Nefes aldığı her an, bir fırsata sahiptir insan. Yeniden başlayabilir, vazgeçebilir, birine, onu önemsediğini söyleyebilir veya günahlardan dönebilir. Nefes alıyorsan bugün hâlâ fırsatın var. Fakat hayat kısa; yarının yeni bir fırsat doğuracağı tamamen muamma.
Bazı kimselerle samimiyet kuramadan gidersem bu dünyadan, izleyemezsem gökyüzünü doyasıya, kuşları, nehirleri mesela. Rabbimi tanımazsam ya da güzel bir türküyü keşfetmeden gidersem buralardan, yazık olur. Sadece kavga ve hüzünden başka bir şey görmezsem, yaşadığıma yazık olur.
Hayat o kadar büyük bir hız ve telaş içinde akıp gidiyor ki üzerine düşünecek, yaşadıklarımızı sindirecek zamanımız olmuyor. Yaşıyor muyuz hakikaten? Yoksa hayat yanı başımızdan geçip gidiyor mu ? Ruhun tazelenebilmek için yalnızlık ve sessizliğe ihtiyacı var.
Dünyada hiçbir şeyin sahibi değiliz; kendi canımızın bile. Neyi elde ettiysek hep emanet; sevgiler, saadetler, kederler, mal ve mülk emanet. Hepimiz mülteciyiz, belki de sürgünde. Ne yazık ki birçoğumuz bunun farkında değil.
Erdoğan: "Bazı haysiyetsiz, namussuz kişiler açıklama yaparak Hatay'da asker göremedik, jandarma göremedik, polis göremedik gibi yalan yanlış iftiralar atıyorlar. Bizim askerimiz, jandarmamız, polisimiz şereflidir. Bu şerefsizlerin ağzına biz onları meze yaptırmayız."
“Çok gülüyor olmam hayatımın kolay olduğu anlamına gelmez. Yüzümde bir gülümseme olması, bir şeyin beni rahatsız etmediği anlamına da gelmez. Sadece, olumsuzluklar üzerinde durmamayı, başımı dik tutmayı ve hayatıma devam etmeyi seçiyorum.”