Yüreğimizin bir parçası Manisa’da kaldı…
Manisa’ya sevgisini, emeğini ve güzel yüreğini bırakan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek’i kaybedeli bir yıl oldu.
Acımız da özlemimiz de ilk günkü gibi.
Merhum Başkanımız Ferdi Zeyrek’i rahmet, sevgi ve özlemle anıyoruz.
Yattığı yer incitmesin.
Bir yıl önce aramızdan ayrılan değerli meslektaşım ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek’i sevgi, saygı ve özlemle anıyorum.
Çalışkanlığı, dürüstlüğü ve Manisa’ya duyduğu sevgiyle gönüllerde derin izler bırakan Ferdi Başkanımızı hiç unutmayacağız.
Cumhuriyet Halk Partisi'ne çok büyük bir tuzak kuruldu. Bu son olay, yani 21 Mayıs günü Bölge Adliye Mahkemesi'nin mutlak butlan kararı alması, bu tuzağın son adımı. Bu son adımın getirdiği başka sarsıntıları, olumsuzlukları yaşıyoruz. Genel Başkanımız Özgür Özel'in ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yöneticilerinin hakları gasp edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partililer bir tuzağın, bir çukurun içine itilmiştir. Hakkımızın aranması için arkadaşlarımızın çabaları, girişimleri maalesef sonuç vermiyor. Bunu karara bağlaması gereken yargı organları, yüksek yargı organları maalesef karar vermiyorlar, uzak duruyorlar, işi bir başkasının üzerine atıyorlar.
Böyle bir devlet yönetimi olamaz. Cumhurbaşkanı, ‘Bu bizim işimiz değil, bu CHP'lilerin işi’ diyor. Meclis Başkanı aynı şekilde, ‘CHP'lilerin kendi sorunu’ diyor. Yani öyle bir ortamdayız ki ne yargı organları ne de devlet yöneticileri bizim bu durumumuzla ilgili gasp edilmiş hakkımızla ilgili ilgi gösteriyorlar, çaba harcıyorlar. İş başa düştü. Şimdi Cumhuriyet Halk Partililer olarak, hiç ayrım yapmaksızın söylüyorum; bunu biz çözmeliyiz, bunu biz çözeceğiz. Bu işin çözüm yolu kurultaydır. Bunun başka bir yolu yok. Tüm siyasi partilerde, demokrasinin olduğu her yerde karar üyeler tarafından verilir. Üyelerin verdiği karar ya da delegelerin verdiği karar geçerli olur, yargı kararları değil.
Şimdi atanan yönetimin bazı değerlendirmeleri var, onu da anlıyorum. Sayın Kılıçdaroğlu bir arınmadan söz ediyor. Tabii arınması gereken bir şey varsa arınılmalı, o da ortaya konulmalı. Sayın Kılıçdaroğlu, 'önce arınma, önce hesap sorulmalı, arınma olmalı, sonra kurultay yapılmalı' diyor. Şimdi arınacak bir şey varsa ortaya konulmalı. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir kirlilik içinde olduğu kanısında değilim ama eğer parti içinde bu tür kişiler varsa, Sayın Kılıçdaroğlu bu konudaki bilgilerini, belgelerini yargıya vermeli. Bir yandan o süreç işlemeli, bir yandan kurultay yapılmalı, ikisi birlikte olmalı. Yani 'önce hesap soracağım, önce arınacağım, sonra kurultay yaparız' denilemez.
Kurultayın yapılamayacağına ilişkin değerlendirmeler doğru değerlendirmeler değil. Yani 'tedbir kararı alındı, o nedenle kurultay kararı alamayız’ deniyor. Bunu Sayın Zeynel Emre, Parti Sözcümüz açıkladı. Sayın Zeynel Emre diyor ki; tedbir kararına rağmen İstanbul İl Kongresi yapıldı. Yüksek Seçim Kurulu bunu yaptı. Aynı şekilde şimdi de tedbir olmasına rağmen bunu yaparız, yapabiliriz. Burada bir engel yok. Ama eğer bunun engel olduğu kanısındaysanız, o zaman başvuruyu çekin, bunu kesinleştirmiş olalım. Dolayısıyla tedbir kararı da olmaz. Hemen kurultaya gidelim.
Sayın Zeynel Emre'nin eklediği şöyle bir görüş var, onu da önemsiyorum. Eğer Temmuz'un 25'ine kadar galiba kurultay yapılamazsa, Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimlere girmeme olasılığı var. Bu nedenle kurultayı ivedilikle yapmalıyız. Sonuç itibarıyla birbirimizden saklayacağımız herhangi bir şey yok. Biz CHP'liyiz, biz kardeşiz.
