Osmanlı aydınlarının Batı imgeleri üzerine…
Ahmet İshak Demir, Cumhuriyet Dönemi Aydınlarının İslâm’a Bakışı, Ensar Neşriyat, İstanbul 2004, s. 82, 83, 84.
Abdullah Cevdet ve Bahâîlik
Batıcılık hareketinin önde gelen isimlerinden Abdullah Cevdet’in Bahâîliğe yönelmesi, yeni bir din benimseme arayışından ziyade, toplumun geleneksel din anlayışından akıl ve bilim temelli yeni bir dünya görüşüne geçişini kolaylaştıracak bir
barışı esas alan bu teşebbüs, Abdullah Cevdet'in Bahâîliği toplumsal dönüşümün bir aracı olarak değerlendirdiğini göstermektedir. Bu konuda bkz. M. Şükrü Hanioğlu, Bir Siyasal Düşünür Olarak Doktor Abdullah Cevdet ve Dönemi, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1981, ss. 338-341;
Bu yaklaşımını en açık biçimde İçtihad’da yayımladığı “Mezheb-i Bahaullah-Din-i Ümem” başlıklı yazısında ortaya koymaktadır. Abdullah Cevdet burada, “Her din merhamet ve uhuvvet tesisi için gelmişdir. Fakat, bir insan hangi dinde olarak doğdu ise o dinde kalmasına hiç mani
model arayışıyla açıklanabilir. Biyolojik materyalizmi ulaşılması gereken nihâi aşama olarak gören Abdullah Cevdet, bu dönüşümün doğrudan gerçekleşmeyeceğini düşündüğünden, Bahâîliği akıl ve bilimle uyumlu bir ara basamak olarak değerlendirmiştir.
🇫🇷 Marc Bloch, Fransa Panteonu’na defnedilen ilk tarihçi oldu.
🔺Bloch, tarih yazımını kökten değiştiren Annales Okulu’nun kurucusuydu.
🔺İki dünya savaşında da cephede çarpıştı
🔺Vichy’nin Yahudi karşıtı yasaları yüzünden haklarından mahrum bırakıldı.
1944’te Gestapo onu kurşuna dizdi.
🔺Eşi Simonne Vidal da sembolik tabutla Panteon’a kondu.
https://t.co/rhUx7ZGXX8
La panthéonisation de Marc Bloch relie son engagement antifasciste à ses innovations scientifiques en histoire, entre comparatisme et interdisciplinarité. #MarcBloch
https://t.co/9vhvI7MJWX
yeniden inşasında aktif rol oynayan metinlerdir”. Bu durum, ortaya çıkan tarih algısının çoğul ve eleştirel bir perspektiften ziyade, sadeleştirilmiş ve tek boyutlu bir bilinç formuna yöneldiğini göstermektedir.
bkz. https://t.co/q8bbDZHC56
Tarihî diziler, geniş izleyici kitlelerine ulaşma kapasiteleri sayesinde, yalnızca birer eğlence ürünü olmanın ötesine geçerek toplumsal hafızanın inşasında etkili bir mecra hâline gelmektedir. Nitekim Muhammet Kemaloğlu makalesinde; bu yapımların “toplumsal belleğin
hedeflemektedir.
Bu çerçevede tarihî diziler, geçmişi olduğu gibi yansıtmak yerine onu güncel siyasal ve kültürel ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden anlamlandırmaktadır. Makalede açık biçimde ifade edildiği üzere, bu yapımlar “geçmişin tarafsız kayıtları değil, onun ideolojik