25 yaşında genç bir kadın, Esra Işık, gece vakti evinden gözaltına alındı, sabaha kadar nezarette tutuldu.
Kelepçeyle sevk edildiği adliyede tutuklanmasına karar verilerek, cezaevine gönderildi. Esra Işık’ın tutuklanma gerekçesi, köyde bilirkişi keşfi yapan mahkeme heyetine engel olmak.
O mahkeme heyeti, Muğla Milas’ta Cumhurbaşkanı imzasıyla yapılan tarihin en büyük acele kamulaştırması kapsamındaki taşınmazların, bilirkişi keşfi için köylerdeydi. Ancak, bu keşiften ne taşınmazların sahibi köylülerin ne de avukatlarının bilgisi vardı. Köylüler, Danıştay’da açtıkları acele kamulaştırmanın iptaliyle ilgili davaların süreci devam ederken, habersiz bir şekilde alelacele başlatılan keşiflere karşı çıktı.
Esra Işık, Akbelen direnişinin kilit isimlerinden biri. Aynı zamanda direnişin öncülerinden İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ın kızı.
Akbelen Ormanı’nı kesim ekiplerinden korumak için Zehra Nine’yle birlikte ağaçlara sarılan da o; Ankara’da şirketlere süper izinler tanıyan Maden Yasası’na karşı yapılan açlık grevinde, en önde basın açıklaması yapan da.
Muğla Milas’ta Limak ve IC Holding ortaklığındaki YK Enerji, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerine kömür çıkarsın diye, önce su kaynakları açısından zengin İkizköy Işıkdere Mahallesi feda edildi. Sonra da tüm direnişe rağmen binlerce kızılçamlık Akbelen Ormanı yok edildi.
YK Enerji için bunlar da yetmedi, sıra zeytinlikleri de kömür ocağına dönüştürmeye geldi.
9 Temmuz 2025’te Meclis’te onaylanan ve şirketlere süper izinler tanıyan Maden Yasası ile, zeytinlikler bile maden faaliyetlerine açıldı. Adrese teslim bir şekilde bu yasada, Milas’ta kömür çıkarılacak zeytinliklerin koordinatları yer aldı.
Ancak YK Enerji için bu da yeterli değildi. Şirketin Ankara’dan beklediği haber, 10 Ocak 2026’da geldi. 10848 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, İkizköy, Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerinde, toplam 679 parsel için, maden sahasında üretimin sürdürülebilmesi gerekçesiyle acele kamulaştırma kararı çıkarıldı.
Milas’ta tarihin bu en büyük acele kamulaştırmasında, 6 bin dönüm alanda, köylülerin evleri, zeytinlikleri, ceviz bahçeleri, tarlaları yer alıyor. Köylüler, yaşadıkları, ürettikleri topraklardan kömür için göçe zorlanıyor.
30 Mart gecesi saat 23.50’de jandarma baskınıyla gözaltına alınıp tutuklanan Esra Işık, o günün sabahında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Kaç tane zeytin var, kaç tane ev var yaz. Biz sayıdan ibaret değiliz, bizim orada hayatlarımız var. Sizin,100, 200, 500 diye yazdığınız zeytin ağaçlarına biz kaç ömür verdik. Öyle bir kalemde yazılacak, parasını belirleyelim, yatıralım bu da bizim olsun diyeceğiniz bir şey yok ortada. Orada bizim atalarımızın, dedelerimizin, ninelerimizin emeği var. Mezarlarımız var tarlalarımızda. Biz yurttaş değil miyiz, biz insan değil miyiz? Biz bu topraklarda çalışıp üretmiyor muyuz? Hiç miyiz biz ya, hiç miyiz? Danıştay’a sesleniyoruz, Anayasa Mahkemesi’ne sesleniyoruz. Davalarımız sizin önünüzde, kaderlerimiz sizin önünüzde. Geç gelen adalete adalet denir mi? Bizim evimiz yıkıldıktan sonra, bizim dünyamız başımıza yıkıldıktan sonra, sizin verdiğiniz karardan ne çıkar?”
