Sürekli "İyi düşün, iyi olsun" diyen o pembe gözlüklü kişisel gelişimcileri bir kenara bırak.
Hayatta durdurulamaz ve yıkılamaz olmanın sırrı Polyannacılık oynamak değil, ZİHİNSEL SİPER kazmaktır.
Eğer hayatta "Şok olmak", "Yıkılmak" veya "Sırtından bıçaklanmış hissetmek" istemiyorsan, iki ölümcül kafa yapısını beynine kazıyacaksın.
İNSAN DOĞASI ÇİĞ SÜT EMMİŞTİR (HERKESTEN HER ŞEYİ BEKLE)
Bunu paranoya olsun diye söylemiyorum.
Şok geçirme, delirme diye söylüyorum.
"Ailem yapmaz", "40 yıllık dostum kazık atmaz", "Sevgilim asla aldatmaz..." Geç bunları.
İnsan; şartlar zorlaştığında, çıkarlar çatıştığında ve kendi egosu tehlikeye girdiğinde HER ŞEYİ yapmaya programlı, hayatta kalma odaklı bir hayvandır.
İhanet hiçbir zaman düşmandan gelmez; ihanet her zaman güvendiğinden gelir.
Zaten adı o yüzden ihanettir.
Herkese kredi ver ama kimseye AÇIK ÇEK verme.
Beklentini sıfırda tut ki, biri sana yamuk yaptığında "Ananı avradını nasıl böyle bir şey olur" deyip kriz geçirme.
"Zaten bekliyordum" de ve sindirmeye bak.
PARANOYAK OLMA, STRATEJİK OL (EN KÖTÜSÜNÜ HESAPLA)
Arabaya bindiğinde kaza yapmayı istemezsin ama emniyet kemerini takarsın. Hayat da böyledir.
O çok güvendiğin işin bir gecede batabilir.
O mükemmel ilişkin yarın sabah bitebilir.
Sağlığın elinden gidebilir.
Zirveyi hedeflerken, masanın altına her zaman bir "Cehennem Planı" (B Planı) koy.
En kötüsünü önceden zihninde kabul edip sindiren adamı, gerçek hayattaki hiçbir kriz korkutamaz.
Sürpriz, sadece hazırlıksızları yıkar.
Şimdi düşün, hayatındaki felaket senaryoları neler olabilir?
Bunları düşün ve önceden nasıl bir tutum sergileyeceğini kafanda canlandır.
Hiç gerçekleşmeyecek bile olsa, buna karşı hazır olmak her zaman seni hayatta tutar.
O çok bilindik şaman sözü hayat kurtarır: "Fedakar ol ama kendini feda etme."
Uçak düşerken hostes ne der?
"Oksijen maskesini önce KENDİNİZE, sonra çocuğunuza takın."
Çünkü sen nefessiz kalırsan, kimseye faydan dokunmaz.
Bu hayatta senden daha değerli hiçbir bok yok. (Anne baba yüreği hariç)
Başkalarını ısıtmak için kendini ateşe atarsan, günün sonunda geriye sadece senin küllerin kalır ve o ısınanlar çeker gider.
Bu bencillik değildir, bu HAYATTA KALMA MATEMATİĞİDİR.
Neden en kötüsünü bekliyoruz?
Depresif bir manyak olduğumuz için mi? HAYIR.
Kriz anında DUYGUSAL KRİZ YAŞAMAMAK için.
Beklenmedik bir darbe yiyen amatör panikler; öfkelenir, bağırır, ağlar ve hayatının en büyük hatasını o anlık sinirle yapar.
Ama darbeyi zaten bekleyen Profesyonel; darbeyi yer, sadece hafifçe gülümser ve sessizce hamlesini yapar.
İçin yanar, öfkelenirsin ama asla direksiyonu bırakmazsın.
Naif olmayı bırakın.
Dünya adil bir yer değil.
En kötüsüne hazırlanan İNSAN , hayattaki en özgür İNSANDIR.
Çünkü onu neyle tehdit edersen et, o o senaryoyu kafasında zaten yaşayıp bitirmiştir.
Beynine çelik yelek giydir.
Bu toprakların insanının yarısının BOĞAZ ÇAKRASI (Vishuddha) tıkalıdır.
Hastanelere gidin; tiroid, guatr, ses teli nodülleri ve kronik faranjit vakalarının patladığını görürsünüz.
Bu biyolojik bir salgın değil, RUHSAL BİR İNTİHARDIR.
Çünkü Anadolu'da çocuğa ilk öğretilen şey "Konuşma" değil, "Sus"tur.
"Aman baban duymasın."
"Aman konu komşu ne der."
"Aman tadımız kaçmasın Ali Rıza Bey."
