Değerli dostlar; yaklaşık bir yıl önce açıktan ilan edilen 'Yeni Devlet kurma projesi' ve buna bağlı yürütülen İhanet Süreci bugün çok tarihi bir şerefsizliğe imza atmış bulunuyor.
Bunca zamandır 80 milyonun dizi izler gibi hayretle takip ettiği sürecin aslında ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz; bu yönüyle çok başarılı yazılmış bir senaryosu var. Hani sanat eserleri yorumlanırken, eseri yorumlayan kişi kendisinden bir şeyleri yansıtır ya? Eserin anlamının ne olduğunun önemi olmaksızın. Hatta anlamı da olmayabilir. Bu süreç tam olarak böyle bir eserdir. Ortada kimsenin tanımlamadığı bir süreç var ve Türk müesses nizamı el ele olmasını umduğu şeyi yansıtıyor, okuyor. Bunun için gazetecisi kendi kendine spin doctorluğa soyunuyor, sanatçısı kanaat önderliğine atlıyor. Duvara yapıştırılan bir muzda hayatın anlamını arayan duayen sanat eleştirmenleri gibi „Kardeşlik“, „Barış“, „Bir asırlık sorun“, „Devlet Projesi“, „Demokrasi“ gibi yarak kürek laf salatası içinde kendi ideallerini görüyorlar. Veyahut psikolojideki meşhur Rorschach testinde olduğu gibi, süreçte türlü acayiplikler okuyan şizofrenleri dinliyoruz.
Bu sizleri şaşırtmasın; zira burada beylik beylik konuşan AKP’liler, MHP’liler veya DEM’liler de ne olduğunu bilmiyor. Çünkü adam yerine konmuyorlar. Oysa ne beylik konuşuluyordu, değil mi? Güya pazarlık yoktu, PKK kendi kendine silah bırakacaktı. İsrail kapımızdaydı. Halbuki şizofreni daha sürecin başındaydı. Cumhur “Terörsüz Türkiye” derken, Terör Örgütü “Demokratik Cumhuriyet süreci” diyordu. Kimse de “Madem sorun Kürt sorunu, tanımlaması ne, çözümü ne?” demiyordu. “Madem sorun PKK ve terör; o zaman Meclis ne alaka?” demiyordu. Sadece “Bize güveniiiin!” diye bağıran bir Cumhurbaşkanı; öcalan’a methiyeler dizip Türk milletine söven bir MHP Genel Başkanı.
Oysa terör örgütü bize gün gün anlatıyordu: meşru muhatap kabul edildiklerini, pazarlık yürüttüklerini, af yasası çıkacağını, dağdaki teröristin siyaset yapacağını ve yeni anayasa hazırlayacaklarını - tek tek söylüyordu. Duayen aydınlarımız ise panik olmuştu. İyi hoş ama Demirtaş ne olacaktı? Peki, madem hepimiz birbirimize tren yapacağız; CHP başkanları niye hapisteydi? Yoksa Öcalan–Bahçeli–Erdoğan üçgeni demokrasi için savaşmıyor muydu? Tabii tüm bunlar eski röportajlar, tutanaklar veya kulis bilgilerini “sızdırarak” kamuoyunu manipüle etmelerine engel olmadı.
Ve gözleri yönelmişti Edirne’deki peygamberlerine. Palulu Obama da durur mu? Yıllardır olduğu gibi minik bir göz kırpma, minik bir kuyruk sallamayla müritlerine yeni umut üfledi ve bir altı ay daha “Öcalan’a karşı çıkacak” ümitlerini harladı. İş bitene kadar bu salakları da idare etmek gerekiyordu; ne yaparsın?
Esasen şu an gerçekleşen, bir gerçekliğin Anayasa’ya geçirilme projesidir. Maksat, Türkiye Cumhuriyeti’ni tarihe gömmek ve Kürtçü-İslamcı ittifakı temelinde yeni bir devlet kurmaktır. Sizin bu aşamada konuşmak veya fikir beyan etmek gibi bir lüksünüz yoktur. Çünkü eliniz silah tutmuyor. Çalmıyorsunuz. Öldürmüyorsunuz. İnsan gibi yaşamaya çalışıyorsunuz. Siz bu işin finansman kısmında varsınız. İmralı’da haftalardır süren inşaattan tutun da Meclis’teki kebaplara kadar veya bu kaymak tabakayı beslemek için verilen ihalelere kadar işi finanse etmek için debelenen kölelersiniz.
