Piénsalo. Cuando tu mascota viene desde otra habitación solo para encontrarte, significa que por un momento estaba en otro sitio… y decidió ir a verte.
A su manera, su pequeño cerebro pensó en ti. Se preguntó dónde estabas, qué estabas haciendo, y fue a buscarte.
No necesitaba nada. Solo quería estar cerca de ti.
Eso es amor en su forma más pura. Tranquilo, leal y completamente incondicional.
Anlatamadığın ne çok şey yaşadın değil mi?
Ve hala anlatamayacağın…
Ve her şey bittiğinde anlatmaya da gerek olmayan…
Ç��nkü anlatmanın da bir zamanı vardı, o geçti… Dinlemesini istediğin kişi vardı o dinlemedi… Böylece anlatma hevesin de gitti…
Anlaşılmamanın sınırlarında ne çok gezdin değil mi?
Boş boş bakan gözlerden, saçma gelen yönlendirmelerden, deliymişsin gibi tavırlardan, ucuz sohbetlerden ve “akışta kal” gibi bilindik klişe cümlelerden çok uzaklara gitmek istedin…
Dinlediklerin, okudukların ilk başta biraz iyi gelmiş görünse de toparlanmana yetmedi…
Her karşına çıkanı “bu mu benim kurtarıcım” diye alkışladın…
Güven vermeyenlere bile “acaba” diye yanaşıp sonra inancın gereği uzaklaştın…
Hekimini bulana kadar kapı kapı gezdin.
Rüyalarda yol gösterilsin istedin. Uyanıp tekrar uyudun.
Tarotları dinleyerek umutla uyudun geceler boyu…
Fala inanmadın ama “olur mu acaba?” diye bir umut da oraya ektin…
Burç akışlarını okudun aldın kabul ettin…
Ve hiç birisinde aradığını bulamayınca uzaklara…. insanlığın sessizleştiği yere kadar gittin…
Şimdi oradasın ve kendi içindeki sesinlesin…
Duyuyorsun değil mi?
Bu yaşadığının adını merak ediyorsan… “varoluş sancısı” Güzellik
Dışarda aramaya devam ettikçe yorulduğun… zaman kaybettiğin ve uyanışı geciktirdiğin bir rüya…
Tıpkı uyanamadın bir kabus gibi.
Hani bazen oradan oraya koşturup kan ter içinde bir türlü uyanamadığın ama uyanınca da “ohhh şükür” diye derin bir nefes aldığın…
Evet tam olarak öyle bir rüya.
Uyanacaksın merak etme.
Sonsuza kadar uyutmazlar zaten.
Şimdi rüyada bile olsan koşturmayı bırak ve kendi içini dinle…
Sesim senin sesin, yağmurların, rüzgarın, kumruların tüm kuşların sesi… uzaktan geçen arabaların, seyyar satıcıların, çocukların sesi… Sesim seninle gidecek ve rüyalarını farkında olarak yaşamaya başlayacaksın…
O kaybettim dediklerinin hiç birisini kaybetmedin Güzellik…
Onları da tıpkı hayatının tüm tecrübeleri gibi içine aldın…
Artık onlar seninle ve ölümsüz.
Kazanmanın sahip olmak ve elinde tutmak olmadığını
Kaybetmenin de elinden gitmesi olmadığını öğrendiğinde tüm korkuların ve aldanmışlıklarından özgür olacaksın.
Tüm birikiminin, tüm ilişkilerinin, tüm kazanım ve kaybediş zannettiklerinin bu hologram dünyasında edindiğin tecrübe olduğunu,
Ruhun tekamülü için bir oyun ve düzen olduğunu, bedenin inkişafı için sana göre dizayn edilmiş muhteşem bir algoritmik kurgu olduğunu anladığında o rüyadan huzurlu bir şekilde uyanacaksın.
Tekrar uyusan bile bu rüyanın artık farkında olacaksın…
Kaybettim dediğin hiç bir şey yada hiç kimse zaten yoktu, var zannediyordun.
