@Turknet Ben 2 haftadir bunu yaşiyorum ve destek talebinde bulunmama ragmen geri dönüs saglanmiyor halletmiyorsunuz fatura zamanı gelince eksiksiz olarak ödemeyi almayi biliyorsunuz
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve TBMM’nin çatısı altında bir araya gelerek, işgal ülkeleri ve İstanbul’daki işbirlikçilerine karşı “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” diyerek, Emperyalizmi dize getiren tüm cesur ve de güzel yüreklere sonsuz saygı, sevgi, her geçen gün daha da artan minnet duygusuyla…
#23NisanUlusalEgemenlikveÇocukBayramı
Okulda çocuklar öldürülmüş… Çocuklar ya!
Yine o bildik ses yükseliyor…
SİYASET YAPMA!
Depremde insanlar enkaz altında kalıyor…
Kadın cinayetleri…
Kartalkaya’da otelde yangın çıkıyor, insanlar çıkamıyor, yanarak ölüyor…
İtiraz ediliyor; bu ölümler politiktir, neden tedbir alınmadı, sorumlular hesap versin deniliyor…
SİYASET YAPMA!
Siyaset; bir ülkenin nasıl yönetileceğiyle ilgili alınan kararların bütünü değil mi?
Kimin neyi denetleyeceği…
Hangi önlemin alınacağı…
Hangi ihmal ihtimaliyle nasıl mücadele edileceği…
Bunların hepsi siyaset!
Nedir ki siyaset seçim arabası mıdır, kürsüde konuşmak mıdır sadece?
Bir başka partiye transfer olmak mıdır?
Bir bina depremde neden yıkılır?
Sadece beton, demir yüzünden mi?
Denetim yapılmadıysa…
İnşaat kuralları kağıt üzerinde kaldıysa…
Göz yumulduysa yıkılmaz mı?
Yıkılmadı mı?
Kadın cinayetleri niye olur?
Sadece şiddet uygulayan yüzünden mi?
Koruma kararları uygulanmıyorsa…
Şikayetler ciddiye alınmıyorsa…
Sistem işlemiyorsa…
Kadınlar ölmez mi?
Ölmüyor mu?
Kartalkaya’daki otel yangınında insanlar neden çıkamaz?
Bir okula, bir çocuk silahlarla elini kolunu sallayarak nasıl girer?
Hızlandırılmış trenin, eski raylar üzerinde yol almasına neden müsade edilir?
Bunların hepsi tek tek sadece talihsizlik mi?
Neden önlem alınmaz?
Önlem, siyasetin konusu değil mi?
Biri çıkıp SİYASET YAPMA dediğinde…
Aslında ne demek istiyor?
✅ Sebebini konuşma….
✅ Nasıl olduğunu kurcalama…
✅ Sadece üzül fakat sorgulama….
Bu mudur?
Ama insanın vicdanı buna razı gelmiyor ki…
Sadece yas tutmak istemiyorum…
Bir daha olmasın da istiyorum…
Bir daha olmasın demek soru sormadan, sorgulamadan, itiraz etmeden olmaz ki…
SİYASET YAPMAK, bu acı neden yaşandı demektir…
Bir daha nasıl olmaz demektir…
Eğer biz bunları bile konuşamayacaksak o zaman sadece sayarız…
Bugün 9…
Yarın 5…
Haftaya 10…
Rakamlar artar ama hiçbir şey değişmez…
Yerimizde sayarız…
Saymadık mı?
Saymıyor muyuz?
Her depremde, kadın cinayetlerinde, okullarda…
SİYASET YAPMA!
Ne yapalım?
Susup geçelim mi?
18 kişinin tahliye edilmesi elbette sevindirici…
Tutuksuz yargılama mümkündü…
Kim olursa olsun…
Adalet, zamanında ve yerinde işlemediğinde geriye sadece kayıp zaman kalır.
O yüzden bu bir lütuf değil, olması gerekenin nihayet olmasıdır...
Hiç kimse, suçlu olduğu kanıtlanmadan özgürlüğünden edilmemeli…
Özgürlük, geri verildiğinde telafi edilmiş olmaz…
Eksilmiş olarak geri gelir…
Bu süreçte demans olan, kızını hatırlamayan bir baba var misal…
Kim geri verebilir bu kayıp zamanı?
Var mı bir telafisi?
Yok!
Bugün dışarı çıkan herkes için mutluyum…
Ve asıl dileğim; kimsenin ama hiç kimsenin, hak etmediği bir bekleyişin içinde kalmaması…
Geçmiş olsun…
Ama en çok da bundan sonrası için daha adil bir yarın olsun…
Darısı herkesin başına…
Çok ilginç bir haber…
Haberi mutlaka okuyun.