Bakın ne konuşulduğunu, neden konuşulduğunu, ne için konuşulduğunu - hiçbirini bilmiyorsunuz. Sadece "Siz Kürtlerle savaşıyordunuz, Bahçeli ve öcalan sizi barıştırdı. Hadi Özgür bu nikahı onayla da şu süreç suç olmaktan çıksın, hepimiz bulaşalım boka!" diyorlar. "Olmaz" derseniz de sövüyorlar. Buna da demokrasi şöleni diyorlar. Oy verdikleriniz sizi adam yerine koymuyor, 40 bin kişinin katiline gitmek için birbiriyle yarışıyorlar - bunu da aramızda çözdük diye komisyona bağlıyorlar. Yalan yok, bizim siyasiler komisyon işlerinden iyi anlıyorlar.
Meğer yıllar önce Bahçeli ipi değil, ipini atmış - biz anlamadık. Tutan biri çıktı elbette. Imralı'ya mı gitmek istiyor? Gitmeli, ama kelepçeli. Ipini de birlikte yanına vermeli.
Ben Eren Üner, 23 yaşındayım. İstanbul Tarih Bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Saraçhane protestocularına yapılan işkenceleri, herkese açık kendi sosyal medya hesaplarından paylaşan Çevik Kuvvet Polisleri'ni kişisel sosyal medya hesabımdan haber yaptığım için; 24 Mart Pazartesi saat 23:00'ten 25 Mart Salı 05:00'e kadar Vatan Emniyet'te işkence gördüm. İki hafta, 25 Mart - 9 Nisan tarihleri arasında cezaevinde yattım.
Sevgili Atatürkçü, Türk Milliyetçisi, Vatansever genç kardeşlerim, size bu satırları 15 metrekarelik Silivri’deki, muhalif olarak sadece Halk TV’yi izleyebildiğim hücremden yazıyorum.
Hepinizi sevgi ile kucaklıyorum.
Sivil sıkıyönetime karşı duruşunuzu saygı ile selamlıyorum.
Demokrasi ve hukuk devletine sahip çıkın, savunun.
Ve inanın sizi engellemekle görevli polislerin içinde sizin gibi düşünen o kadar çok emniyet görevlisi var ki.
Asla aramıza sokulabilecek provokatörlere fırsat vermeyin. Yasaları çiğnemeye teşvik eden olası ajan provokatörlerden uzak durun. Soylu mücadelenize leke sürdürmeyin. PKK sempatizanlarının istismarına izin vermeyeceğinizi biliyorum.
Hukuki hakkınız olan gösteri hakkınızı dikkat ve özenle kullanıyorsunuz ve böyle kullanmaya devam edeceğinizden eminim.
Zafer Partisi demokrasi ve hukuk mücadelesinin öncü gücü olarak Türk Milleti’nin temiz ve soylu evlatlarının yanındadır.
Hepinizin gözlerinden öpüyorum. Tanrı sizi korusun.
Yaşasın Mustafa Kemal’in Gençleri,
Yaşasın Milli, Üniter, Laik Türkiye Cumhuriyeti!
#MeydanlarBizimdir
@zaferpartisi@AliSehirlioglu
Birkaç provokatör yüzünden tertemiz gençlere radikal grup veya terörist diye saldıran iradesizler, aha size terörist. Ülkesinin derdine düşmüş, hak bildiğini yapan gençlere değil, boyundan büyük oe apo posteri açan ve açtıran kriminallere çemkirin.
Motosiklet aldığım zaman bana tehlikeli dediler, şeytan işi dediler. Bu ülkede yaşamak daha tehlikeli. Her ölme ihtimalim, konuşursam da hapse girme ihtimalim var #Bolu
Türk milletine karşı dehşet bir kin ve öfkeyle yürütülen Ihanet Sürecinin, Cumhuriyet tarihine kapkaranlık bir leke olarak geçtiği şu günlerde, Sn. Ümit Özdağ da elbette şen kalanlardan olamazdı. O da onur madalyasını gururla aldı.
Terörist başına "umut hakkı" çıkışı ve meclis çağrısı hem Türk milletine küfür, hem de bu ülkede yargının tersten işlediğinin ilanıydı. O cani hain dışarı çıkacaksa, biz elbette içerde olmalıydık. Ama Kurt, çakala boyun eğmez. Post, köpeği Kurt eymez. Terörist muteberse biz değiliz, sizler iyilerseniz biz değiliz. Bizler Türküz - siz neysiniz?
Bir de Kurt derler kendilerine. Kurdun köpeğe eğildiği görülmüş mü?
Kimler seni savunuyor düşündün mü?
Türk müesses nizamı dönme dolaptır. O dolap bu dolap bir bataktır.
Dün heykeli dikilecek adamdı, bugün yabancı istihbaratçıların kucağına yattı. O heykeltıraşların eşleri de aynısını yaptı, en azından diğeri mecazdı. Sen sen ol sakın ha aldanma, bugün sana dediklerine kanma. Üzerindeki cübbenin sorumluluğundan sapma. Türk milletinin yanından da şaşma.
