2026 YKS yerleştirme sonuçlarına biraz daha yakından bakınca oldukça çarpıcı bir tablo çıkıyor:
Üniversiteler daha iyi dolmadı; kontenjanlar azaldı. Lisans kontenjanı yaklaşık 417 binden 393 bine çekildi. 24 bin kişilik azalma, doluluk oranını doğal olarak yukarı taşıdı.
Doluluk oranındaki artışı tek başına “üniversiteye talep arttı” diye okumak yanıltıcı. %91,5’ten %92,4’e çıkan oran, paydanın küçüldüğü unutulmadan değerlendirilmeli.
Bilgisayar mühendisliğinin dokunulmazlığı sarsılıyor. Hâlâ güçlü; ancak artık her üniversitede ve her koşulda otomatik olarak dolan bir bölüm değil.
Yazılım mühendisliğinde gerileme daha görünür. Birkaç yıl önce geleceğin tartışmasız mesleği gibi görülen alanlarda öğrenciler artık daha seçici.
Yapay zekâda ilginç bir paradoks var: AI hayatın merkezine hızla yerleşirken, AI adıyla açılan programlarda üniversiteler öğrenci talebinin önünde koşmuş görünüyor. Teknolojiye talep ile “AI diplomasına” talep aynı şey değil.
Vakıf üniversiteleri tek bir kategori olmaktan çıkıyor. Bazılarında ciddi doluluk kayıpları görülürken bazılarında güçlü artışlar var. Öğrenci artık yalnızca “vakıf üniversitesi” seçmiyor; kurum, burs, maliyet, itibar ve mezuniyet sonrasını birlikte değerlendiriyor.
22.800’üncü olup tıp fakültesine yerleşemeyen öğrenci örneği dikkat çekici. Devlet, Kıbrıs ve askerî tıp seçeneklerine rağmen yerleşememesi, tıbbın hâlâ çok güçlü bir güvenli liman olarak görüldüğünü gösteriyor.
Buna karşılık Fizik/Fizik Mühendisliği gibi temel bilimlerin bazı güçlü üniversitelerde çok yüksek sıralamalardan öğrenci almaya başlaması ayrıca izlenmeli. Yapay zekâ çağında matematik, fizik ve temel bilimlerin değeri yeniden mi keşfediliyor?
Bütün bunlar bana göre daha büyük bir dönüşümün işareti:
Gençler artık yalnızca üniversite seçmiyor; gelecekte hangi diplomanın gerçekten bir karşılığı olacağını seçmeye çalışıyor.
YKS sonuçlarını sadece taban puan ve başarı sırası olarak okumayalım.
Tercih listeleri, gençlerin Türkiye’ye, mesleklere, teknolojiye ve kendi geleceklerine ilişkin beklentilerinin de bir fotoğrafıdır.
#ykssonuç
#yks
#YasaSırasıKademede
#yks2026
Kampüsümüzde sadece dersleri değil, hayatı ve sofrayı da paylaşıyoruz. 3 bini aşkın öğrencimiz, akademisyenlerimiz ve çalışma arkadaşlarımızla mübarek Ramazan ayında kurduğumuz iftar sofrası, BAU’nun birlik ve beraberlik ruhunun en güzel özeti.
Durum tam da bu. Ne Akademi kaldı ne de bilim.
Yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada oligarşik bir bilim(!) onay mekanizmasına takılıp kaldık. Elsevier ve Clarivate şirketleri tarafından kapitalistleştirilip milyarlarca dolarlık bir endüstriye döndürülen Akademi sektörü her gün bilim dışı yeni bir iş ve meşguliyetle sınanıyor. Şimdilerde de kalite ve akreditasyon uğruna sabahtan akşama kadar rapor yazıp, “ölçüt, girdi-çıktı, PUKÖ döngüsü vs.” diyerek binlerce sayfa şablon hazırlayan, yayın fetişizmini proje fetişizmine dönüştüren bir rakamsal bir çöplüğe dönüşmüş durumdayız. Yaratıcılık yok, bilim yok, düşünce yok, sürüden kaçış yok, şablon dışına çıkış yok.
Milyarlık bütçeli kardinaller heyeti tarafından onaylanmak zorunda olan akademik kölelerden başka bir şey değiliz. Köleliğine aşık olan kölelerimiz ise sistemce en makbul olanımız . Helvası çoktan kavrulmuş bir dünya Akademi. Bilimsel çaba, özgür düşünce, yaratıcı üretim falan yok; esaretin kutsandığı ve onore edildiği bir kilise topluluğu var maalesef. Tüm dünyada bu sistemin finansörleri de belli. Onların istemediği şekilde düşünenleri ABD’de dahi yerle yeksan ediyorlar. Geçmiş olsun hepimize. Durum bu!
Akademi hakikatin peşinde midir? https://t.co/b88utpYYzU @serbestiyetweb aracılığıyla
insanlar eşit değildir. okumuş, kendini geliştirmiş ve etrafına fayda yaratan bir insan, ömrü boyunca eline tek kitap almamış ve doğru düzgün bir şey üretmemiş birinden daha üstündür, sözleri daha kıymetlidir. bu basit gerçekliği sosyal hayatında işletemeyen bir toplum çok şey kaybeder.
📍 #ErasmusDays 2025 SANKO Üniversitesi’nde!
13–18 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek etkinliklerle Erasmus+ coşkusunu birlikte yaşıyoruz!
Etkinlikler;
📍 SANKO Üniversitesi,
📍 Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu kafeteryalarında düzenlenecektir.
Katılım için QR kodu tarayarak formu doldurmayı unutmayın! #sankoüniversitesi
Mary E. Brunkow yılda 30 makale basmadı (bizim memlekette bunu “araştırmacı olmak” sanan hâlâ var). Tüm bilimsel yaşamı boyunca sadece 34 makalesi var, h-index’i 21. Şu çok ünlü, “Stanford’un sözde en etkili bilim insanları” listesinde de yok. Ama yaptığı iş sağladığı fayda ve insalığa olan potansiyel katkısından Nobel Tıp ödülüne layık görüldü. Yaptığı iş, insanlığın gidişatını değiştirecek.
Bilim “makale sayısı” ile değil; nedensiz merak, sorgulama ve tutkuyla yapılır. Makale bilimsel sonucun iletişim aracıdır, ama aracı hedef haline getirirseniz garabet çıkar. h-index tek başına koca bir ÇÖPTÜR.
Bilimde nitelik, görünüşte değil içeriktedir. Buradan devam etmeyi seçenlere selam olsun.