Şu an kaybetmedim dediklerinin var olduğunu mu zannediyorsun? Maddesel varlıklarına var diyoruz. Mânâda zaten hep varlar. Ölüp aramızdan ayrılsalar bile varlar…
Bazen izlediğin bir filmdeki yada okuduğun bir romandaki hayali bir karakterin anne ve babandan daha yakın hissettirdiği olmuştu değil mi?
Yada gülüp eğlendiğin o muhteşem hayal arkadaşının?
Gerçek dünyada en yakınını kaybetsen çok üzülmeyeceğin ama Onun gidişine yas tutacağın durumlar bile olmuştur…
Sen onu mânâda öldürmediğin sürece ölmeyecek. Mânâda her an seninle olduğunu bildiğin sürece seninle olacak.
Yine konuşacaksın yine derdini paylaşacaksın yine muhteşem sohbetler edeceksin içinde bir şeyleri öldürmekten vazgeçtiğinde…
Ey bu satırları okuyan Güzel ruh…
Rüya bize boşuna verilmedi…
Rüyada kaybettiklerini bu dünya gerçekliğinde kaybetmediğini göstererek, bu dünyada kaybettiklerini de asla kaybetmeyeceğinin bilgeliğine ulaşman isteniyor senden…
Hadi bunun idraki için güçlü bir adım at…
“Oradasın biliyorum” de ona. “Senin varlığına da şükür seni gönderene de” de…
Sevgini gönder ve o yokluk vehmi ile oluşmuş korku duvarını aş…
Yaratıcını biliyorsan o senin hiç bir şeyini israf etmedi etmeyecek…
O senin hayali arkadaşını bile yaratıp önüne getirecek..
Sen yeter ki Onu sev Onu bil ve
Onun yolunda ol…
Sevmeye sevilmeye ve
sevgide kalmaya devam et…
Yazdırana minnetle
~akaşa~
selçuk kozağaçlı 8 yıl cezaevinde kaldı, çıktığı ilk gün bu twiti attı. ismail saymaz 2 gün gözaltına alındı bir aydır sessizlik yemini etmiş gibi tek kelime etmedi. demek ki neymiş, hukuksuzluğa karşı cesaretle mücadele etmek herkesin harcı değilmiş.
Kuvözdeki bebekler hakkında 2018 yılında şikayetler başlamış, Bakanlık hiçbirşey yapmamış. 12 bebek deniliyor ama olay 2018de başlamışsa kimbilir kaç bebek öldü. Başımıza niye hala taş düşmüyor diye hayret ediyorum. Felaketin de felaketi varmış, nasıl nefes alıyorsunuz?
Yaralı halde bulduğu ve tedavi ettiği şahin tarafından yalnız bırakılmayan teyze:
"Ben motorla giderim bu da benim üstümden gider, sokak hayvanlarını besler geri geliriz."
Çıkardıkları her insanlık dışı yasadan sonra gururla poz veriyorlar. Yaşama bu kadar düşman olmanın övünülecek neresi olduğunu anlayamamak, hala aklımızı kaybetmediğimizin bir göstergesi. 22 yıllık iktidarda işçi, emekli, çocuk, kadın, doğa, hayvan; düşmanca davranmadıkları, hiçleştirmeye, yok etmeye çalışmadıkları hiçbir şey kalmadı. Varsın olsun… İktidar yok etmekle övüne dursun, biz var etme mücadelesine devam edeceğiz. Tarih neleri, kimleri gördü. Devr-i saltanatınız bitecek. Gurur pozlarınız, yaşama düşmanlığınızın birer kanıtı olarak kalacak sadece. Bunlar size sorulurken günü geldiğinde utançtan değil elbet ama verecek cevabınız olmadığından, korkunuzdan ağzınızın içinde geveleyeceksiniz lafları. Bizse acizliğinizle gurur duymayacağız ama emin olun acıyarak bakacağız halinize. Bilin ki aldığınız hiçbir karar, çıkardığınız hiçbir yasa meşru değildir. O yüzden #KatliamYasasınıTanımıyoruz