Yönetici Yetiştirme Programı ÖBA Üzerinden Çevrim İçi Yapılmalıdır
Yönetici yetiştirme programı, eğitim yöneticilerinin görevlerini aksatmadan sürece katılım sağlayabilmeleri açısından ÖBA üzerinden çevrim içi olarak yürütülmelidir.
Zira hâlihazırda eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen ve yöneticiler; Destekleme ve Yetiştirme Kursları (DYK), pansiyon nöbetleri, egzersiz çalışmaları ve benzeri ek görevler nedeniyle yoğun bir çalışma temposu içerisindedir. Bunun yanında hafta sonlarına denk gelecek şekilde planlanacak yüz yüze yetiştirme programları, adayların anayasal dinlenme hakkının fiilen ortadan kalkmasına sebebiyet verecektir.
Bu durum hem çalışma verimini düşürecek hem de eğitim çalışanları üzerinde fiziksel ve psikolojik yorgunluğun artmasına neden olacaktır.
ÖBA üzerinden çevrim içi yürütülecek bir program ise ulaşım, konaklama ve zaman kaybı gibi sorunları ortadan kaldırarak farklı ilçelerde görev yapan yönetici adaylarının programa eşit şartlarda erişimini sağlayacak; aynı zamanda kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sunacaktır. @tcmep@mebpgm
@makifozcan Buradan paylaşarak neyi ispatladıniz hocam. Şube içerisinde çözülecek meseleleri buraya taşıyarak neyi çözmeye çalışıyorsunuz. Basit bir meseleyi bile kamuoyuna taşıyarak sendikacılık mi yapıyorsunuz yani.
Düne kadar attığınız tweetlerde yerden yere vurduğunuz akademiyi, bugün atanır atanmaz övmeye başlamanız ibretliktir.
Sayın Hayati Akyol hakikatin peşinden giderken, sizin durduğunuz yerin rüzgâra göre değişmesi; eleştirdiğiniz düzenle uzlaşmakta ne kadar hızlı olduğunuzu açıkça gösteriyor.
SENDİKAL HAKLAR MAHKEME KARARLARIYLA SINIRLANAMAZ!
Ankara 4. İş Mahkemesi tarafından verilen ve Öğrenci Gelişim Raporlarına ilişkin sendikal eylem kararlarını hedef alan hüküm; hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmayan, temel hak ve özgürlükler açısından ciddi tartışmalar doğuran bir nitelik taşımaktadır.
Açık bir gerçek vardır:
Sendikal haklar, idarenin takdirine bağlı ayrıcalıklar değil; Anayasa ile güvence altına alınmış temel haklardır.
Mahkemelerin görevi, kamu otoritesinin uygulamalarını kolaylaştırmak değil; bireyin ve örgütlü toplumun haklarını korumaktır.
Ancak bu karar, sendikal hakların korunması yükümlülüğü ile bağdaşmayan bir sonuç ortaya çıkarmıştır.
Bu durum yalnızca bir eylem kararına ilişkin değildir.
Bu yaklaşımın kabulü halinde;
▪️Sendikal karar alma süreçleri,
▪️Kolektif hak arama yöntemleri,
▪️Örgütlü mücadelenin kendisi
hukuki belirsizlik altına girecektir.
Dolayısıyla mesele bir uygulama değil, sendikal hakların kullanım alanının daraltılması meselesidir.
Hukuki çerçeve son derece açıktır:
Anayasa’nın 51. maddesi, kamu çalışanlarının sendika kurma, örgütlenme ve sendikal faaliyet yürütme hakkını güvence altına alır. Bu hak; yalnızca örgütlenmeyi değil, karar alma ve eylem koyma özgürlüğünü de kapsar.
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi, sendikal hakların engellenmesini suç olarak tanımlar.
Bu bağlamda, sendikal faaliyetlerin doğrudan ya da dolaylı biçimde sınırlandırılmasına yol açan uygulamalar, hukuki açıdan ciddi değerlendirmeleri gerektirir.
Anayasa Mahkemesi ve uluslararası hukuk düzenlemeleri de aynı doğrultudadır.
Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere, tarafı olduğumuz uluslararası metinler; sendikal hakların korunmasını devletin pozitif yükümlülüğü olarak tanımlar.
