Berk Esen: Kılıçdaroğlu En Kötü Performansı Verdi. Çoğu Soruya Cevap Vermedi. Birçok Soruya Soruyla Cevap Verdi. Belgeye Dayanmayan Çeşitli İddialarda Bulundu. Kılıçdaroğlu'nun Yakın Zamana Kadar İmajı Şuydu; 'Evet Başarılı Siyasetçi Değil ama İlkeli Bir siyasetçi bu Akşamki Mülakatı İzleyen Vatandaşların Çok Önemli bir Bölümünün Kılıçdaroğlu Hakkındaki Bu Yargılarını da Değiştirdiklerini Düşünüyorum. @berkesen
Fatoş Pınar Türker, operasyon sürecini ve Vatan Emniyet’te yaşadıklarını anlattı. Türker, Mali Şube’nin operasyonu yürütmesine rağmen evine Cinayet Şube polisleri geldiğini, çocuklarına su verilmesine bile izin verilmediğini söyledi.
Vatan Emniyet’te polis tarafından çıplak aramaya maruz bırakıldıklarını anlatan Pınar Türker, yaşadıklarını aktarırken göz yaşı döktü.
Türker şunları anlattı:
“Allah’tan avukatımı arayabilmiştim. Çünkü eve girince polisler hemen telefonumu aldılar. ‘Hiçbir şeye dokunmayın’ dediler.
Çocuklarım ağlıyor. ‘Bir su vereyim’ diyorum. ‘Hayır’ diyorlar. Küçük kızım okula gidecek. ‘Hayır, kimse kıpırdamasın. Delil karartmayın’ diyorlar sürekli.
Komiserdi herhalde. Onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı. En son o da kızlarımla birlikte ağlıyordu.
‘Kaşe var mı?’ dedi.
‘Ne kaşesi?’ dedim.
‘Şirket kaşesi’ dedi.
‘Yok’ dedim. ‘Ben şirketin genel müdürüyüm, kaşeyi ne yapayım?’
‘Arayın bulun’ dedi.
Neyse, evi arıyorlar falan. ‘Kimse yerinden kıpırdamasın’ diyorlar. Biz de salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da ağlıyor. Bana sarılmak istiyorlar.
‘Kimse elini kimseye dokundurmasın’ dediler.
Ben de dedim ki:
‘Siz mali suçlar için gelmediniz mi? Biz neyi delil karartacağız?’
Polis dedi ki:
‘Biz cinayet masadan geliyoruz.’
Öyle olunca benim kızlarım aval aval ağlamaya başladılar.
Ben de dedim ki:
‘Ne cinayeti?’
‘Hayır’ dedi. ‘Şu an operasyon oluyor. Polis kalmadı, biz geldik.’
Yani delil karartma meselesi… Çocuğuma bir bardak su bile veremedim gerçekten. O kadar tiyatro mu desem, kabus mu desem… Ama polisin gözlerindeki o ifadeyi hiç unutamayacağım.
Ama çok insani davranan bir polis memuru daha vardı. Hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde, başına bir şey gelmeyecekse annemi aradı. İki kere benim konuşmama izin verdi.
‘Kızınız iyi’ dedi.
Sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden.
Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızımla son kez okuluna uğramış oldum. O, akşam döneceğimi düşündü tabii. Aradan 15 ay geçti.
Vatan’a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağımı düşündüm.
Sonra nezarete girdim. Asistanım vardı.
‘Sen niye buradasın Canan?’ dedim.
Gene ağladılar. Pınar Hanım da ağladı.
Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı. Fatoş geldi. Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi.
Sonra artık orada… Muhtemelen hiç görmemişsinizdir, görmeyin de inşallah, nezarethaneyi. Ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz. Çünkü bodrum katta olduğu için hiç cam pencere yok. Müthiş bir ışık var her tarafta. Artık kaçıncı gün, hangi saatteyiz bilmiyorum.
Bir kadın memur geldi.
‘Arama yapacağız’ dedi.
Sırayla götürüyorlar bizi, sonra geri getiriyorlar.
Benimle birlikte gitti. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı beni.
‘Soyun’ dedi.
‘Nasıl yani?’ dedim.
Eldiven taktı eline. Arkada klasörler var. Çok küçük bir oda.
O memuru da nerede görsem asla unutmam. Odayı da nerede görsem asla unutmam.
‘Üstünü çıkar’ dedi.
