Ülkeme, beni yetiştiren öğretmenlerime, aileme ve dinleyicilerime sözüm vardı ve kazandım! :) İtalya'da bu Cumartesi düzenlenen Piano Academy Eppan piyano yarışmasında Michelangeli Ödülü'nü kazanarak birinci oldum! Cumhuriyetimizin 100'üncü yılını başarılarımızla kutlamaya devam.
İngilizce'deki patlama kelimelerinden explosion dışa doğru, implosion da içe doğru patlamadır. Bu ikincisi pek nadirdir çünkü yaşadığımız atmosfer katmanında yoğunluğu en az olan şey hava olduğu için hemen her şey havaya doğru, dışa doğru gerçekleşir. Ama geçen gün ne oldu? Titanik'i izlemek için üretilen Titan adlı denizaltı, milyoner yolcuları ve yapan kişiyle birlikte battı. Peki milyonlarınız var ama bunu neden yaparsınız?
Acapulco'da, Monaco'da, Pattaya'da lüks havuzlu villa alıp dünyayı gezerek yaşamak yerine niçin denizin dibine seyahat gerçekleştirir içe doğru büzülerek üzerine basılmış kola tenekesi gibi parçalanan bir tüpe niye biner ki insan?
Niye biner biliyor musunuz? Tarihe geçmek, ona adını yazdırmak için. İnsan nereye gitse ne kadar zengin olsa da Maslow'un ihtiyaçlar piramidinin sıralamasından kurtulamıyor. Esteem yani saygı görme, önemsenme duygusu paranın satın alamayacağı en üst nokta.
Tüm müreffeh toplumlarda bu duyguya sahip kimselerin sayısı artar. Bunların bazısı vakıf kurar faydalı olur, bazısı icad yapar bazısı da kurtuluş mücadelesi başlatır veyahut yanlış yerde yanlış gerekçelerle yanlış ülkede başlar terörist olur.
Ama bu seviyedeki insanlar yani tarihe geçmek isteyen kimseler gereklidir çünkü bunlar olmasa başka kobay bulamazsınız.
1912'de zenginlerin terzisi olan Claude Reichelt, kendi imalatı ve icadı olan paraşütle Eyfel kulesindem yaptığı atlayışla öldü. Soğuk donmuş zemin, kafasını parçaladı. Yaptığı icadı sonradan denendi ve çalışıyordu. Onun katlanış ve açılış şekilleri düzeltilecek ve modern paraşüte giden yolda katkı olacaktı
Uçan aletlerin icadı ve geliştirme süresi de bundan farklı ilerlemedi. 1913'te Romen Vlaicu yine kendi icadının kurbanı oldu. Fransızlar, İngilizler, Almanlar hep bu icadlarla kurbanlar vere vere havacılık ilerledi ve kanla yazılan kurallar bir bilim çıkardı, aerodinamik.
Şimdi de hidrodinamik mühendislik ve hidrobarik dinamiğin mühendisliği ilerliyor. İnsanoğlu denizin dibindeki kuralları öğrenmek için çıktığı yolda kurbanlar vererek ilerliyor.
"La oğlum aptal la bunlar" diyebilirsiniz ama bu insanları güdüleyen merak ve o merakı zirveye taşıyan tarihe geçme, çığır açma dürtüsü, kalanlara da basamak oluyor.
Lagari Hasan ve Hezarfen Ahmet Çelebi adındaki kişilerin gerçek olduğuna dair bir kanıt maalesef yok ama Evliya Çelebi'nin anlattıkları ile gerçek kabul ediyoruz. Eğer tarihe dikkat ederseniz Osmanlı'nın yükselme devrinin simalarıdır bunlar. Yani en zengin dönemler önemli mucitler meydana getirir kuralı bozulmuyor.
Evliya Çelebi'nin seyahatleri ve yazıları bile normal bir olay değil, kendisi de ancak müreffeh bir toplumda ortaya çıkacak bir karakterdir.
Atlantik'i balonla geçmek, Everest'e tırmanmak, Amazon'un derinlerine keşifte bulunmak bunların hepsi düşük zekalı ve fakir toplumlar için gereksizdir. Ama bilim bu kişilerle ilerliyor.
Oldukça garip Niagara şelaleleri örneğinden bahsedelim. 1800'lerde Amerikalı öğretmen Anna Taylor, içine girdiği bir varille Niagara şelalelerinden atladı. Bir süre sonra bir diğeri Charles Stephens da aynı şeyi denedi ama varilin içinde sadece kolunun bir parçası bulundu.
Tüm bunlar, denizaltı yapmak için bir fikir verdi. Onca kişi, içerisine insan sığacak bir tüp yapıp içine girerek öldü. Bu tarz şeyler daha da geliştirildi ve denizaltılar yapıldı.
1970'lerde ABD ve Sovyetler arasında gelişen uzay yarışı sebebiyle tüm kameralar, vericiler, alıcılar, ekranlar küçültüldükçe küçültüldü ve günümüzde bu yazıları okuduğunuz teknoloji bunun bir sonucu.
Ya refah ya da rekabet geliştiriyor bilimi. Ülkemizde refah pek yok ama rekabet için de fırsat eşitliği gerekiyor.
Fırsatlar ülkesi olmak istiyorsak fırsatçıları engelleyen kanunlar çıkarıp uygulamak zorundayız.
İktidara bu konuda başarılar, bize de sabır diliyorum. Daha dün içeri alınan, öldüreceğiz,asacağız, keseceğiz diyen bir serseri, bugün serbest bırakılmış. Sokakları köpek bokuyla dolu, çocukları köpeklere parçalatılan ülkelerden olmayacaksak yol bellidir.
Saygılar
H&M firmasının geri dönüşüm kutularına atılan ürünlere airtag yerleştirmişler ve kutulara atılan hiçbir ürünü geri dönüşüme sokmadigi ve Afrika ülkelerine çöp olarak satıp çevre felaketine yol açtığını bulmuş araştırmacılar.
https://t.co/99ts7FEe0L