Ev hanımı Fatma Gök, 28 Mayıs 2026’ta tutuklandı. 21 yaşındaki oğlu Selim Gök’ün de temmuz ayında tutuklandığı öğrenildi.
15 yaşındaki down sendromlu ve kalp hastası Ayşe Asude, annesinden ve ağabeyinden ayrı bırakıldı.
@KezbanKonukcu
SuçYok CezaVar
“GARİP GELDİK, GİDERİZ!”
Bir günde 2 KHK’lı ölümü..
Öğlen Denizli’li KHK’lı ihraç öğretmen Ayhan Şimşek’i defnettik.
Acısı geçmemişken akşam bir başka KHK’lı Hakim Kemal Çavdar @avkemalcavdar Bey’in vefat haberini aldık. Ayhan hoca 49 yaşında Kemal bey 43 yaşındaydı.
Her ikisi de beraat etmiş ama iade olamamışlardı, stres ve sıkıntıdan mide kanseri oldular.
Hakim Kemal bey aynı zamanda şairdi, 2024 yılında yaşadıklarını şöyle ifade etmişti:
“İncitmemişken bir karıncayı bile
Yüklendi sırtıma ağır zan Kızıldağ;
….
Diyene nasip olsun ağaç kökü,
İstediğim bir parça nan Kızıldağ!”
Sözün tükendiği yerdeyiz.
Allah rahmet eylesin.
İyi ki ahiret var.
Ekonomik durumları, mensup oldukları muhafazakâr aile yapıları ve geldikleri sosyal çevre şartları itibarıyla özellikle yükseköğrenim imkânlarından yararlanabilmek için, Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmalara yönlendirilen insanları, somut bir suç işlemedikleri ve hatta somut bir suç işlemeye yönelik hazırlık içinde bulunmadıkları takdirde, terör suçlusu olarak damgalamak, hukuk vicdanıyla bağdaşmaz.
Yargısal uygulamamızın ortaya çıkardığı bu yanlışlığın telafisi için af kanunu çıkarılmasına gerek yoktur. Çünkü af kanunu suç işleyenle işlemeyen ayrımını gözetmez. Bunun için malum FETÖ ile bağlantılı olarak silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum edilen kişilerle ilgili olarak yeniden yargılama sürecini işletmeye yönelik bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır.
Haksızlıklara karşı sessiz kalmıyoruz.
Güncel hukuki süreçler, kamuoyunu ilgilendiren adaletsizlikler ve hak ihlallerine ilişkin değerlendirmelerimizi resmi sosyal medya hesaplarımız üzerinden paylaşıyoruz.
Gelişmeleri doğru ve güvenilir kaynaktan takip etmek için:
📌 Instagram: https://t.co/qM0yLb6W3T
📌 YouTube: https://t.co/fGwD5ImkMx
📌 Facebook: https://t.co/itaPMvhucg
Adalet için birlikte takipte kalalım.
24 January – Day of the Endangered Lawyer traces its origins back to 24 January 1977 in Madrid, Spain, when a law office where lawyers engaged in the struggle for human rights and democracy were working was attacked, resulting in the killing of five people. This attack painfully demonstrated to the world that lawyers can be targeted simply for carrying out their professional duties.
For this reason, 24 January is commemorated as a day of solidarity with lawyers who are threatened, prosecuted, detained, and killed for performing their work. Despite the decades that have passed, lawyers in many parts of the world continue to work under pressure, while the right to defense and professional independence are systematically undermined.
In Turkey, lawyers are also subjected to political pressure, investigations, and public targeting because of the cases they defend and the individuals they represent. In the face of serious human rights violations and the systematic non-implementation of decisions of the European Court of Human Rights, an environment has emerged in which even the defense institutions and professional bodies are unable to raise their voices effectively. This situation demonstrates a severe erosion of the principle of the rule of law.
As CrossBorder Jurists, we once again emphasize:
There can be no justice without the independence of lawyers.
On this occasion, we call for:
•An end to all forms of pressure and criminalization directed at lawyers,
•An end to the prosecution of lawyers for carrying out their professional activities,
•The immediate implementation of decisions of the European Court of Human Rights,
•An end to the silence of the international community in the face of lawyers at risk.
The defense cannot be silenced.
Justice is not alone.
CrossBorder Jurists
📰 January 10 – Working Journalists’ Day
Journalists are among the fundamental pillars of democracy and the rule of law, defending society’s right to access accurate, independent, and timely information. Journalists working in war and crisis zones in particular put their lives directly at risk in order to bring the truth to the public.
