Bu gece çoğu AKP içinden biraz kulis bilgisiyle vaktinizi alacağım.
Soygunun ortaya çıkmasından sonra bilgi sahibi olmadığı konuyu anlamaya çalışan Erdoğan’a ekonomi kurmayları sistemin nasıl işlediğine dair sunumlar yaptı. Adalet Bakanlığı en tepe bürokrasisi tarafından yapılan sunumda da Fatma Betül Sayan Kaya’nın sistemin içine nasıl dahil olduğunu ve neler yaptığı belgeleriyle anlatıldı. Çekirdek ailesinden sonra gelen halkada bulunan değer verdiği ailelerden gelen bir isim olan Kaya’nın adının karışmasına çok sinirlenen Erdoğan öylece Sayan’ın üzerini çizdi. “Bir rezilliğe bulaştık yakalandık” diye değil neden kendisinin kurban seçildiğini düşünen ve kendi mahallesi tarafından vebalı muamelesi gören Fatma Betül Sayan Kaya’nın görüşme talebi de Recep Tayyip Erdoğan tarafından reddedildi.
Adalet Bakanlığının sunumunda Nihat Zeybekçi’nin adı da “şüpheli” olarak gündeme getirildi. Ancak Erdoğan’a yakın bazı isimlerin uyarısı üzerine konunun araştırıldığı, kendisiyle görüşülmesinin ardından Zeybekçi’nin dolandırılanlar arasında olduğu anlaşıldı. Ancak kısa süre sonra oğlu Mustafa Yazıcı’nın şüpheliler arasına katılmasıyla konu Hayati Yazıcı’ya uzandı. Mustafa Yazıcı’nın malvarlıklarına tedbir konulması kararı alınmadan önce Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sorularak onay alındığı ancak uygulanan tedbir kararının birkaç saat içinde kaldırılmasında ise Gürlek’e sorulmadan yapıldığını da ekleyelim.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın fonlardan vurgun yaptığının belgesinin sızdırılmasının Adalet Bakanlığı bürokrasisi üzerinden olunduğunda ortak kanaat var. Aynı şekilde yine Adalet Bakanlığı bürokrasisinin sızdırmaları olduğu düşünülen Nihat Zeybekçi’nin fonlarda dolandırılanlar arasında olduğu ve Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığı üzerinde tedbir kararı alınması gibi uygulamaların da AKP içine mesaj verme amaca taşıdığı düşünülüyor.
Fon soygununa bulaşanlar arasında AKP ve devlet bürokrasisi içinden önemli isimlerin de olduğu bilgisi Recep Tayyip Erdoğan’a iletildi. Sorunu temizlemenin ve kontrolünü ele almanın çok zor olduğu düşünülüyor. Bugüne kadar konuşulanlar dışında AKP ve devlet bürokrasisinin tepsine doğru uzanan çok sayıda isim belirlenmiş durumda. Mesela kendi adıyla değil bir yakını üzerinden fon soygun sistemine dahil olan bir üst düzey AKP’linin ismi, o yakınının kendisine yaptığı yüklü miktarda EFT havaleler üzerinden tespit edildi. Bazı isimlerin yurtdışına para aktardığı ya da elde ettikleri kazancı başta Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde yatırıma dönüştürdüğü de belirlendi.
Fon vurgununda bazı Yargıtay üyelerinin de ismine ulaşıldı. 400 bin ile 160 milyon TL bandında kâr elde eden Yargıtay üyelerinin isimleri tespit edildi.
Fon soygununa adı karışan şirketlerden Bulls Yatırımın, Enver Çevik ve Kemal Akkaya ile birlikte ortakları arasında eşi Neslihan Mumcu’nun da olduğu eski Kültür Bakan Yardımcısı ve şimdiki BTK üyesi Batuhan Mumcu da AKP’de dikkatlerin üzerinde toplandığı isimlerden. Her ne kadar kurulan sistem içinde “alt kadro” olarak görüldüğü belirtilse de Mumcu’nun üzerine gidilmesi halinde konunun nereye varacağı ve hangi üst düzey isimleri kapsayacağı bilindiği için ciddi endişe var. Bu şekilde ne kadar kontrol altında tutulacağı da belirsiz. En çok çaba harcanan konu AKP’li üst düzey isimlerin sızmamasıyla ilgili.
