@GarantiBBVA Sizden arama istemiyorum. Mobil uygulama yüklü olmadığı için müşteri temsilcisine ulaşamıyorum. Beni aramanızı istemiyorum. Bugün 4 defa arandım. Tacize giriyor artık bu kadarı.
Gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum. Neden bazı "İslamcı" çevreler, Atatürk'e duyduğumuz sevgiyi, saygıyı sürekli "tapınma" olarak nitelendirme ihtiyacı hissediyorlar? Biz hiçbir zaman, "Atatürk'e dokunmak peygambere dokunmak gibidir." demedik. Anıtkabir'e gidip çul çaput bağlayıp, "Ey Ulu Gazi, bana iş ver, aşk ver, ev ver." diyerek Atatürk'ü dua nesnesi hâline getirmedik; sadece tarihî bir önderi, bir kurucu aklı, bir uygarlık idealini temsil ettiği için saygıyla andık.
Ancak görünen o ki, bazı kesimler için "saygı" kavramı ya "itaat"tir ya da "tapınma"... Çünkü kendi liderlik algıları bu iki uçtan birine sıkışmış durumda... Liderlerini eleştirilemez, hatasız ve adeta metafizik bir otorite olarak gördüklerinden, rasyonel bir saygı biçimini kavramakta zorlanıyorlar. Dolayısıyla, Atatürk'e duyulan "bilinçli" saygıyı ancak kendi kategorileriyle, yani "kutsallık" üzerinden yorumlayabiliyorlar. Onlar için birine saygı duymak, o kişiyi kutsallaştırmak anlamına geliyor. Çünkü kendi liderlik algıları, rasyonel sevgi ile sorgusuz bağlılık arasındaki farkı ayırt edemiyor.
Hatta o kadar ileri gidiyorlar ki, "Biz yalnızca Allah'a iman ederiz, tek liderimiz Hz. Muhammed'dir." diyorlar; ama ilginçtir, bu cümleleri kurarken bile Atatürk'le bir karşılaştırma yapma ihtiyacı hissediyorlar. Yani kendi bilinçaltılarında Atatürk'ü, Peygamberle kıyaslanabilecek bir figür olarak konumlandırıyorlar. Oysa biz hiçbir zaman böyle bir kıyasın tarafı olmadık.
Çünkü birinin alanı imandır; diğerinin alanı ise akıl...
Çünkü biri dinin, diğeri ise ulusal bilincinin temsilcisidir.
Çünkü biri kalbe seslenir, diğeri akla...
Çünkü biri inancı biçimlendirir, diğeri millet olma iradesini...
Atatürk'e yönelen sevgi, bir tür "putperestlik" değil; akla, bilime, özgürlüğe ve çağdaşlaşmaya duyulan minnettarlığın sembolik bir ifadesidir. Kaldı ki, eğer bu değerlere yönelmek bir "tapınma" sayılıyorsa, keşke bu toplum biraz daha o "puta" eğilebilseydi. Çünkü o putun adı, aydınlanmadır.
Sonuçta mesele şudur:
Bizim saygımız bilinçten, onların bağlılığı koşullanmışlıktan doğuyor. Mesele Atatürk'ü kutsallaştırmak değil, onun temsil ettiği akıl ve ilerleme mirasına sahip çıkmaktır. Bizim için Atatürk, bir inancın değil, bir bilincin sembolüdür. Onu korumak, bir putu savunmak değil; aklın, özgürlüğün ve çağdaş bir yaşam idealinin hâlâ bu topraklarda karşılık bulabilmesini sağlamaktır. Çünkü mesele kişi değil, fikirdir ve fikirler bilinçle yaşar.
Atatürk'e duyulan sevgi, geçmişe değil, geleceğe yöneliktir. Biz onu değil, onun açtığı yolu savunuyoruz. Çünkü Atatürk, bir heykel değil; bir yön, bir ufuktur... Tapınmaya değil, düşünmeye çağırır.
Ve belki de aramızdaki en büyük fark, tam olarak buradadır:
Biz, onun gösterdiği yolda yürürken diz çökmeyi değil, başımızı dik tutmayı öğrendik. 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
#MustafaKemalAtatürk
#TarihinKıskandığıLider
#10Kasım #10Kasımoo