"Katliam yasasını acilen iptal edin!"
Çekmeköy’de vatandaşlar tarafından bakılan Sarı Kız isimli köpek, toplanarak Ömerli Doğal Yaşam Alanı’na götürüldü. Vatandaşların iddiasına göre, 3 hafta sonra barınağı ziyaret ettiklerinde Sarı Kız tanınmaz haldeydi. Belirgin biçimde açlıktan zayıflamış, ishal olmuş, insanlardan inanılmaz korkar hale gelmiş ve bitkin halde yatıyor...
"Sarı Kız gibi, bu yasa yürürlüğe girdiğinden beri sokaklarda, barınaklarda yüz binlerce köpek öldürüldü, acımasızca yaşamdan koparıldı. Bu gidişata dur demek bizim elimizde." diyen Yaşatacağız Platformu, "kısırlaştır-aşılat-yerinde yaşat" yaklaşımını esas alacak yeni bir yasa istiyor.
ㅤ
Destekliyorsan başlattıkları kampanyayı imzala, paylaş: https://t.co/4OLAAvsORM
Çok ironik.
Oksitosin hayatta kalmak ve genleri devam ettirmek için evrildi. Anne ve yavru arasında, sonra birey ve başka birey arasında, birey ve içinde bulunduğu grup arasında güven ve sevgi bağı kurmak için var.
Ama videoya bakınız. Oksitosin ölmesinin sebebi. Onu hayatta tutmak için gerekli kimyasal onun ölmesine yol açıyor. Artık bağ kurmaması gereken bir şeyle bağ kurduğu için genleri kayboluyor.
Genler kimden devam ediyor; güven kırılabilenlerden, sevmeyi bırakabilenlerden, bağları zayıflayabilenlerden. Sadece doğru şekilde bağ kuranların genleri devam ediyor. Dolayısıyla oksitosinin bu işlevi de sonraki nesle aktarılmış oluyor.
Yani, bağ kurması gereken şeyler varken tüm bağı tek bir şeyle kurmak; güveni kırılması gerektiğinde hala güvenmeye devam etmek; sevmeyi bırakması gerektiğinde sevmeyi sürdürmek bir hatadır. Bu hata evrimin sizi elemesine yol açar.
Düşük oksitosin; yalnızlık hissidir. Doğru kişilerle doğru bağları kurmazsanız; elde kalan az bağıntıya beyin aşırı anlam yükler. Yani aile, arkadaş, sevgili, toplum konusundaki bağları dikkate almaz da tek bir şeyi aşırı severseniz; tüm oksitosin kaynağınız o olur. Bu bir evcil hayvan ya da bir türlü unutulamayan sevgili ve hatta futbol takımı da olabilir.
Böylece beyin; o tek bağı kaybetmeye aşırı duyarlı olur. Gittikçe artan oksitosin ihtiyacını karşılamaya o tek şey yetmez. Çünkü sosyal beyniniz için bağlanmanın tek yolu, tek ihtiyacı yoktur. Sonuçta da bir şeye muhtaç şekilde bağlanır ve her şeyinizi ona adarsınız. Evrim böyle kişilerin genlerini eler.
Çağımızdaki hızlı değişim ve Sistem; aile ile alttan gelen neslin bağını kopardı. Sosyal medya insanlığı tek bir gruptan çıkarıp devasa bir alana attı. İlişkilerin yerini flörtler ve sonsuz deneme-yanılma yöntemleri aldı. Bağ kurmak kaybolunca herkes tutarsız ve saplantılı bağlandığı şeyler icat etti.
Herkesin güvenme ihtiyacı var ama ortada güvenecek bir şey yok. İhtiyaç öyle bir yere ulaşıyor ki artık en güvenilmez olana güveniyorsun. Normalde; güven kırıldığında kişinin uzaklaşması gerekir. Ya da bir yerde “neden sadece tek bir şeyle bağ kuruyorum” diye düşünmesi gerekir. İnsanlar çaresizlikten bununla yüzleşemiyor ve uygunsuz hale gelmiş bağlanma yöntemini kimliği hale getirip sürekli onu savunan bir yaşam tarzına bürünüyor.
Bir ilişkide ihtiyaç duyulan bağ ve özen sürekli eksik kaldığında, birey zamanla zihinsel ve duygusal olarak kendini o yokluğa adapte eder. Yokluğa alışıldığı an ise ilişkinin koruyucu fonksiyonu ve duygusal temeli kaybolur. Bu noktadan sonra sevgi olsa dahi güvenli bağ yeniden kurulamayabilir
Birinin size döngüler halinde yaşattığı her duygu, daha sonra yaşatacağı duyguların teminatıdır. Çünkü insanlar sözlerinden çok, tekrar eden davranışlarıyla kendilerini anlatırlar. Bir kez yaşanan şey istisna olabilir; fakat aynı duygunun sürekli yaşatılması örüntüdür. Ve ilişkilerde asıl dikkate alınması gereken, vaatler değil, örüntülerdir. Değişimin kanıtı sözler değil, çaba ve artık tekrarlanmayan döngülerdir. Potansiyel değil, emektir.
Örüntü kavramını iyi öğrenin. Kişi, kendi örüntüsünün farkına varmaz, yüzleşmez, kabullenmez, suçluluk, pişmanlık veya utanç duymazsa milim kıpırdamaz, kesinlikle değişmez. Örüntü devam ediyorsa yapılacak en doğru şey kişiyi değiştirmek için çabalamak değil, oradan uzaklaşmaktır.