EY BÜYÜK ATATÜRK
Açdıgın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim Varlığım Türk varlığına armağan olsun. 🇹🇷
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!!
Rahatsız olan varsa defolup gitsin
TÜRKİYEMİZDEN. 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷
Av. Ali Işıner Hamşioğlu:
"Açık bir anayasa ihlalini Anayasa Mahkemesi de iptal etmezse göz göre göre anayasanın ilgili hükümleri çiğnenerek Türkiye'de terör örgütüne açık bir af getiriliyor.
Kim için, neyi saklayarak, ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Meclis kürsüsünde ettiğim Milletvekili yemininde;
"Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma" büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içmiştim.
Hayatım boyunca ödün vermediğim ve vermeyeceğim kişisel ilkelerim ve milletimizin bana verdiği temsil etme yetkisi doğrultusunda,
Pazartesi günü yapılacak olan çerçeve yasa oylamasında HAYIR oyu vereceğimi tüm kamuoyunun bilgisine sunarım 🇹🇷
Süreyya Öneş Derici
Yeni Parti Muğla Milletvekili
Bu ihanet sürecinde önümüze getirilen kanun teklifini topluma kabul ettirebilmek için sürekli bir maliyet hesabı yapılıyor:
“Şu kadar para harcanmayacak, şu kadar para Hazine’de kalacak…”
Madem her şeyin hesabını yaptınız, bize bir de şunun hesabını verin:
Şehitlerimizin kanı kaç lira?
Gazilerimizin uzuvları kaç lira?
Şehit analarının gözyaşı kaç lira?
Yetim kalan evlatların acısı kaç lira?
Bunların hesabını hangi cetvelle, hangi bilançoyla yaptınız?
Üstelik o Hazine’deki parayı veren de bu millettir; vatan uğruna canını, kanını veren de bu millettir.
O hâlde karar da milletin olsun!
Madem bu düzenlemeyi bu kadar doğru, bu kadar tarihî, bu kadar gerekli görüyorsunuz; hodri meydan!
Gelin referanduma götürelim, Türk milletine soralım!
#KuvaİYİmilliye
Onlar ŞEHİT edilen evlatlarının , botlarına, kanlı tişortlerına sarıldılar....
Onlar , evlerinin bir duvarına ÇERÇEVE yapıp evlatlarının son fotoğrafını, üzerinde kanı olan çakmağını, bebelerin, çoraplarını AL BAYRAĞIN yanına koyup, yıllarca ÇERÇEVE ' ye bakıp yanıp kavruldular!
Sevr'in imzalandıgı günde ,ÇERÇEVE yasaya imza atacak olanlar önce o kanlı asker elbiselerini hatırlasınlar .
Her gün yeniden ÖLEN! anne ,baba, evlat, eş, nişanlı, sevgilileri hatırlasınlar.
ÇERÇEVE yasaya imza atacak olanlar TÜRK ULUSUNUN, hergün yeniden ÖLEN şehitleri ile öleceğini ve fakat bu
İ....... netin bedelini ödeteceğini UNUTMASINLAR!....
#ihanetehayır
3 kişi bir araya gelip soygun planlasa, yasalarımıza göre bu kişiler organize suç örgütü kurmaktan yargılanır ve ceza alırlar.
Ama binlerce kişilik silahlı bir örgüte üye olup, erzak ve mühimmat taşıyan, yaralı taşıyan, eylem ve gösterilere katılan teröristler suça bulaşmamış oluyor ve affedilecekler!
Bu nasıl adalet?
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
Tek kişi kalsam da, ihanet kol geziyor olsa da, Cumhuriyetten, kurucu ideolojiden, Atatürk’ten ve Türk ulus kimliğinden vazgeçmem.
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”
Yakın gelecekte PKK kadrolarının Türkiye’nin her yerinde, işgal
İstanbul’unda (1918-1923) şenlenen azınlıkları hatırlatan bir şımarıklıkla taşkınlık yaptıklarını, kindar bir tutumla yurttaşları taciz
ettiklerini göreceğiz.
Turhan Çömez bir milletvekilidir.
TBMM Başkanı, HSK ve diğer parti grupları, Meclis kürsüsünden yapılan bir konuşma için milletvekillerinin Anayasa koruması altında olduğunu unutan Ankara Cumhuriyet başsavcısına,görevi olmayanı hatırlatmakta fayda vardır.
#yasamadokunulmaxlığı ANAYASAL HAKTIR.
Soruşturma açan Başsavcı derhal görevden alınmalıdır.
Aksi taktirde TBMM kapatılsın, Adalet Bakanlığına teslim edilsin.
YETER ARTIK..
Meclisi mutat mesaisi dışında zoraki çalıştırarak, malum yasayı Sevr’in yıldönümü olan 10 Ağustos’a yetiştirme ısrarınızın kaynağı nedir?
Kime mesaj veriyorsunuz?
Siz bu milleti ölüm uykusuna yattı mı zannediyorsunuz?
Biz, İYİ’ler ve Cesurlar Ailesi olarak bugün “Şehit Aileleri ve Gaziler” in hakları için mücadele ettik; yarın da Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu (@MDervisogluTR) liderliğinde “Çerçeve Yasa” görüşmelerinde Türk Devleti’nin bekası için Türk Milleti’nin haklarını savunacağız.
Ne mutlu TÜRK’üm diyene! 🇹🇷
#İhanetinbağrınasaplanacağız
#SONDAKİKA | İYİ Partili Turhan Çömez, kendisine açılan soruşturmayı savunan AKP'li Özlem Zengin'i rezil etti.
"Siz burada milletvekillerine hiza vermek için mi varsınız?
Millet bize ne görev verdiyse onu yapacağız. Bu kürsü milletin kürsüsüdür!
İstediğinizi yapın, biz bu kürsüde konuşmaya devam edeceğiz. Açın davaları, dilediğiniz kadar açın! Biz konuşmaya devam edeceğiz!
Turhan Çömez’in hakkında soruşturma açılmasına sebebiyet veren sözleri:
“Buradan Adalet Bakanı’na sesleniyorum.
Akşam yaptığınız Komisyon Toplantısı’ndan sonra Sincan 1 no’lu L tipi cezaevinde, isyan çıkmış.
Şu anda cezaevinin kapılarını kilitlemişler.
Oradaki birçok mahkum ‘Polisimize askerimize silah doğrultanlara af var bize yok.’ diyerek orada yatakları yakmışlar.
Şu ülkeyi getirdiğiniz hale bakın.”