Adamın birine sormuşlar:
- Tekerlekli sandalyeye mahkumsun, seni kötü hissettirmiyor mu?
Adam karşılık vermiş:
+ O olmasa yatağa bağlı yaşardım, evimden asla çıkamazdım. O beni özgürleştiriyor.
Bir kadının sana neyi yapabildiği,
senin neyi kabul ettiğinle belirlenir.
Kimse sana saygısızlığı zorla yükleyemez.
O sınırı ya çizersin ya da yok sayarsın.
Zayıf adam “Bana bunu yaptı” der.
Güçlü adam “Buna neden izin verdim?” der.
Suç başkasının davranışında değil,
senin standartlarında.
Kimin hayatında nasıl yer kapladığını
sen belirlersin.
Yaptığınız her şey solup gidecek.
Yok olacak, tıpkı insan ırkının ve gezegenimizin olacağı gibi.
Belli bir nesilden sonra kimse sizi hatırlamayacak.
İster sanatçı, ister zengin, ister fakir ya da başka biri olun. Anlamı yok.
Gerçek şu ki 10 milyar yıl önce sizler birer ölüydünüz. Evrenin ölümüne kadar da ölü olacaksınız.
O yüzden An’ın tadını çıkarın, dünyadan canlı çıkış yok.
Rekabet tuzağından kurtulmanın yolu, özgün olmak ve herkesten daha iyi yapabildiğiniz işi bulmaktır.
Bunu toplumun gerçekten talep ettiği şeylerle eşleştirin.
Yaptığınız işten o kadar zevk alırsınız ki para ikinci planda kalır.
« Susuzluğunu gideren, kuyuya arkasını döner; sıkılmış portakal altın tabaktan çöp kutusuna gider.
Bağımlılık ortadan kalkınca saygının yanı sıra kibar tavırlar da kaybolur. »
Bir teleskop yıldızları gösterir.
Bir mikroskop hücreleri.
Birini diğerinin işiyle yargılarsan, ikisi de “yetersiz” çıkar.
Bir dalgıç elbisesi uzayda işe yaramaz.
Bir astronot kıyafeti denizin dibinde.
Araç yanlış yerdeyse, sonuç da yanlıştır.
İnsan da böyledir.
Yanlış kıyas, yanlış hüküm üretir.
Sebep – Sonuç Zinciri
Kontrolü dışarıya ver →
Onay ararsın →
Sınır koyamazsın →
Herkesi memnun etmeye çalışırsın →
Stres yükselir →
Zihin dağılır →
Aşırı düşünürsün →
Enerji düşer →
Onun mutluluğunu hedef haline getirdiğin an, kaybettin.
Çünkü kimse başkasının kendini feda etmesini arzulamaz.
Onu merkeze koyduğunda, kendini silersin.
Kendini sildiğin yerde arzu ölür.
Kendi hayatını hedef yaptığında ise tablo tersine döner.
Yönü olan insan, çekim üretir.
Amacı olan insan, ağırlık taşır.
Kendi mutluluğunu hedeflediğinde,
o mutluluk etrafında insanlar toplanır.
Zorla değil, doğal olarak.
Ders basittir:
Başkası için yaşayan biri sevilmez.
Kendi hayatını yaşayan biri vazgeçilmez olur.
Aşağıdakiler gibi kararlarla yüz yüze kaldığında:
•Bu kişiyle evlenmeli miyim?
•Bu işi kabul etmeli miyim?
•Bu evi satın almalı mıyım?
•Bu şehre taşınmalı mıyım?
Ve hâlâ tartıyorsan,
hâlâ kendini ikna etmeye çalışıyorsan,
cevap çoktan verilmiştir: HAYIR.
Hiç planında olmayan bir adım ya da gecikmiş bir selam, beklediğinden daha büyük sonuçlar doğurabilir.
Çünkü hayat sabit değildir, küçük bir müdahale bile yönünü değiştirmeye yeter.
Zaman sandığından daha kırılgan, dokunmayı dene.
Yeni ve ilk kitabım "YÜKSELİŞ" yayında! 33 başlıktan ve altbaşlıklardan oluşan 99 sayfalık ilmek ilmek yazılmış, hayatınızı ve bakış açınızı değiştirecek çok güzel bir kitap yazdım. Her başlığında kendinizden bir şeyin gittiğini ve her başlığında kendinizden bir şeyi bulduğunuzu ve keşfettiğinizi fark edeceksiniz. Kitapla ilgilenenler DM'den ulaşsınlar.
Patron, adama sormuş:
“En büyük özelliğin nedir?”
Adam düşünmeden cevap vermiş:
“Dürüst olmam.”
Patron gülümsemiş:
“Ne güzel. Dürüst insanları çok severim.”
Adam başını kaldırıp:
“Senin neyi sevdiğin s*kimde değil.”