Derdimi kimlere anlatayım… sen 50 dk emzir uyudu san, sağına dön bi yudum su iç veeee dönüp baktığın yönde iki çift koca gözün meğer uyumayıp seni izlediğini gör. Sözler bu kadar.
Prof. Dr. İlber Ortaylı, dün gece işgalciler konusunda öyle şeyler anlatmış ki;
Biz Türk Milletinin çocuklarıyız ve şeref, namus, ahlak gibi çok önemli ilkelerimiz var
Bu Suriyeli işgalcilerin hiç bir ulusal değerleri yok.
Biz bunlarla asla aynı ortamda birlikte yaşayamayız
“Öğrencilerin mükemmel bir öğretmene ihtiyacı yoktur. Öğrencilerin, okula gelmek ve öğrenme sevgisini büyütmek için onları heyecanlandıracak
mutlu bir öğretmene ihtiyaçları vardır.”
Richard Feynman
Size bir Almanya ve Türkiye kıyaslaması bırakıyorum.
Aradaki tek fark siyasetçilerin kalitesi!
Yanlış insanla doğru iş yapılmaz.
Nüfus:
Almanya: Yaklaşık 83 milyon
Türkiye: Yaklaşık 82 milyon
Yüzölçümü:
Almanya: 357,022 km²
Türkiye: 783,356 km²
Demokrasi İndeksi (The Economist'e göre):
Almanya: 8.68 (Tam Demokrasi)
Türkiye: 4.37 (Hibrid Rejim)
Ekonomik Veriler:
Almanya: Dünyanın en büyük 4. ekonomisi, kişi başına düşen GSYİH 40,000-50,000 USD arasında.
Türkiye: Dünyanın en büyük 20. ekonomisi, kişi başına düşen GSYİH 9,000-12,000 USD arasında.
Şehircilik:
Almanya: Yüksek düzeyde planlama ve sürdürülebilir kentleşme
Türkiye: Hızlı kentleşme ve değişken şehircilik kalitesi
Satın Alma Gücü:
Almanya: Daha yüksek satın alma gücü, genellikle daha yüksek yaşam standartları
Türkiye: Daha düşük satın alma gücü, düşük yaşam koşulları
Üniversiteye giden, ilk bakışta yüzünden tanıyamadığım öğrencilerim. Hayatlarına dokunulan ve hayatıma dokunan canlar. Ah. Bu karşılaşmalar insanı mesleği bıraktığına pişman ediyor.
Biraz önce Sn. Milli Eğitim Bakanının “Bizim ders kitaplarımız baskı kalitesi itibarıyla piyasadaki kitapların büyük çoğunluğundan kaliteli” açıklamasını okurken aklıma düştü.
Hemen gelişkin bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi dünyanın ‘en zengin’ diye bilinen ülkesi İsviçre’de de ders kitapları sene başından çocuğa zimmetleniyor.
İki çocuk okuttugum için tecrübem var.
İmzanız alınarak zimmetinize geçiriliyor kitaplar.
Dönem sonunda o kitaplar toplanıyor. Hala kullanılabilir halde olanlar bir sonraki dönem öğrencilere dağıtılmak üzere elden geçirilerek okula bırakılıyor.
Kötü kullanılarak kullanılamayacak hale gelmiş ders kitapları için ise ailelerden makul bir bedel alınıyor ve kitaplar geri dönüşüme veriliyor.
Bununla birlikte baskı ve kagıt açısından da ortalama bir kaliteye sahipler.
Bilmem, ne dersiniz sanki böylesi daha iyi 🤔 Herkes ama illede ulusal ekonomi ve çevre için.
Aşagıdaki fotoğraf İsviçre’de çocukların ders kitabının arkasına yapıştırılmış zimmet etiketidir. Bi bakın kaç dönem kullanılmış.