Üstümü çıkardım.
Ama üstümü çıkarmanın… Zaten çıplağım, ne kontrolü yapacaksın?
Yine de kontrol yaptı.
‘Tamam, üstünü giyebilirsin’ dedi.
‘Peki, gidebilir miyim?’ dedim.
‘Hayır’ dedi. ‘Eşofmanını da indir.’
İndirdim.
‘Çamaşırını da.’
‘Nasıl yani?’ dedim.
‘İndireceksin’ dedi.
Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim.
‘Şimdi yere çömel’ dedi.
Ondan sonra da:
‘Burada utanan varsa çıkabilir’ dedi.
Ben utanmıyorum. Ama insanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın. Ben utanmıyorum.
‘Cinsel organını aç’ dedi.
‘Bacaklarını aç, arkanı dön, eğil…’
Sonra:
‘Tamam’ dedi.
Halbuki biz ne olduğunu anlamıyoruz.
Bu arada ben kendi deneyimimi anlatıyorum. Diğer arkadaşlarımızda farklı polis memurları vardı, daha farklı uygulamalar olmuş olabilir. Ben kendi deneyimimi anlatıyorum.
Bir de bunun ne olduğunu anlamamıştık. Eldiven taktı ya eline… Eldiveni kullanmadığı için mutlu olduk. Çünkü ben jinekolojik muayene gibi bir şey olacak zannetmiştim. Eldiven takınca sevindik hatta nezarette.
Sonra tutuklandıktan sonra Fatoş’un çığlıklarıyla yaşananları hiç unutmuyorum.
Çünkü biz tutuklandık. Her şey film gibi.
O an bir avukatın telefonundan annemi aradım. Kızlarımla konuştum. Hepsi ağlıyorlardı.”
Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider
Özgür Özel kahramanca yönetiyor bu çok zor süreci.
“Bize bina değil mücadele lazım” dedi ve yürüyor.
Yarın her ne olursa olsun, gerçek bir lideri oldu CHP’nin.
İnanılmaz bir dönemden geçiyoruz.
Bu günlerde şu yaşananlar utanç olarak geçecek tarihe.
Ama biz umudumuzu kaybetmeyelim. Umutlar yüreğimizdedir…
Bravo Özgür Özel
TOMA’nın üstünde Türkiye’nin birinci partisi, ana muhalefet partisinin bilmem kaç kere seçilmiş genel başkanı.. Dünya bunu izliyor.. Tarih bunu yazar..
Dış piyasalar bu haldeyken işleri daha da karıştırmak hangi iktisadi rasyonele dayanıyor diye düşünürken, yapay zekaya sorayım dedim: şöyle bir yanıt geldi
"Ekonomi biliminin "hata" dediği şey, siyaset biliminde "tercih" olabilir."
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Okullarda güvenlik önlemlerinin alınmasının yanı sıra saldırı anında çocukların kendilerini nasıl koruyacakları konusunda eğitiminin de verilmesi gerekiyor. Tıpkı Amerika’da, tıpkı Kanada’da olduğu gibi.
Çocuklar silaha nasıl erişiyor, kullanmayı nasıl biliyor, yaşıtlarını öldürme motivasyonunu nereden alıyor ?
Aileler çocuklarıyla yakından ilgilenmeli, odasında bilgisayarında oyun oynadığını zannettiği çocuklar ne planlıyor öğrenmeli. Çocuklara şiddeti değil, sevgiyi öğretmeli.
Medyada Londra'daki toplantıda yabancı yatırımcılara faiz sinyali verildiğine dair haberler var. Umarım doğru değildir. Şayet doğruysa asıl "haber" faizin nereye gideceği bilgisi değil, bu bilginin sınırlı bir zümre ile paylaşıldığıdır.
Merkez Bankası kararlarına ilişkin önceden bilgi edinme hakkı, yabancı yatırımcı olmakla kazanılmaz. Bir sözlü yönlendirme yapılacaksa tüm kamuoyu ile aynı anda paylaşılması gerekir.
Umarım ilgili kurumlar tarafından yanlış haber olduğu açıklanır.
Doğalgazda
haneye 25% ve sanayiye 18.6%
Elektrik
Haneye 25%, sanayi 5.8% ve tarım 24.8% zam geldi
Bakın, biz Avrupa değiliz!
İnsanlar artık sürünüyor
Bütçe disiplini zamanı mı😡