Yani genel merkezde olanlar, olmayanlar diye bir ayrım da yapmıyorum. Bir araya gelmeliyiz, bunu biz çözmeliyiz. Bize böyle bir tuzak kuruldu. Bu tuzaktan biz dayanışma içinde, birbirimize tutunarak çıkabiliriz. Ben bunu herkese söylüyorum. Herkesin de bunu düşünmesini talep ediyorum. Eski bir genel başkan olarak, bir partili olarak, bir Cumhuriyet Halk Partili olarak çıkış yolumuzun böyle olacağını düşünüyorum.
Bu bayram; sofralarımızdan bereketin, ülkemizden adaletin, kalbimizden ise o onurlu dayanışma ruhunun eksik olmadığı bir dönüm noktası olsun. Geçim sıkıntısının gölgelemediği, herkesin payına düşen mutluluğu adilce alabildiği o gerçek bayram sabahlarına uyanmak dileğiyle...
Geçmiş olsun Zeydan Başkan.
Adalet yerini buldu, Adana’nın yüzü güldü.
Halkın iradesi, alın teri ve vicdanı kazandı.
Darısı hukuksuz biçimde cezaevinde tutulan tüm yol arkadaşlarımızın başına.
@ZeydanKaralar01
Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarından, Lozan’ın mimarı, ilk Başbakanımız İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52. yılında saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
Bağımsızlık mücadelemizdeki kararlılığı ve barıştan yana duruşu daima yolumuzu aydınlatacaktır. 🇹🇷
Neden Ali Koç Devam Etmeli Diyorum?
Binlerce kişi “Ali Koç istifa” diye haykırırken, 7 yılda 0 şampiyonlukla anılan bir başkana ben neden destek veriyorum? Çünkü ben bu süreci hizaya gelmediği için engellemeye çalışan bir yapıya karşı verilen mücadele olarak okuyorum.
Benim için mesele sadece bir başkanın sportif başarısı değil, o başkanın kulübü kimlere karşı hangi bedellerle ayakta tutabildiğidir.
Ali Koç’un karşısında duran şey sadece rakip değil; güdümlü medya, sosyal medya manipülatörleri, organize psikolojik operasyonlar ve en önemlisi futbolun üzerine çökmüş yapısal bir düzen.
Ben bu düzenin karşısında “başarısız” bir başkan değil, “pes etmeyen” bir figür görüyorum.
Fenerbahçe'nin yıllardır maruz kaldığı haksızlıkları, yalnızlaştırılmak ve itibarsızlaştırılmak istenmesini bir bağımsızlık meselesi olarak değerlendiriyorum. Bu bağımsızlık duruşunu en güçlü sergileyebilecek başkan olarak da Ali Koç’u görüyorum. Ali Koç'un kulübü teslim etmeyerek, geleceğimizi kurtardığını düşünüyorum.
Ben “Ali Koç istifa” seslerini, bağıranların farkına bile varmadan zehirlendiklerini, vazgeçmeyen duruşa karşı organize edilen sloganlar olarak görüyorum. Ben bu çağrılara teslim olmuyorum. Direnenin, hakikati savunanın yanında duruyorum, konuşuyorum ve yazıyorum.
Yazılarımda Weber, Gramsci, Bourdieu, Foucault gibi düşünürlerden kavramlar alıyorum. Hegemonya, habitus, iktidar yapıları, gözetim toplumu gibi kavramlarla Fenerbahçe’nin yaşadıklarını açıklamaya çalışıyorum.
Aslında çoğu zaman teknik bir futbol yazısı değil, bir toplum yazısı kurguluyorum.
Taraftar davranışlarını “sabırsızlık, tükenmişlik, güvensizlik” ekseninde sosyal psikolojiyle yorumluyorum.
YouTube yorumculuğundan Twitter’daki “ters manyelcilik” örüntülerine kadar, nasıl organize algı mühendislikleri yapıldığını gösteriyorum.
Başkan eleştirilebilir; ancak eleştiri “yapı lehine pes etmek” için değil, “kendi iç direncimizi güçlendirmek” için olmalı diyorum.
Yazılarımı bir yandan teorik ve akademik düzlemde ilerletmeye çalışırken diğer yandan aidiyet, umut, direnç gibi duygusal temalarla örmeye gayret ediyorum.
Bu yazılarımda vicdanları da harekete geçirmeyi amaçlıyorum.
Ben Fenerbahçe'nin geleceğini, yapıyla “uyum sağlayarak” değil, “ayakta kalarak” kurabileceğine inanıyorum. Bu yolun kolay olmadığını, ama doğru olduğunu biliyorum. İşte bu yüzden; Ali Koç devam etmeli. Çünkü mücadele bitmedi. Ben de sürüye uymak yerine “zorlu hakikat” yolunu tercih ediyorum.
Güzel Ordu Kültür Sanat Vakfı Başkanı Tevfik Serdar Köksal'ın nazik ziyaretine teşekkür ederim. Derneğimizin Ordumuzun kültür ve sanatına yaptığı katkıların artarak devam etmesini diliyorum.