Prof. Dr. Hatice Ferhan Odabaşı’nın kaleme aldığı “Neden Herkes Dijitalleşmeye Çalışıyor?” başlıklı İki Nokta yazısı yayında! Okumak için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz
https://t.co/J76I5rNN7v