Fizikte temel kanun şudur: "Enerji yok olmaz, sadece şekil değiştirir."
Senin o boğazına dizilen, yuttuğun her "Hayır", her "Seni istemiyorum", her "Bana haksızlık ettin" cümlesi; yok olup gitmez.
O kelimeler birer FREKANSTIR.
Sen onları dışarı atmazsan (ses dalgasına çevirmezsen), o frekans içeri döner ve senin organlarını vurur.
Söyleyemediğin öfke, TİROİD olur.
Atamadığın çığlık, MİDE ÜLSERİ olur.
Kusamadığın nefret, KANSER olur.
Susmak, efendilik değil; yavaş çekim intihardır.
Kadim öğretilerde ve Tasavvuf'ta "Kelam" (Söz) yaratımdır.
"OL" (Kün) denir ve olur.
Sen kendi gerçeğini dile getirmediğinde, varoluşuna ihanet edersin.
"Kalp kırılmasın" diye susuyorsun ya; asıl en büyük kalbi, yani KENDİ HAKİKATİNİ kırıyorsun.
Başkası üzülmesin diye kendini hasta eden insana "İyi insan" denmez, "ENAYİ" denir. Kurban rolü oynamayın.
Bir ortamda hakkın yeniyor ve sen susuyorsun.
O an beynin (Amigdala) "Saldır" emri veriyor ama toplumsal kodların "Dur" diyor.
İşte bu çatışma anında VAGUS SİNİRİN kilitlenir.
Buna "Donma Tepkisi" (Freeze Response) denir.
Boğazında hissettiğin o yumru, o yutkunamama hissi; sinir sisteminin "İmdat" çığlığıdır.
Sen o an konuşmadığında, sinir sistemine "Ben tehlikedeyim ve çaresizim" mesajı kodlarsın.
Bu da seni zamanla pısırık, özgüvensiz ve silik bir tipe dönüştürür.
Bu zehri içinde tutmayacaksın.
Aman boş ver" demeyeceksin. Boş verdigin sensin, senin hayatın.
SUYA ANLAT : Su, bilgiyi ve frekansı taşır.
Git musluğu aç veya bir dere kenarına git.
İçindeki bütün nefreti, bütün o söyleyemediklerini suya bağırarak anlat.
Bırak su o ağır enerjiyi alıp götürsün.
YAZ VE YAK : Kimseye söyleyemiyor musun?
Aç defteri, o kişiye /o olaya söylemek istediğin en ağır küfürleri, en derin kırgınlıkları sansürsüzce yaz.
Sonra o kağıdı yak. Dumanıyla birlikte o yük gitsin.
KENDİ SESİNİ DUY: Odanın kapısını kapat.
Karşında o kişi veya o olay varmış/oluyormuş gibi sesli konuş.
Kendi sesini duymak, beynindeki "Çaresizlik" kilidini kırar.
İçinize attığınız şeyler mezar taşınız olur.
Kibarlığı, naifliği bir kenara bırakın.
Hasta olacağınıza, "KÖTÜ" olun ama SAĞLAM olun.
♦️Uzmanlara göre bu pozisyon, basınç dengesini yeniden sağlayarak kan akışını iyileştiriyor ve uzun saatler oturmanın ardından sinir sisteminin gevşemesine yardımcı oluyor.
ACİL DURUM NUMARALARI
ÜZÜLDÜYSEN;
(Bakara 25)
GÜNAH İŞLEDİYSEN;
(Zümer 53)
DEPRESYONDAYSAN;
(Rad 28)
SEN BİR KAYBEDENSEN;
(Yusuf 87)
BİRAZ HUZUR ARIYORSAN;
(Maide 16)
AFFEDİLDİĞİNİ DUYMAK İÇİN;
(Âl-i İmrân 135)
İNSANLAR FAZLA ÜSTÜNE GELİYORSA;
(Furkan 63)
KORKULARINDAN KURTULMAK İÇİN;
(Bakara 62)
BİR DOSTA İHTİYAÇ DUYDUĞUNDA;
(Bakara 257)
HAYATIN ZORLUKLARI SENİ YORDUYSA;
(İnşirah 5)
SENİ SAKİNLEŞTİRECEK BİR SEVGİ ARIYORSAN;
(Rûm 21)
İnsan, hayat yolculuğunda çoğu zaman hangi kapıyı çalacağını bilemez. Üzüntü çöktüğünde, vicdan ağırlaştığında, kalp daraldığında ya da yol kaybolduğunda…
Modern çağ, acil durumlar için sayısız numara üretmiştir; fakat insanın ruhu için hâlâ tek bir merkez vardır. Kur’an-ı Kerim.
