Mado. 35 kişiye mezar olan Manolya Sitesi’nin altındaki dükkanında kesilen duvarlar ortadayken bilirkişi raporuyla sorumluluktan sıyrılmaya kalkan ve su isteyen halka "Suyumuz çamurlu akıyor" diye kapı duvar olan sermaye grubu. Birilerimizin hafızası sandığınızdan daha derin.
ülkenin köprüsüne abd’nin kuruluşu vesilesiyle abd bayrağı yansıtılıp katliamcı ve pedofili başkanına ağam paşam çekilirken, bunu kendi küçük çaplı milliyetçilik 31’iyle avutan bir avuç ezik böcek sürüleri beğenmiş paylaşımı. zavallılar.
dünya halklarının kanını emen işgalci sürüsü yeni savaş planlarını rahatça belirlesin ve bombalayacakları yeni okulları kararlaştırsın diye memleketin dört bir yanında meydanlar kapatılıyor, insanlar gözaltına alınıyor, basına sansür uygulanıyor
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Bakın bu fotoğraf 2 sene önce Amerika'da yapılan NATO zirvesinden.
Binlerce kişi Beyaz Saray önünde NATO'yu protesto etmişti, kimse tutuklanmadı.
Türkiye'de ise NATO zirvesini protesto eden yüzlerce kişi gözaltına alındı, tutuklandı. AKP iktidarı Amerika'dan bile daha Amerikancı.
Videodaki kepi düşen arkadaş benim :D ben bu bölüme gelirken bilgileriyle, emekleriyle ve liyakatla bize değer katan akademisyenlerimiz için geldim. Okuldan zorla gönderilen mesleğinden alıkoyulan birçok değerli hocamızın da elini sıkmak isterdim.
KAYYUMLAR GİDECEK
BİZ KALACAĞIZ
Yatarı olmayan suçtan tutuklandı gibi tweetler görüyorum. Arkadaşlar, Deniz Göktaş yatarı olmayan değil olmayan bir suçtan tutuklandı. Hoşa gitmeyen cümleyi suç saymayı normalleştirmeyin!
Komedyen #DenizGöktaş tutuklandıktan sonra önce Metris hapishanesine götürüldü ancak hemen sonrasında Çorlu’daki Karatepe hapishanesine gönderildi. Karatepe bilindiği üzere mutlak tecridin uygulandığı, mahpusların günde 23 saate kadar gün ışığı görmediği, “kuyu tipi” olarak adlandırılan bir hapishane. Soğuk Savaş programının sunucularından Boğaç Soydemir ve programın konuklarından rapçi Enes Akgündüz de tutuklandıktan sonra orada tutulmuştu.
'Çorum Olayları' dediği şey Çorum Katliamı.
Alevilere ve solculara karşı yapılan bir saldırı tıpkı Sivas Madımak gibi.
Madımak'tan farkı ise şu. Dönemin devrimcileri halkı örgütleyip Çorum'daki saldırganlara günlerce silahlarla karşılık veriyor ve daha büyük bir katliamın önüne geçiyorlar. Deniz'in babasının o direnişte birazcık bile payı varsa helal olsun. Büyük adammış.
Göktaş'ın ifade özgürlüğü ihlal edildi, gözaltı ve sonrasıyla kişi özgürlüğü de ihlal edildi. Ama Göktaş'ın din özgürlüğü de ihlal edildi. Din özgürlüğü, inanmak kadar inanmamayı koruyor. Eğer inanmadığınızı söyleme hakkınız yoksa, din ve vicdan özgürlüğünün kime ne faydası var?
Milyonlarca işsizin olduğu, yüzlercesinin intihar ettiği bir ülkede, kızını torpille Meclis’te işe sokan ve bunu utanmazca savunan birisinin herhangi bir manevi değeri veya kutsalı olamaz.
Onun utangaç bi diktatörden kendi kimliğiyle barışık bir diktatöre geçişi bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz bir birey için çok önemli bir ilerleme