🌍 In 2024, at least 122 journalists and media workers worldwide lost their lives while performing their professional duties. This stark reality once again demonstrates how journalism continues to be carried out under life-threatening conditions on a global scale.
In Türkiye, however, journalism and reporting have become increasingly difficult in recent years due to growing overt and covert censorship, judicial pressure, and the imprisonment of journalists. The media’s role in public accountability is being systematically restricted, while freedom of expression and press freedom are being severely eroded.
Under these circumstances, the importance of journalists who were forced to leave the country after 15 July 2016 and who continue their journalistic work abroad despite serious economic and legal challenges has become even more evident. Large segments of society closely follow these journalists, yet it is also observed that they are subject to pressure, threats, and attempts to silence them even while in exile.
⚖️ As CrossBorder Jurists, we strongly reiterate our call for:
• An end to all forms of open and covert censorship restricting freedom of the press and expression,
• The immediate cessation of the imprisonment of journalists and the criminalization of journalistic activities,
• The protection of the safety and professional independence of journalists working both domestically and abroad.
🖊️ On this occasion, we respectfully salute all working journalists who continue to inform the public in pursuit of truth despite pressure and threats, on January 10 – Working Journalists’ Day.
📰 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü
Gazeteciler; toplumun doğru, bağımsız ve zamanında bilgiye erişim hakkını savunan, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün temel aktörleridir. Özellikle savaş ve kriz bölgelerinde görev yapan gazeteciler, gerçeği kamuoyuna ulaştırmak uğruna hayatlarını doğrudan riske atmaktadır.
🌍 2024 yılında dünya genelinde en az 122 gazeteci ve medya çalışanı, mesleğini icra ederken yaşamını yitirdi. Bu gerçek, gazeteciliğin küresel ölçekte ne denli hayati riskler altında yapıldığını bir kez daha ortaya koymaktadır.
Türkiye’de ise son yıllarda artan açık ve örtülü sansür uygulamaları, yargısal baskılar ve tutuklamalar nedeniyle haber vermek ve gazetecilik yapmak giderek zorlaşmıştır. Basının kamusal denetim işlevi sistematik biçimde sınırlandırılmakta, ifade ve basın özgürlüğü ciddi biçimde aşınmaktadır.
Bu koşullar altında, 15 Temmuz 2016 sonrasında yurtdışına çıkmak zorunda kalan ve ekonomik ve hukuki zorluklara rağmen gazetecilik faaliyetlerini sürdüren gazetecilerin önemi daha da görünür hâle gelmiştir. Toplumun geniş kesimlerinin bu gazetecileri takip ettiği; buna karşın, yurtdışında dahi bu kişilerin baskı, tehdit ve susturma girişimlerine maruz kaldığı gözlemlenmektedir.
⚖️ CrossBorder Jurists olarak;
• Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan tüm açık ve gizli sansür uygulamalarına son verilmesini,
• Gazetecilerin tutuklanmasına ve mesleki faaliyetlerinin kriminalize edilmesine derhal son verilmesini,
• Yurtiçinde ve yurtdışında görev yapan gazetecilerin güvenliğinin ve mesleki bağımsızlığının güvence altına alınmasını
bir kez daha güçlü biçimde vurguluyoruz.
🖊️ Gerçeğin peşinde, baskılara ve tehditlere rağmen kamuoyunu bilgilendirmeyi sürdüren tüm çalışan gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü saygıyla selamlıyoruz.
Her yerde ve her şartta haksızlıklarla mücadele eden derneğimizi bu platform dışındaki alanlarda da takip etmenizi ve sesimizi duyurmamıza yardımcı olmanızı bekleriz.
1. İnstagram hesabımız:
https://t.co/kzpjMUTITP
2. Youtube Hesabımız:
https://t.co/vJdTkTo2B2
3. Facebook Hesabımız:
https://t.co/itaPMvhucg
Kanser hastası ve avukat Süleyman Yıldırım, tedavisinin geciktirilmesi sonucu sol bacağı kesildikten sonra ancak bu hâle geldikten sonra serbest bırakıldı.
Türkiye’de mahpuslar ölüme terk ediliyor.
Bu adalet değil, açıktan bir cinayettir!
Cumhuriyet AdaletleYaşar
Bir insanın bedeni, ihmalle, umursamazlıkla ve cezayla nasıl çürür, nasıl erir, nasıl yok edilir ? Avukat Süleyman Yıldırım’ın hikayesi bunun cevabıdır.