Sanırım çoğumuzun gözünden kaçtı…
Ülkemizde yabancı asker varlığını kabullenmeye hazır mıyız?
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, bu topraklardan yabancı askerleri söküp atarak bir devlet kurdu…
Tarihimize dönüp baktığımızda ne görüyoruz?
İşgal nedir, biliriz…
Mandanın ne olduğunu, biliriz…
Koruma adı altında nasıl bağımlı hale gelindiğini, biliriz…
Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, çok uluslu askeri yapılar bu egemenlik ilkesiyle çelişmiyor mu?
İş birliği başka, toprakta kalıcı askeri yapı başka…
Misal; kriz anında kim, kimi yönetecek?
Kimin dediği olacak?
Yabancı askeri unsurların çıkarı mı, Türkiye’nin çıkarı mı öncelikli olacak?
Bu karar, milletin bilgisi ve rızasıyla mı alınıyor?
Neden bizim haberimiz yok?
Meclis’te tüm partilerin katılımıyla, şeffaf şekilde, uzmanların, askerlerin, diplomatların görüşleriyle detaylı şekilde tartışıldı mı bu konu?
Böylesine kritik bir konuda, halka neden sorulmuyor?
Neden bir referandum düşünülmüyor?
Eğer bu karar gerçekten doğruysa,
milletin onayından endişe duymaya gerek yok…
Bu mesele o parti, bu parti, sağ, sol meselesi değil; egemenlik meselesidir...
Bu topraklarda yabancı asker varlığı, ancak milletin açık rızasıyla ve şeffaf şekilde tartışılarak kabul edilebilir...
Sorun bakalım, millet onay verecek mi?
Bir zamanlar bu topraklardan yabancı askerleri göndermek için can verip, şehit düşmüş milletin evlatlarıyız...
Kimin dost olduğu değil mesele, bu topraklarda kimin söz sahibi olduğudur…
Ve evet…
“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.”
Ayağa kalk Türkiye❗️
14 yaşında, istismara uğramış ve adalete sesini duyurmaya çalışan Sena’ya sahip çık! 💔
Son çareyi bizde arıyor.
Enişte denen sapık, işlediği suçun cezasını çekmeli.
Sessiz kalmak, onun yalnız bırakılması demektir.
Adaletin sesi ol, Sena’nın yanında dur❗️ ✊⚖️
#SenaİçinAdalet #Adaletİstiyoruz
“Her gün ona dua edeceğim!”
Kahramanmaraş depreminde oğlunu, gelinini ve torununu kaybeden, Ezgi Apartmanı’nda hayatını yitiren 35 kişi için adalet mücadelesi veren Nurgül Göksu:
“O bizim sesimiz oldu. Gazeteci İsmail Arı serbest bırakılana kadar her gün ona dua edeceğim.”
Seyretmeye çok geç kaldığım iki belgesel tavsiyesiyle geldim…
Netflix’te, Epstein belgeselini seyrettikten sonra, algoritma “İtaatkâr Çocuklar”ı da önerdi… Onu da seyrettim.
Amerika’da yaşanmış bir olay ve oldukça sinir bozucuydu…
Erkeklerin çok eşliliğini savunan bir kilise tarikatı olan FLDS’yi anlatıyor belgesel.
Bir erkeğin onlarca, hatta sınırsız karısı olabiliyor FLDS’de. Kızlar 10-12 yaşından itibaren evlendiriliyor. Mesih olarak kabul edilen lideri “Tanrı’dan haber geldi deyip çocukları evlendiriyor, çocuklarla birlikte olmamı Tanrı istiyor” gibi açıklamalarla cemaatini ikna ediyor, çocukları istismar ediyor...
Hatta kendisinden önce FLDS lideri olan babasının da eşleriyle evleniyor…
Çocukların okula gitmesi yasak, dışarıdaki dünyadan her şey yasak, günah…
Kitap, film, televizyon vs.
Tarikata bağlı polisler, kamu görevlileri de var…
Bir anne, baba kendi elleriyle 12 yaşındaki kızını, 80 yaşındaki adamla evlendirebiliyor…
İzlerken en çok canımı sıkan; kimsenin kendini kötü sanmaması, yanlış yaptığını düşünmemesiydi….
Belki de haklıydılar bunu düşünmemekle zira doğdukları andan beri başka bir doğru hiç gösterilmemişti…
Dış dünya, kitap, gazete, sinema, tiyatro bu yüzden yasaktı…
“Kafeste doğmuş kuşlar, uçmanın hastalık olduğunu zannedermiş”…
Ve her türlü iğrençliğin yanında, kiliseye bağlı bu FLDS Tarikatı lideri topladığı bağışların yanında; çocukları, erkekleri de ücretsiz iş gücü olarak inşaattan, tarıma her yerde çalıştırıp zenginleşiyor, dev bir sermayeye sahip oluyordu…