AKP ve devlet bürokratlarının para zaafları görerek iştahını açıp sisteme dahil eden kişi olarak Erdin Özel’in simi telaffuz ediliyor. “Konuşmaması gerekenler arasında” diye kodlanan Erdin Özel, Tera’ya ait şirketlerde yönetim kurulu başkanı olmasına rağmen tuhaf biçimde adli kontrol kararı uygulanarak serbest kalmıştı. Erdin Özel’e sağlanan bu koruma Fatma Betül Sayan Kaya ifşa olana dek sürdü ve ardından tutuklandı. Erdin Özel’i kim ya da kimlerin korumaya çalıştığı ise hala ortaya çıkmadı. En son Mersin operasyonunda gördüğümüz üzere muhalefete yönelik her türlü operasyonun görüntü ve bilgileri Mehmet Kap sahte kimliğiyle Furkan Torlak’ın yönettiği trol+medya organize suç şebekesine sızdırılırken Erdin Özel’in ifadelerine ise hâlâ kimse ulaşamadı.
Fon soygununun, Erdoğan’ın “Atlatalım” dediği kaybettireceği görüşü hakim. Bu yüzden çeşitli örtbas etme girişimleriyle seçimlerin olabilecek en geç zamanda erkene alınarak yapılması fikri daha belirginleşmiş halde. Ülke gündemini belirlemek (Fon soygunu uluslararası finans kuruluşunun raporuyla patladı) konusunda olduğu kadar değiştirmek konusunda da hayli mahir olduğunu iktidarı süresince çeşitli biçimlerde kanıtlayan AKP’nin ne tür hamlelerle bunu gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini zaman içinde anlayacağız.
Fethulahçı çete, AKP ile iktidara ortak olduğu zamanda kumpas soruşturmalarında önlerindeki engelleri temizlemek için Recep Tayyip Erdoğan’ı, kendisi ve ailesine ilişkin çok sayıda sahte suikast raporlarıyla rehine haline getirmişti. Akın Gürlek’te bu Fethullahçı çete taktiğini, Adalet Bakanı koltuğuna oturtulmasından sonra AKP’li olarak bilinen bazı isimlere karşı yapılan operasyonlarla uyguladı. Erdoğan’ın etrafını “temizleyerek” güç kazandı. Kendisinden önce de “En sıkı ve güvenilir Erdoğancı görünen” aralarında bakanların da olduğu birçok ismin şu an esamisi okunmuyor. Gürlek de kendisinden öncekilerin başlarına gelenlerin deneyimiyle hareket edip kendini sağlama aldığını düşünüyor olabilir ama AKP ve bürokrasi içinde Erdoğan’ın belirlediği alanın sınırları içinde ve onun tanıdığı süre kadar güce sahip olunabileceğini zamanla anlayacaktır.
NOT: Şurada; https://t.co/PpHOzh5Q0L
Akın Gürlek’e, “Tutuklu şüphelilerden Emre Tezmen ve Muhammed Yarız ile tutuksuz Erdin Özel (sonradan tutuklandı) ile Adalet Bakan Yardımcılığı döneminden bugüne kadar 2024, 2025, 2026'da İstanbul’daki belirli otellerde kaç kez görüşmüştür? Görüşmelerin tarihleri, yerleri, amaçları ve içerikleri nelerdir?” diye sormuştuk.
Elbette sessiz kalındı. Bu kez görüşmelerin yapıldığı otel Shangri La İstanbul ve Hilton Bomonti olabilir mi diye otel adlarını vererek soralım bakalım yanıt gelecek mi?
Fon soygunu soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan isimlerden biri olan Bilal Çalışkan’la birlikte göründükleri fotoğrafla ilgili “Adalet Bakanlığı kaynakları” adıyla yapılan açıklamalarda Gürlek’in “Çalışkan’ı şahsen tanımadığı ve fotoğrafın program sırasında anlık olarak çekildiği” belirtilmişti. Emre Tezmen, Muhammed Yarız, Erdin Özel ve eğer gerçekten yakalanıp Türkiye’ye getirilirse Bilal Çalışkan’ın kullanımında olan telefonların yapılacak HTS incelemelerinde Bakan Gürlek’le herhangi bir görüşme trafiği olup olmadığı da belirlenecektir. Öyle ya, “Ucu nereye kadar giderse gitsin” denilen bir fon soygunu soruşturması var.
Diyarbakır'da yapımı devam eden Şehir Hastanesi şantiyesinde ağır çalışma koşullarına karşı çıkan ve sendikalaşan inşaat işçilerinin direnişi 3. gününde sürüyor.
İşçilere dayanışma ziyareti gerçekleştiren Amed Emek ve Demokrasi Platformu, "İşçileri sefalete mahkûm edip kapı önüne koymak suçtur" diyerek taleplerin derhal karşılanması çağrısında bulundu.
https://t.co/D7N6zJY3Ju
@onderseren Dilek Doğan
Gezi çocukları
Suruç, Ankara Gar katliamları
Çorlu Tren katliamı
Madımak Katliamı
Soma, Ermenek, İliç iş cinayetleri
Mesem çocuk cinayetleri
Yenidoğan Çetesi
Aladağ
Fatmanur ve kızı Hira...
