#SONDAKİKA
📍Barış Yarkadaş :
📍Fon soygunu AK PARTİ’nin en ciddi sınavlarından biri haline geldi.
📍FON soygunu, AK PARTİ’yi tavadaki yağ gibi eritiyor.
📍Yeni Parti, işi sulandırmasaydı Türkiye şu an erken seçimi tartışıyor olurdu.
Şey aklıma geldi , evde kutularda para bulmuşlardı , para benim değil onları başkası yerleştirdi diyenler soruşturma sonrası benim değil dedikleri paraları faiziyle geri almışlardı , 17/25 miydi neydi o ?
Babamı kaybettikten sonra evimizin Wi-Fi şifresini değiştirdim.
Ertesi sabah kapımızı komşumuz çaldı. Yaşlı bir adamdı, biraz çekinerek konuşmaya başladı.
“Rahatsız ediyorum kızım, kusura bakma. Dün akşam eşim kızımızla görüntülü konuşamadı. İnternet şifresini soracaktım.”
Yeni şifreyi verecektim ki cebinden katlanmış bir kâğıt çıkardı. Üzerinde babamın el yazısıyla eski şifre ve altında şu not vardı:
“Pazar günü saat 18.00’de bağlantı kesilirse hiç çekinmeden bize gelin. Bu saat eşinizin en kıymetli saati.”
Şaşkınlıkla ne demek istediğini sordum.
“Eşim doğuştan işitme engelli. Tek kızımız yedi yıl önce evlendi ve yurt dışına yerleşti. Her pazar saat altıda görüntülü konuşurlar. Kızımızla işaret diliyle konuşabildiği tek zaman bu. Eşim bütün hafta o saati bekler.”
Meğer komşumuz maddi sıkıntılar yüzünden internet aboneliğini iptal etmek zorunda kalmış. Babam bunu öğrenince kendi internetini kullanmalarını söylemiş.
Komşum anlatmaya devam etti:
“Her ay para vermek istedim ama kabul etmedi. Hatta internet bizim evde de çeksin diye kendi parasıyla sinyal güçlendirici aldı. Modemin yerini bile birkaç kez değiştirdi.”
O an yıllardır anlam veremediğim bir şey aklıma geldi.
Her pazar saat altıda babam bana interneti kullanmayı bırakmamı söylerdi.
“Baba, neden? İnternet bizim internetimiz!”
O da hep aynı cevabı verirdi:
“Bir saat kızım, sadece bir saat. Altıdan yediye kadar.”
Ben bunu tuhaf bir alışkanlık sanıyordum.
Meğer babamın korumaya çalıştığı şey, başka bir ailenin en kıymetli saatiymiş.
Sayın Cumhurbaşkanımız, 26.10.2026 Pazartesi günü Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, emekliler için mealen şu ifadeleri kullandı: “Baştacımız olan emeklilerin durumunu biraz daha iyileştirmek için sene sonuna kadar Meclisimizin de takdiriyle bir düzenleme yapmayı ümit ediyoruz.”
Peki, Sayın Cumhurbaşkanımız emekliler için tam olarak ne söyledi, ne vaat etti? Ben dahi anlayamadım.
Bu açıklamadan, emeklilerin ekonomik durumunun aslında iyi olduğu, ancak biraz daha iyileştirileceği mi anlaşılmalı? Üstelik yıl sonuna kadar bir düzenleme yapılacağı kesin olarak ifade edilmiyor; yalnızca böyle bir düzenlemenin yapılması ümit ediliyor.
Görebildiğim ve anlayabildiğim kadarıyla Sayın Cumhurbaşkanımız, emeklilerin ekonomik durumunu iyileştirmek için açık ve net bir vaatte bulunmamıştır. Kullanılan ifade, gerçekleşmesi de gerçekleşmemesi de mümkün olan, belirsiz bir temenniden ibarettir. Nitekim 2023 yılında memurlara verilen seyyanen zammın emeklilere de yansıtılacağı yönündeki beklenti gerçekleşmemiştir.
Bu nedenle biz emekliler, hak arama mücadelemize aynen ve daha güçlü bir şekilde devam etmek zorundayız.
Bugün sabah erkenden 66 yaşında emekli bir polis ofisime geldi ve "Bekçilik, getir götür işi, ne olursa fark etmez; asgari ücretli, sigorta da istemem bana iş ver kurban olayım" dedi!
Ve sabah kahvaltı dahi yapmaya utandım, yapmadım da!
Yorumsuz...