Süleyman bey Denizli’de avukatlık yapan bir insandı. Ne bir şiddet suçu vardı, ne hırsızlık, ne yolsuzluk…
Suçu; çocuklarını KHK ile kapatılan okula göndermek, bir bankaya para yatırmak ve bir uygulama kullanmak oldu.
6 yıl 3 ay ceza verdiler. Hapisteyken hastalandı.
Kalbi, ciğeri, bacağı… Vücut alarm veriyordu.
Doktorlar “Hastanede kalması gerekiyor” dedi. Ama izin vermediler.
Tedavi ertelendi, ağırlaştırıldı, görmezden gelindi. Bacağı artık kurtarılamayacak hale geldi. Kesildi. Sonra akciğerinde tümör çıktı. 3. evre!!
Ameliyat bile edilemeyecek kadar büyük.
Vücut 40 kiloya düşmüş.
Artık nefes alması bile acı. Ailesi onu bugün gördüğünde tanıyamadı. İskelete dönmüş bir beden…
Bir aile yakını şöyle demiş:
“Biz bu kadar kötü beklemiyorduk. 3-4 gündür yemek yememiş. Serumla hayatta tutuyorlar. Doktorlar birbirine attı, kimse tedavi etmedi. Durumu çok ağır… Allah bilir ama ölmek üzere…”
Ve işte “Adli Tıp uygun gördü” diye 3 ay infaz erteleme verildi.
Yani ceza değil ölüm gelmesin diye değil !!!
Ölüm gelmeden hemen önce “kağıt üstünde” bir tahliye !
Bir insan nefesinin son kırıntısında.
Devletin “merhamet” dediği şey bu ülkede, hep ölüm döşeğinde gelir.
Ve buna merhamet değil, gecikmiş İNFAZ denir.
Biz bu hikayeye “hukuk” diyemeyiz.
Biz buna “adalet” diyemeyiz.
Bu düpedüz ihmal değildir, kusur değildir, yanlışlık değildir.
Bu insanı bile bile ölüme terk etmektir.
İnsanlığa karşı suçların delillerinden biri daha! Bu fotoğraflar, Auschwitz toplama kampında değil, Denizli T Tipi Cezaevinden! Hiç bir suçu olmayan bir insanın getirildiği hale bakar mısınız? Neredesin ey vicdan, neredesin ey adalet, neredesin ey insanlık!
@adalet_bakanlik@yilmaztunc
AUSCHWİTZ DEĞİL, DENİZLİ CEZAEVİ MAĞDURU
Tedavisi geciktirildiği için sol ayağı kesilen 3. evre akciğer kanseri hastası avukat Süleyman Yıldırım ölüm döşeğinde tahliye edildi.
Adam ne hale gelmiş. Bu bir insanlık suçudur. @adalet_bakanlik
HastaMahpuslara Özgürlük
Auschwitz kampı değil, Denizli T Tipi Cezaevi mağduru
Avukat Süleyman Yıldırım bu hale gelene kadar tahliye edilmedi
✍️Sevinç Özarslan’ın haberi
@sevincozarslan3
https://t.co/kPtySte1Lz
Bu aksam:
Avrupa Saati: 20.00
Türkiye Saati: 21.00’de
“AIHM’DEN KHK’LILAR LEHİNE TÜRKIYE AIHM’DEN KHK’LILAR LEHİNE TÜRKIYE ALEYHİNE VERDİĞİ TARİHİ KARAR” ile ilgili,
Uzman hukukçuların katılacağı Mor Oda muhabbetimize davetlisiniz! https://t.co/t8epSo4VLs
UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!
Bundan tam 4 yıl önce bu dünyadan bir yiğit göçtü. Tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiği ve çok sevdiği hakimlik mesleği ile hürriyeti hukuk tanımazlarca bir gecede elinden alındı.
Yaşadığı sıkıntılara ve yakalandığı amansız hastalığa bedeni ancak 4 ay dayanabildi. Hastalık sürecinde hep; "belki ben görmeyeceğim ama bu hukuksuzluklar elbet bitecek" diyerek ümidini hep korudu ve duruşunu hiç bozmadı.
Geride; "ben babam olmadan ne yaparım, daha 5 yaşındayım" diyen kızını, 1 yaşındaki oğlunu ve eşini bıraktı. Evet, tam 4 yıl önce bu dünyadan bir yiğit, Alparslan Güngör göçtü.
Unutmadık ve unutmayacağız. Ruhuna bir Fatiha ile sizde hatırlamak ister misiniz?