Kur’an, yalnızca okunmak için indirilmiş bir metin değil; insanın en savunmasız anlarında başvuracağı ilahi bir rehber, bir manevi acil durum hattıdır.
Her hâlimize temas eden ayetler, insanın iç dünyasında kopan fırtınalara karşı bir sükûnet limanı sunar.
İnsan üzüldüğünde, dünya daralır, kalp sıkışır. İşte tam o anda Bakara Suresi 25. ayet, umudu fısıldar. Çünkü Allah, iman edenler için kalıcı sevinçlerin varlığını hatırlatır. Bu ayet, hüznün son söz olmadığını bildirir.
İnsan hata yapar. Günah işler. Bazen bu yük, kişiyi Allah’tan uzaklaştırdığını sandığı bir karanlığa iter. Zümer Suresi 53. ayet, bu karanlığı yırtar. İlahi mesaj nettir: “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” Bu ayet, tövbenin kapısını değil, rahmet okyanusunu gösterir.
Depresyon, modern çağın görünmez yaralarından biridir. Rad Suresi 28. ayet, insan psikolojisine doğrudan temas eder: “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” Bu ifade, bir telkin değil; fıtrata dair ilahi bir tespittir.
Yusuf Suresi 87. ayet, kaybedenlere hitap eder. Hayatta her şeyini yitirdiğini düşünenlere, Allah’ın rahmetinden asla ümitsiz olunmaması gerektiğini öğretir. Bu ayet, umudun bir duygu değil, bir iman meselesi olduğunu hatırlatır.
Maide Suresi 16. ayet, huzurun dış koşullarda değil; ilahi rehberlikte bulunduğunu söyler. Allah, kendisine yöneleni karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Bu, insanın iç dünyasında gerçekleşen sessiz bir devrimdir.
Âl-i İmrân Suresi 135. ayet, pişmanlıkla Allah’a yönelen kulun yalnız olmadığını bildirir. Günahın ardından gelen tövbe, kul ile Rabbi arasındaki bağın kopmadığını, bilakis güçlendiğini gösterir.
Furkan Suresi 63. ayet, insan ilişkilerinde ezilmeden ama yozlaşmadan yürümeyi öğretir. Haksızlığa karşı vakar, cehalete karşı sükûnet… Bu ayet, müminin duruşunu inşa eder.
Bakara Suresi 62. ayet, korkuların teslim alınamayacağını bildirir. İman, insanı geleceğin belirsizliğine karşı sağlam bir zemine oturtur.
Bakara Suresi 257. ayet, Allah’ın müminlerin velisi olduğunu söyler. İnsan yalnız kaldığını sandığında, aslında hiç olmadığı kadar yakın bir dosta sahiptir.
İnşirah Suresi 5. ayet, hayatın yükünü taşıyamadığını düşünen herkese seslenir: “Her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır.” Bu, sabrın değil; ilahi dengenin beyanıdır.
Rum Suresi 21. ayet, insanın sevgiyle sükûna eriştiğini anlatır. Sevgi, Allah’ın ayetlerinden biridir; insanı tamamlayan ilahi bir armağandır.
Bu ayetler birer tesadüf değil, insanın ruh atlasına işlenmiş ilahi koordinatlardır.
Kur’an, insanın her hâlini bilen bir hitaptır. Üzüntüde, korkuda, pişmanlıkta, yalnızlıkta…
Sahibi tedavi edilirken sahibinin acı çekip çekmediğini görmek için yüzüne bakıyor ve sağlık görevlisinin tepkisini kontrol ediyor
Sahibi için endişelenen kedi♥️
Yaban mersini ve cevizi birlikte tüketmek, yaşlanmayı yavaşlatan, iltihabı azaltan, beyni güçlendiren ve kan şekerini dengeleyen bir sinerji yaratır.
Bazı gıdalar tek başlarına olduklarından daha iyi sonuç verirler.
Yabanmersinleri oksidatif stresi azaltan, hafıza ve beyin sinyallerini destekleyen antosiyaninler açısından zengindir. Cevizler iltihabı düşürmeye ve kan şekerini düzenlemeye yardımcı omega-3, polifenoller ve magnezyum açısından zengindir.
The Journal of Nutrients ve Nutrients gibi dergilerde yayınlanan araştırma, polifenol zengini meyveleri sağlıklı yağlarla eşleştirmenin antioksidan emilimini iyileştirdiğini gösteriyor.
Daha iyi insülin yanıtı
Daha yavaş hücresel yaşlanma
Daha iyi hafıza
Daha istikrarlı enerji
Beslenme sadece ne yediğiniz değil, aynı zamanda yiyeceklerin vücut içinde nasıl birlikte çalıştığıdır.
#yabanmersini #ceviz