Ancak verilen bu karar;
sendikal faaliyet alanını daraltan, örgütlü hak arama özgürlüğü açısından kaygı verici sonuçlar doğuran bir nitelik taşımaktadır.
Öte yandan altı özellikle çizilmelidir:
Ortaokul ve liselerde Öğrenci Gelişim Raporlarının uygulanmasına ilişkin açık ve bağlayıcı bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Yasal zemini tartışmalı bir uygulamaya karşı alınan sendikal tutumun bu şekilde sınırlandırılması, hukuk devleti ilkesi açısından kabul edilemez.
Bu noktada sorulması gereken soru açıktır:
Yargı, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak için mi vardır; yoksa tartışmalı idari uygulamaları meşrulaştıran sonuçlar üretmek için mi?
Bizim cevabımız nettir:
Sendikal haklar;
▪️Daraltılamaz,
▪️Keyfi biçimde sınırlandırılamaz,
▪️Yorum yoluyla etkisiz hale getirilemez.
Bu süreç yalnızca bir kararın ötesindedir.
Bu süreç, örgütlü mücadelenin alanının daraltılmaya çalışıldığı kritik bir eşiktir.
Bu nedenle;
▪️Hukuki mücadele sonuna kadar sürdürülecek,
▪️Üst yargı mercileri nezdinde tüm başvurular yapılacak,
▪️Sendikal hakların korunması için her türlü demokratik ve hukuki yol kararlılıkla kullanılacaktır.
Açıkça ifade ediyoruz:
Sendikal haklar tartışmaya açık değildir.
Örgütlü mücadele sınırlandırılamaz.
Ve bilinmelidir ki;
Haklar ancak mücadeleyle korunur.
Bu mücadele kararlılıkla sürecektir.
Breh breh brehhhh. 17 yıldır yetkili sendika görünümünde toplu sözleşme masasında sözümona memurları temsil eden sendika başkanından inciler.
Hiç utanmaları da yok, biz bu işi beceremedik, iktidara yandaşlık ve yalakalıktan başka bildiğimiz bir şey yoktu. Memurları masada sattık, diyip özür dileyeceği yerde mikrofonlar önünde ağlıyor.
Memurun bugün kü halinin sebebi ve sorumlusu bizatihi sizsizsiniz siz.
Sizi yakamızdan düşmüyorsanız sizi söküp atacağız elbet bir gün...
"100 yıllık narkoz" diyerek Cumhuriyet ve Atatürk ile olan hazımsızlıklarını ortaya koyanları ciddiye almaya gerek yok. Bunlar bugün varlar yarın yok olacaklar ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır...
KUL HAKKIYLA GELMEYİN DİYEN PEYGAMBERİN ÇOCUKLARIYIZ: GERÇEK DEĞERLER
“Değerler eğitimi sadece dini kalıplara hapsedilemez; asıl değer adalettir ve kul hakkı yememektir.”
TÜM EK ÖDEMELER EMEKLİ MAAŞI HESABINA KATILMALIDIR
Kamu görevlileri emekli olduklarında maaşlarında ortaya çıkan ciddi düşüş nedeniyle mağdur olmakta, bu nedenle emekli olmaktan kaçınmaktadırlar. Kamu görevlilerinin emekliliklerinde de mevcut ekonomik statülerini koruyabilmeleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Bu kapsamda kamu görevlilerinin maaşlarının, ek ödemelerinin, ek derslerinin, uzman ve başöğretmenlik tazminatlarının ve fazla çalışma ücretlerinin tamamı emekli keseneği matrahına dahil edilmeli ve emekli maaşı hesaplamasına katılmalıdır.
Devlet memurlarının maaşını oluşturan bütün kalemler ile özel hizmet tazminatı, ek ödeme, ek ders, döner sermaye, fazla çalışma ücreti, ikramiye, sosyal denge tazminatı, uzman ve başöğretmenlik tazminatları ve diğer tüm ödemeler de emekli keseneğine dahil edilmeli; buna bağlı olarak emekli maaşlarının yükselmesi sağlanmalıdır.
Ayrıca uzman ve başöğretmenlik tazminatı, askerlikteki unvanlarda olduğu gibi emeklilikte de alınmaya devam edilmelidir.