"Hiç unutmam, hiç unutmayın.
İnsan nasıl direnir başka?"
Hiç unutma!
Soma İmbat Madencilik'te yaşanan göçükte kalan 3 kardeşimizin de cansız bedenine ulaşılmış, ölü sayısı 5'e çıkmıştır. Ege 1 No'lu Şube Yöneticimiz Ramazan İnce, üyelerimiz Halit Ersay, Kerim Ören, Ömer Karakaya, İsa Olcay hayatını kaybeden madencilerdir.
Ayrıntılı açıklamayı daha sonra Genel Merkezimizde yapacağız. Hepimizin başı sağolsun.
Toprağını, ormanını, memleketini korumak için Cankurtaran'ı savunurken öldürülen Reşit Kibar için adalet yerini buluncaya kadar mücadele sürecek.
@CankurtaranYsm#ReşitKibarİçinAdalet
Bingöl'ün Solhan ilçesinde Hüseyin Artunç Lisesi pansiyonunun yemekhanesindeki asansörde meydana gelen kazada ağır yaralanan 15 yaşındaki öğrenci Abdülkerim Demir, tedavi gördüğü hastanede 9 gün sonra hayatını kaybetti
https://t.co/d8CtEcRzGL
Manisa Soma İmbat Madencilik'te, 14.00 sularında hazırlık aşamasındaki Doğu-5 ayağında göçük oldu..
İşçi arkadaşımız Halit Ersay'ın cansız bedenine ulaşıldı..
Göçük altındaki Ramazan İnce, İsa Olcay, Kerim Ören ve Ömer Karakaya arkadaşlarımız için bekleyişimiz sürüyor..
Evlerine ekmek götürmek için çalışan emekçiler, terörist Colani çeteleri tarafından sadece Alevi oldukları için katledildiler.
Kimi mühendis, kimi teknisyen, kimi işçi...
Kimi Fahel'deki evine, kimi Şaniya, kimi el Mahfura köyüne, ekmek bekleyen ailesine, çocuklarına gidiyordu. İşten çıktılar, servis aracına bindiler ve günün yorgunluğunu üzerlerinde hala taşıyorlardı, hain pusuya kadar...
Sağ kurtulan bir işçi, basına şu açıklamayı yaptı:
"Kontrol noktasındaki HTŞ güvenlik güçleri bizi durdurdular, biri önce mezhebimizi sordu ve sonra Alevi olduğumuzu öğrenince hepsi bizi taradılar.”
Katil Colani işte bu emekçilerin canlarını aldı dün...
Şehit Eymen Selman Necm (El Fahel)
Şehit Nur Halil Nasır. (El Fahel)
Şehit Hasan Bedir Maamari (El Gahel)
Şehit Meymun Kasım (El Şaniya)
Şehit Süleyman Kasım. (El Şaniya)
Şehit İbrahim İbrahim (El Şaniya)
Şehit Mecd Nizami (El Mahfura)
Kamuoyunun Dikkatine,
Milletvekilliği görevim süresince;
AKP’nin yaptığı yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararları üzerine kamuoyunu aydınlatmaya çalışıyorum.
Bu nedenle AKP’nin ve türlü güç odaklarının hedefinde ve tehdidi altında olduğumun farkındayım.
Fon vurgunu konusunda yaptığım açıklamalar ve üzerinde çalıştığım dosyalar nedeniyle AKP’nin saldıracağını biliyordum.
Ama bunu eşim üzerinden yapacak kadar alçalacaklarını tahmin etmiyordum.
Konu, bana dokunamadıklarından ailem üzerinden beni tehdit etmelerinden ibarettir.
Hem geçmişte hem de bugün, geniş bir kadroyla çalışmalarımı sürdürüyorum. Bunların arasında danışmanlarım, çeşitli alanlardaki uzmanlar, hukukçular ve siyasetçiler vardır.
Ortaya atılan asılsız iddianın amacı, fon vurgunu meselesinin konuşulmasını engellemektir.
Bana buradan, hem de eşim üzerinden saldırmak bir itibar suikastı ve susturma girişimidir.
Bu operasyonu yapanlar açıkça şunu diyorlar: “Sen ve partin, bu fon vurgunu meselesini daha fazla kurcalamayın!”
Benim üzerimden tüm milletvekillerine ve ailelerine verilmek istenen bu aşağılık mesajı reddediyorum.
Bu tehdide, bu alçaklığa pabuç bırakacak değilim. AKP’nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararlarının üzerine gitmeye kararlılıkla devam edeceğim.