Her karede yalnızlık, umut ve merhamet sessizce akıyor. Seyirci olarak bizler de bu duygusal yolculukta bir kedinin gözlerinden dünyayı yeniden görme şansı buluyoruz.
"Flow: Bir Kedinin Yolculuğu", suların yeryüzünü yuttuğu bir dünyanın ortasında, yalnız bir kedinin kaderle baş başa kalışını anlatıyor. Tıpkı modern bir Nuh’un Gemisi’nde olduğu gibi, farklı türlerden hayvanlarla aynı gemiye sığınan bu kedi, hem hayatta kalmaya çalışıyor hem de
yabancı kalplere dokunmanın yollarını arıyor. Aralarında ne dil birliği var ne de aynı geçmişe sahipler. Ama felaket, sınırları siliyor.
Bu film, sadece bir felaketten kaçış değil; dayanışmanın, dostluğun ve hayatta kalmanın şiirsel bir anlatımı.
"İnsanlar kendilerinin özgür olduğunu düşünürler, çünkü kendi seçimlerinin ve arzularının farkındadırlar, ama kendilerini bunları seçmeye ve arzulamaya sevk eden nedenlerden bihaberdirler; hatta öyle bihaberdirler ki, bu nedenleri rüyalarında dahi görse inanmazlar."
-Spinoza
"<Kinik Diogenes> insanların dua etme şeklini eleştiriyor ve gerçekten iyi olan şeyleri değil, sadece kendilerine iyi görünen şeyleri istediklerini söylüyordu."
[Diogenes Laertios 6.42 = Kinik Felsefe Fragmanları D304]
Kant, bizim ancak zihinlerimizden bize gösterilen haliyle dünyayı bilme yeteneğine sahip olduğumuzu ve dış dünyanın asla gerçekten bilinemeyeceğini öne sürer.
“Sıradan hırsız; paranızı, cüzdanınızı, bisikletinizi çalar. Politik hırsız ise: Geleceğinizi, hayallerinizi, bilginizi, eğitiminizi, sağlığınızı, gülümsemenizi çalar. İkisi arasındaki fark; sıradan hırsız sizi seçer! Siyasi hırsızı ise siz seçersiniz!”
—Voltaire