FATİH PROJESİ: MİLYARLARCA LİRALIK TEKNOLOJİ ÇÖPLÜĞÜ!
"Çağ açacak diye pazarlanan Fatih projesi, ne yazık ki bir hüsran dönüştü. Milyarlarca liralık tabletlerin ve yatırımların akıbeti meçhul, raporlar ise tozlu raflarda bekliyor."
İMAM HATİPLERE ÖZEL TAKİP SİSTEMİ, FEN LİSELERİNE ÜVEY EVLAT MUAMELESİ!
"Sadece İmam Hatip okulları için uygulanan 'kalite takip sistemi' neden Fen ve Meslek liseleri için yok? Devletin bütün okulları ve bütün çocukları kaliteli eğitimi hak etmektedir."
Türk Dilinin Başkenti Karaman’da İstiklal Marşı’nın Arapça Okunması Kabul Edilemez
Türk dilinin başkenti olarak bilinen Karaman’da, İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü programında İstiklal Marşı’nın Arapçaya çevrilerek okunması, milli değerlerimizin anlamı ve ruhu açısından kabul edilebilir bir durum değildir.
İstiklal Marşı; Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin sembolüdür ve dili de bu mücadelenin taşıyıcısıdır. Bu nedenle marşımızın resmi programlarda aslı olan Türkçe dışında bir dilde okunması, hem marşın ruhuyla hem de programın anlamıyla bağdaşmamaktadır.
Üstelik Türk dilinin başkenti olarak anılan Karaman’da böyle bir uygulamanın yapılmış olması, durumu daha da düşündürücü hâle getirmiştir.
Milli değerlerimizin temsilinde daha hassas davranılması gerektiğini hatırlatıyor; İstiklal Marşı’nın resmi programlarda aslına uygun biçimde ve Türkçe okunmasının gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Halil Konakçı, ayrıştırıcı ve tehditkâr dilin sembol isimlerinden biri hâline gelmiştir. Eğitim çalışanlarını fişlemek, ötekileştirmek ve adeta bir linç atmosferi üretmek üzere yapılan açıklamalar kabul edilemez.
Son açıklamalarının, Eğitim-İş’in aldığı karar üzerine, o sendikaya üye meslektaşlarımızı hedef alacak şekilde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hâle getirmiştir.
Sendikal hak anayasal haktır.
Bir sendikanın kararına katılmayabilirsiniz.
Ama hedef gösteremezsiniz. “İhraç” çağrısı yaparak kamu görevlilerine gözdağı veremezsiniz.
Sendikalar üzerinde, çok tehlikeli ve vahim sonuçlara yol açabilecek çağrılarla baskı kurulmasına,
İhraç tehdidiyle korku ve sindirme iklimi oluşturulmasına karşıyız.
Bu dil; demokratik eleştiri değil, açık bir hedef göstermedir.
Bu yaklaşım; hukuk devleti ilkesini hiçe saymaktır.
Hiç kimse kendini mahkeme yerine koyamaz.
Hiç kimse kürsüden talimat veremez.
Herkes haddini bilmelidir.
Eğitim Raporu Anketi hakkında Milli Eğitim Bakanlığından açıklama bekliyoruz.
Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından hazırlanan “Eğitimde Fırsat Eşitliği” başlıklı özel rapor çalışmasına esas teşkil etmek üzere velilere yönelik olarak, “Eğitim Raporu Anketi” hazırlanmış ve öğretmenler aracılığıyla velilere ulaştırılması istenilmiştir.
“Eğitim Raporu Anketi” Kamu Denetçiliği Kurumunun internet sitesinde https://t.co/XyKFT06YIJ yayına konulmuştur.
