Breaking Bad dizisinde geçen bir bölümdü, "Bana dağıtılan elle oynamaya razı geldim."
Şule Gürbüz'ün "sonra üzerime bir tat geldi, halimi kabul geldi. Çok da
umursamaz oldum. Bu hayatı beğenir oldum. Bu hayatın kendisi bana olabilecek hayatların en mânâlısı geldi." dediği yer de burası. Bize daima daha iyi bir versiyonumuz var da, aksaklıklar, karşılaştığımız insanlar bizi bundan alıkoyuyor gibi bir algı yükleniyor. Oysa olup olabileceğimiz budur, bu kadarı da güzeldir. Sadece razı olmak gerekir. Bu da ancak sessizce olur.
Otoimmün hastalıklar gibi kadınlarda daha sık görülen hastalıklara daha az araştırma bütçesi ayrılıyor. Bu da daha az bilginin birikmesine neden oluyor. Ortalama 4 farklı doktor ziyareti ve 2-6 yıl gibi uzun bir zaman alıyor. ( ABD verisi)
Peki neden?
Kadın hastaların semptomlarının “psikosomatik” veya “hormonlara bağlı” görülmesi. Bu durum “medical gaslighting” ya da “Yentl sendromu” olarak da literatüre girdi.
İsmi 1983 yapımı Yentl filminde geliyor ve kadınların semptomlarını “erkek” gibi ifade etmedikerinde ciddiye alınmadıklarını, geçiştirildiklerini ve sonuç olarak yetersiz tedavi aldıklarını anlatıyor. Yentl sendromu ne yazık ki bazen ölümcül olabiliyor. İzleyenler hatırlayacaktır filmde Barbara Streisand Polonya'da eğitim alabilmek için erkek kılığına giriyordu.
Çok ilginç bir fenomen okudum: bazı insanlar eski çevrelerini üzmemek için, bilinçdışı şekilde kendi başarılarını sabote ediyormuş. “Bakın ben de hala sizdenim, size ihanet etmedim, lütfen beni sevin” demek için, kendi yetenek ve ışıklarını kısıyorlarmış. Çok ilginç, değil mi?
Kuzum inan hiç beklemediğin anda olmuyor. Bir sürü savaşa girip kayıplar veriyorsun. Dağıldığında topluyor, düştüğünde kalkıyorsun. Kırılmak ne paramparça oluyorsun. Derken bir gün bu döngüyü bozmaya karar verip taşları istediğin gibi dizmeye başlıyorsun. İşte o zaman oluyor. 🥰
Fairbairn’in Freud’un libido kuramını ayakları üzerine oturtmasına ilham olan cümle:
“Sürekli şu arzuyu, bu arzuyu tatmin etmek istediğimden bahsediyorsunuz; benim asıl istediğim ise bir baba.”
Yani egonun temel ihtiyacı haz değil, ilişkidir.
Jung’a göre ormandaki bir yolculuk veya denizde yüzmek, kolektif bilinçdışıyla temas kurmanın yoludur. Farkında olunsa da olunmasa da insanlara iyi gelmesinin, ferahlatıcı bir etki uyandırmasının nedeni budur:
Tufan Göbekçin, Psikeart, Şizofreni