#ÜmitÖzdağYalnızDeğildir
NTV’de Seda Öğretir ile Zincirleme Reaksiyon Programında koruma ekipmanlarındaki vergi olayını da konuşma fırsatı yakaladık. Herkesin tam giyinebilmesi için vergi indirimi ya da muafiyeti çok önemli.
@TCSanayi@TC_icisleri@tcbestepe
Bu bir GÜVENLİK SORUNUDUR.
Otoyollarda motosiklet hız sınırlarının Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de eşitlenmesi gerekmektedir. Motosikletlerin otobüs ve kamyonlarla aynı hız sınırında olması güvenli değildir. Lütfen konuya ilgi gösterir misiniz?
@UABakanligi@TC_icisleri@a_uraloglu@AliYerlikaya
Sokak ortasında açık açık tecavüze girişen iki itin videosunu izledim. Hayret ve öfkeyle kalmışken serbest kaldıklarını öğrendim. Daha bunları hazmedemeden önüme bir kadının sinir krizi geçirdiği video düştü. Önünde blurlanmış bir şey duruyordu. Size yemin ediyorum o vahşeti dakikalarca idrak edemedim. Ailemleydim. Bir aileme bir önümdeki görüntülere baktım. Hem görsel hem işitsel milyonlarca insan saatler içerisinde aynı dehşete kapıldı.
Her cenahın yorumunu okudum, okumaya çalıştım. Önce uyuşturucu dendi, sonra psikolojik vaka dendi, kimisi satanizm dedi. "Çözümleri" olan da vardı; kimi çıktı idam istedi, kimi şeriat istedi, kimi Atatürk'e saldırdı, kimi kendi siyasi rakibini işaret etmeye çalıştı, kimisi de böyle günah çıkarmaya çalıştı.
Akşamüzeri bu sefer meşhur DC grupları, Panelciler konuşulmaya başlandı ve 'harekete geçileceği' söylendi. Yıllardır anlatılan ifşa edilen ama kimsenin dokunmadığı meşhur Panelciler.
Ben bu tartışmalara aynı gün girmek istemedim. İdam isteyene "26 suç kayıtlı iti içeri alamayan adamların eline bir de idam mı vereceksin?" demedim. Anime ve Dizileri suçlayanlara "IŞİD infaz videoları ve savaş görüntüleri izleyerek yetişmiş bir neslin diziye ihtiyacı mı var sence?" demedim. Sorumluluktan kaçmak isteyen siyasal İslamcı tayfayla tartışmaya hiç girmedim.
Saydığınız bütün problemler doğru. Bunu da ülkecek bir günde idrak etmemiz güzel. Sayılan bütün problemler doğru ama nedeni değil.
Açık açık videoyla tehdit eden ruh hastası bir yıl boyunca bu terörü sürdürüp katliamla bitiriyor ve yargıdan tutun emniyet güçlerine kadar sistem iflas ediyor.
Ülke uyuşturucu bataklıysa, psikolojik sanrılar yaşanıyorsa, bunalım atmosferi varsa, polis tecavüzcüyü salıyor, yargı suç makinesini serbest bırakıyor, bütün verilerimiz Panelci veletlerin ellerinde meze oluyorsa TEK sebebi tüm bunların sorumluluğunda olup bir de yeni anayasa kovalayan ihvancı İKTİDARDIR.
"Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır." diyordun. Şimdi İstanbul'un göbeğinde kurbanlık koyun gibi kesiliyor millet. Senin de iki tane kızın var, aynı gün Teknofest kutluyorsun, hiç mi için sızlamıyor? Bu çakalları iki dakika içerde tutmuyorsun, ama sana iki laf edeni dışarı çıkarmıyorsun. Pandemi bahanesiyle çıkarttığınız onca tipin yaptıkları eleştirdiğiniz Rahşan affını gölgede bıraktı. Bir de utanmadan hala sitede ötüyor tarihçi kılıklı şakşakçı yavşaklar.
Millet iki gündür sorumluluk hissedip adalet arıyor, sağlamaya çalışıyor da - asıl sorumluluk sahipleri; siyasiler ve devlet nerede? Bugün değilse ne zaman?
#kadinavecocuğadokunma
Türkiye'de telekominikasyon şirketlerinin yaptığı hileleri biliyor muydunuz?
• Kalitesiz interneti, ederinden 3 kat pahayalıya satıyor.
• Süresi biten müşterilerinden 2 kat yüksek fiyat istiyor.
• Sundukları internet de yurtdışındakine göre çok daha hızlı bitiyor.
• Aylar geçmesine rağmen hiçbiri konuyla ilgili açıklama yapmıyor ve devlet de iddiaları araştırmıyor.
Bunları unutturmak için kampanyalar yapılıyor.
Sahipsiz vatandaş da soyulmaya devam ediyor...
(Bu tür çalışmalarımı beğenmeniz, paylaşmanız ve takip etmeniz benim için çok kıymetli.)