"Hayat, bumerang gibidir. Yaptığınız, söylediğiniz her şey, dönüp dolaşıp yine size gelir. Bazen hemen, bazen de yıllar sonra.. O yüzden, şu anda söylediğiniz ve yaptığınız şeylere dikkat edin. Çünkü onlar, size dönmek üzere yola çıktılar bile.."💭
Artık insanların kıskançlığı eskisi gibi değil. Kimse sadece paranı, arabanı ya da sahip olduklarını kıskanmıyor. Çünkü bunların çoğu bir şekilde elde edilebilir şeyler. Asıl kıskanılan şey; senin enerjin, bulunduğun ortama kattığın hava ve insanların sana duyduğu gerçek bağ. Sen bir ortama girdiğinde dikkat çekiyorsan, insanlar seni dinliyorsa, yanında huzur buluyorsa işte orada görünmeyen bir değer oluşur. Bu, satın alınamaz, taklit edilemez. İnsanların seni desteklemesi, arkandan iyi konuşması ve sen yokken bile varlığını hissettirmeleri… Asıl mesele bu. Ve tam olarak bu yüzden, en çok da buna sahip olanlar kıskanılır. Çünkü bu, sahip olunan bir şey değil; olunan bir şeydir.
🧠 “Bir psikolog olarak, müfredata yeni bir ders ekleme hakkınız olsaydı neyi eklerdiniz?”
Bu soruya verilen en güçlü cevaplardan biri…
Ruh sağlığının erken yaşta öğretilmesi, hastalıklar kadar koruyucu psikolojinin de önemli olduğunu hatırlatıyor.
- Psikolog Ece Basmacı
"Eğer ki; çocuklarınıza helali, haramı, dünyayı ve ahireti öğretmezseniz; istediğiniz kadar okutun asla "ADAM" edemezsiniz."
"Başımıza şu üç çiviyi çakacağız: İslamsız saadet, şuursuz Müslüman ve cihadsız İslam olmaz."
Necmeddin Erbakan
Senelerdir bu kanalı ifşa ediyorum kimsenin umrunda değildi. Biraz da medya ifşa etsin belki insaf ehli bir yetkiliye denk gelir.
Ha bu arada, bu video diğer videolarının yanında biraz masum bile kalır :)
Günaydın Türkiyem!..
Bir kalbi kırılmaktan koruyabilsem
Yaşamış olmayacağım boşuna
Bir hayatı acıdan kurtarabilsem
Bir ağrıyı dindirebilsem ya da
Ya da bayılan bir ardıç kuşunu
Koyabilsem yeniden yuvasına
Yaşamış olmayacağım boşuna.
~Emily Dickinson~
"Sunroof" diyip küçümseniyor ama bir trajik bir kimlik krizi meselesi var burada.
Dünyevîlik arzusu ve ailen aktarılma seçilmemiş muhafazakâr kimlik arasında şiddetli ve trajik bir çarpışmanın tipik bir sonucu. Kadınlara has da değil. Aynısının erkek versiyonu da var.
Belirli bir yaşa kadar (23-27 yaş civarı yetişkin kimliğe geçiş denebilir bu konjonktürde. Bu süreçte bocalamalar, saçmalamalar, keşifler olabilir) verili kimlikler ve seçili kimlikler arasında savrulmak insanî. Ama yürüyen bir çelişkiye dönmemek, parçalanmış benliğin buhranından kurtulmak, gerçek bir kendiliğin, bütünlüğün huzuruna varmak ve seçilmiş kimliğe ulaşmak için kimlik üzerine tefekkür şart.
"Ben gerçekten nasıl biriyim? Ben bu yaşamda kim olmak ve nasıl yaşamak istiyorum?" Bu çocukların lüks cafelere gidip gün boyu erkekler, flört, cinsellik, evlilik, lüks arabalar & çantalar, makyaj taktikleri, influencerlık üzerine konuşarak heba ettikleri günlerinin sonrasında yaşam ziyanına dönüşmemesi için acilen bu temel düzey sorular üzerine düşünmeye teşvik edilmesi lazım.