https://t.co/CxHKmGcorx
They will not force us
They will stop degrading us
They will not control us
We will be victorious
If these are your lyrics, cancel your Istanbul concert @museband
@ekoltvv@pinarhacibektas Bugün bir yayında B.Ecevit’i örnek lekesiz siyasetçi olarak gösterdiniz. %100 aynı fikirdeyim. Onun döneminde bugünkü yargı ortamı olsaydı lekesizliğine leke sürülür müydü diye düşünmeden edemiyorum.
@ekoltvv@pinarhacibektas Bu duyarlı yaklaşımınızı iç işleri bakanlığı tarafından el konularak sümen altı edilen 2019 öncesi İBB yolsuzluk/usulsüzlük ihbar dosyalarına ve ABB Melih Gökçek dönemine ilişkin henüz işlem yapılmamış olan 100+ ihbar dosyasına da göstermenizi bekliyoruz.
Sn. Ekrem İmamoğlu'na 35 yıl önce verilmiş bir diploma, Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylık açıklamasından bir ay sonra, bu konuda doğrudan tasarrufta bulunması beklenmeyecek bir idari organ tarafından iptal ediliyor ve 27 kişinin diplomasının daha aynı işlemle iptal edilmiş olmasını bu işlemin objektif bir hukuki işlem olduğunun emaresi olarak kabul etmemiz bekleniyor.
Toplumu aptal zannetme hatası yeni bir hata değil. Buna bel bağlayarak hesap yapanlara bu toplumun verdiği cevap da daima istikrarlı olmuştur.
Toplumu eğitimsizleştirme yarışında iyice kendinize güvenecek kadar yol almış olabilirsiniz, ama o yolculuk esnasında toplumun daima kendinde tuttuğu irfanını da unutacak kadar kendi toplumunuzdan ayrı düşmüşsünüz.
Bu nasıl korkaklık. Ekrem İmamoğlu'nu yenemeyeceklerini düşünüyor ve mertçe onunla yarışmayı göze alamıyorlar. Mahallede cesareti olmayıp abisinin arkasına saklanan çocuk gibi devleti kullanıyorlar. Çok zavallı bir hal, çok korkakça, onursuzca. Milli iradeyi engelliyorlar.
Bunu da gördük ya !!! Artık hiç bir şeye şaşırmıyorum. Bundan böyle hiç bir belgemize, sertifikamıza, diplomamıza, tapumuza, kontratımıza güvenemeyecek miyiz? İdare 40 yıl önce hatalı bir işlem yaptı ise ceremesini biz mi çekeceğiz? Bu nasıl bir karar? Umarım idari yargı düzeltir
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun kararı HUKUKSUZDUR.
Böyle bir karar alma yetkileri yoktur. Yetki, sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’ndadır. Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak.
Kurtuluş Yok Tek Başına!
Hukuki Güvenlik İlkesi ve Hukuk Devleti:
35 Yıl Sonra Diploma İptali Skandalı
Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk devletinin temel taşıdır. İnsanların geçmişte kazanılmış haklarının keyfi ve siyasi saiklerle ortadan kaldırılması, devletin güvenilirliğini yok eder, hukuku araçsallaştırır.
35 yıl sonra verilen bir diploma iptali kararı, sadece bir şahsın değil, tüm yurttaşların hukuki güvencesine yönelik büyük bir tehdittir. Bugün Ekrem İmamoğlu’na yapılan bu hukuksuzluk, yarın herkes için bir emsal haline gelebilir.
Hukukun, kişisel hesaplara ve siyasi çıkar hesaplarına kurban edildiği bir ülkede adalet olmaz, düzen olmaz, güven olmaz! Ama unutulmasın: Türkiye bir’den çok büyüktür!