Erdem ne büyük hazine imiş.
"Kim erdemli ve doğru ise, o mutludur."
Eflatun
"Erdemi olmayan insan; hayvanların en kirlisi, en vahşisi, en muhteris ve en doymak bilmez olanıdır."
Aristoteles
"Ben erdemden başka, zenginlik tanımıyorum."
İbn-i Sina
"İnsanın en büyük amacı, insan olmaktır. Onunda yolu, erdemden geçer."
Scheper
"Yaşamanın amacı, erdemdir. Erdem ise, iyilik çabasıdır." Sokrates
"Gerçeği söylemekten daha büyük bir erdem var mı?"
Cengiz Aytmatov
İnsan duygusal yaşamın temeli olan fiziksel sevincin doğal bir uzantısıdır.
Yani; Sevgi en soylu duygudur ki, yücelikten en büyük payı alır. Dolayısıyla yaşamın içinde karşılıklı sevginin yarattığı sevinçten daha büyük sevinç yok.
Bir birinizi sevin ki; sevinciniz sonsuz olsun!
“Hollanda’ya hoş geldiniz. “
Susam Sokağı’nın senaristlerinden Emily Perl Kingsley’in 1974’te Down sendromlu oğlu Jason dünyaya gelince hayatın bambaşka gerçekleriyle yüzleşir. Emily, duygularını 1987’de bu kısa yazıyla ifade ediyor.
“ Çoğu kez, özürlü bir çocukla yaşamanın ve onu yetiştirmenin nasıl bir duygu olduğu sorusuyla karşılaşıyorum. Böyle bir tecrübesi olmayan kişilerin bu duyguyu anlayabilmesi için onlara şunu anlatıyorum .
Bebek sahibi olmak, İtalya’ya muhteşem bir tatil planlamak gibidir. Bir sürü gezi rehberi satın alırsınız ve harika planlar yaparsınız. Kolezyum. Michelangelo’nun Davud heykeli. Venedik gondolları. İşinize yarayacak birkaç İtalyanca cümle öğrenebilirsiniz. Bunların hepsi çok heyecan vericidir.
Aylarca hevesle bekledikten sonra sonunda o gün gelir. Bavullarınızı toplayıp uçağa binersiniz. Birkaç saat sonra uçak iner. Kabin memuru gelip size “Hollanda’ya hoş geldiniz” der.
“Hollanda?” diye yarı hıçkırıklı bir ses çıkar ağzınızdan.
“Ne demek Hollanda? Ben İtalya’ya gidecektim. Benim İtalya’da olmam gerekiyor! Hayatım boyunca İtalya’ya gitmeyi hayal ettim.”
Ama uçuş planında bir değişiklik olmuştur. Uçak Hollanda’ya inmiştir ve orada kalmanız gerekiyordur.
Önemli olan sizi korkunç, iğrenç, pislik içinde, salgın, kıtlık ve hastalık dolu bir yere götürmemiş olmaları. Burası sadece farklı bir yer.
Dolayısıyla çıkıp yeni gezi rehberleri almalısınız ve tamamıyla yeni bir dil öğrenmelisiniz. Böylece diğer türlü daha evvel hiç karşılaşmadığınız bir grup yeni insanla tanışacaksınız.
Burası sadece farklı bir yer. İtalya’dan daha sakin, İtalya’dan daha az gösterişli… Ama burada bir süre durup, biraz nefes almaya vakit bulduktan sonra etrafınıza bakarsınız… Ve fark etmeye başlarsınız ki… Hollanda’nın yel değirmenleri var, Hollanda’nın laleleri var, Hollanda’nın Rembrandt’ları bile var.
Ama herkes İtalya’da ne kadar güzel vakit geçirdiği hakkında böbürleniyor. Ve hayatınızın sonuna dek “Evet, gitmem gereken yer orasıydı. Planladığım buydu” diyeceksiniz.
Ve bunun acısı asla, asla, asla, asla dinmeyecek… Çünkü o hayalin gerçekleşmemiş olması çok çok büyük bir kayıp.
Ama hayatınızı İtalya’ya gidememiş olmanızın yasını tutarak geçirirseniz, Hollanda’daki çok özel ve çok güzel şeylerin tadına varacak kadar özgür olmayabilirsiniz.”
#otizm #anne #hollandayahoşgeldiniz #EmilyPerlKingsley #susamsokağı
“Ağaçlar, bu fındık ağacı, hiçbirinin acelesi yok. Oysa biz etrafta koşturup, yaygara koparıyoruz ve sıradanlığımızı haykırıyoruz. Çünkü iç doğamıza güvenmiyoruz. Sürekli şüphe içindeyiz ve telaşlıyız. Durup düşünmeye zamanımız yok.”
Andrei Tarkovsky / The Mirror (1975)
Sophokles'ten hayata dair muhteşem bir öğreti;
Ayrılık vakti gelip çattığında elbet bir gün ayrılacağız; ama sakın unutma!
Her ne hata yaparsan yap, seni gerçekten sevenler, hatalarınla beraber seni sevmeye devam edeceklerdir"..
SEVGİ, kusurları yok etmez fakat görmezden gelir...