Fakat Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her türlü teşkilatta (merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı) üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve bireysel araştırmacılar tarafından yapılacak ulusal ve uluslararası araştırma uygulamalarına yönelik izin taleplerine ilişkin usul ve esasları düzenleyen araştırma uygulama izinleri ile ilgili Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı 14.06.2024 tarihli, 104540352 sayılı ve 2024/41 sayılı Genelge yayımlanmıştır.
https://t.co/b3dORs9o4c
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı 14.06.2024 tarihli, 104540352 sayılı ve 2024/41 sayılı Genelgesine göre yapılacak başvurular ve başvuruların değerlendirilmesi "Araştırma Uygulama İzinleri Başvuru ve Değerlendirme Modülü" üzerinden 16.07.2024'ten itibaren gerçekleştirilecektir. Buna göre araştırmacı tarafından bilgi ve belgeler modüle yüklenerek otomatik başvuru belgesi (sayı) oluşturulacaktır. Oluşturulmuş başvuru bilgilerine göre araştırma izin başvuruları ilgili birim(ler) tarafından değerlendirilip sonuçlandırılacaktır.
Eğitim Raporu Anketi'nden Milli Eğitim Bakanlığının haberi var mıdır? Gerekli başvuru yapılmış mıdır 2024/41 sayılı Genelgeye göre yapılması gerekli işlemler yapılmış mıdır? Bilemiyoruz…
Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından öğrenci velilerine uygulanmakta olan ve öğretmen aracılığıyla velilere duyurulması için okullara gönderilen “Eğitim Raporu Anketi” tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır. Velilerin verecekleri yanıtlar gizli tutulacak, hiçbir şekilde kişi veya okul bazında paylaşılmayacak; yalnızca istatistiksel analiz amacıyla toplu olarak değerlendirileceği belirtilmiştir.
Fakat “Eğitim Raporu Anketi”nin “Bölüm 3: Okul Kalitesi, Materyal ve Öğretmen Algısı” kısmında;
29. Çocuğunuzun/çocuklarınızın okulunda öğretmenleri genel olarak nitelikli, yetkin buluyor musunuz? *
📷Evet
📷Kısmen
📷Hayır
30. Çocuğunuzun/çocuklarınızın öğretmenleri öğrencilerle yeterince birebir ilgileniyor mu? *
📷Evet
📷Kısmen
📷Hayır
Bu soruların içeriği öğretmenlerin kişilik haklarını ihlal etmemelidir.
Eğitim Raporu Anketi'ndeki bu sorulardan Milli Eğitim Bakanlığının haberi var mıdır? Anketin uygulanacağı okul müdüründen, öğretmenlerden ve öğrenci velilerinden yazılı izin alınıyor mu?
Sorularının öğrenci velilerine sorulmasını yakışıksız buluyor ve bu soruların anketten çıkarılmasını talep ediyor Milli Eğitim Bakanlığından açıklama bekliyoruz. @tcmeb@Yusuf__Tekin
@talatyavuz29 Talat bey bayağı güldüm, İmam Hatipler de sizin sayenizde açıldı ha. Vallahi çok iyisiniz. Bu hızla devam. Yazıyı da siz bulmuşsunuzdur eminim. Hatta sizden önce okullarda şamanlar eğitim veriyordu. Şaman hatipler sizin sayenizde kapatıldı....
Ankara’da araç muayenesi sırasında araçla çarpma, darp ve toplu saldırıya maruz kalan Polis Memuru Melih Okan Keskin’e Allah’tan rahmet; ailesine ve meslektaşlarına sabır diliyorum.
Bu yaşananlar basit bir tartışma ya da kavga değil, açıkça organize bir linç ve vahşi bir şiddet eylemidir.
Tüm failler ve ihmali olanlar hesap vermeli, süreci hafifleten ve sorumluluğu örtmeye çalışan TÜVTÜRK yönetimi de ciddi şekilde denetlenmelidir. Adalet tam ve tereddütsüz tecelli etmelidir.
2026 Ocak enflasyonu
TÜİK’e göre %4,84,
ENAG’a göre %6,32.
Memura verilen toplu sözleşme zammının önemli bir kısmı daha ilk ayda buharlaştı.
Toplu sözleşme masasında oturan “konfederasyonlar”,
iktidarla kol kola girerek memuru sefalete, emekliyi açlığa mahkûm etti.
Bu tablo tesadüf değildir; yanlış tercihin ve suskunluğun sonucudur.
Biz HÜR-SEN olarak buradayız!
Alın terinin ezilmesine, emeğin yok sayılmasına, memurun ve emeklinin aklıyla alay edilmesine razı değiliz.
İşveren–sendika el ele düzenini değiştireceğiz.