Fon mağduru 78 yaşındaki emekli: "Sekiz yıldır biriktirdiğim param gitti, ev alacaktım, sanki bankalar da işbirliği yapmış gibi..."
"Biz merdiven altı bir yere koymadık ki. Bu, devletin kontrol ettiği bir fon..."
https://t.co/m0ADwiXIBA
@Ordu193@Metin2634_@kierkegaard54 Çok iyi demişsin. Başın saolsun. İş verenin yeğeninin vefatına rağmen sana izin vermedi mi? müsade etmedi mi? Ya da süt izni, doğum izni, vefat izni gibi hakların var mı çalıştığın kurumda? Bu haklarının olması gerektiğinden haberdar mısın? Olsun ister misin?
@Ordu193@Metin2634_@kierkegaard54 Uzaklaştırılıyor. Farazi konuşuyorsun ben uzaklaştırıldığını gördüm ama sen görmedin. Çok önemli değil bence bir yere varamayız. Senin dediğini kabul edelim. İyi akşamlar.
@kierkegaard54@okkorkmz Bu söylediğiniz doğru, bu iş usulsüz. Bazı hekimler bazen yapıyor, bazen sakınıyor. Altında yatan pek çok değişik sebep oluyor. Kokuşmuş sistemin kokuşmuş sonuçları, herkes kirleniyor malesef.
@Metin2634_@kierkegaard54 Hekime vicdani yük yükleyerek sahte rapor yazmasını isteyebilirler, çeşitli imtiyazlar isteyebilirler, işi olmayan şeyleri talep edebilirler. Yapmazsa suçlayabilirler, tehdit edebilirler, zarar verebilirler. Hekim örselemek kadar kolay birşey varken kendi etiklerini sorgulamazlar
Bu ülkede acil serviste hekimlik yapmak güvenli değil.
Acil servis, bu hâliyle kimseye önerilecek bir alan değil.
Saldırıya uğrayan meslektaşım şunu söylemiş:
“Hocam, neden saldırdıklarını anlayamadım.”
Ve işte en korkutucu cümle bu.
Bir hekimin, görev başında saldırıya uğrayıp
“Ben ne yaptım?” diye sorduğu bir ülkede,
sorun hekimde değil, sistemdedir.
Bir KBB uzmanına 27 milyon TL icra takibi.
Alerjik rinit ve burunda polip tanısı olan hasta.
Ameliyat öneriliyor, ancak hasta kabul etmiyor ve farklı hastanelere danışmak için 4 yer dolaşıyor.
Aylar sonra menenjit tablosu gelişiyor.
Dava açılıyor.
Ve Tüm kusur ve sorumluluk o ilk hekime yükleniyor.
Gerekçe ise uluslararası kılavuzlarda standart olarak yer almayan ve yalnızca sınırlı sayıda özel laboratuvarda yapılabilen β-2 transferrin testinin istenmemiş olması.
Bizimle resmen alay ediyorlar
— Türkiye’de Tıp Camiasını Sarsan Karar —
“Test istemiyorum” dedi…
Hastasının kararına uyduğu için hekim 77 milyon ₺ tazminata mahkûm edildi!
🎙️ Üstelik hastanın talebi epikriz raporunda kayıtlı olmasına rağmen…
📌 Olayın Özeti (Kayıt Var, İddia Var)
35 yaşındaki gebe hasta, hekim tarafından önerilen ikili tarama ve üçlü tarama testlerini şu ifadeyle reddediyor:
“Hayır, istemiyorum. Allah’tan gelene diyecek bir şey yok.”
Bu ret yalnızca sözlü değil:
📄 Epikriz raporuna açıkça kaydediliyor.
Hasta, gebeliğin 14. ve 17. haftalarında aynı ret beyanını yeniliyor → tamamı kayıt altında.
⸻
⚠️ Doğumdan Sonra Ne Oluyor?
Doğumdan sonra bebek Down sendromlu dünyaya geliyor.
Aynı kişi bu kez:
🗣️ “Test yapılmadı” gerekçesiyle dava açıyor.
Yani:
❗ Testi açıkça reddeden hasta,
❗ Sonradan “test yapılmadı” iddiasıyla,
❗ 77 milyon ₺ tazminat talep ediyor.
⸻
⚖️ Bilirkişi Raporu Ne Diyor?
Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda:
📌 “Hekime kusur yüklenemez.”
📌 “Tazminat şartları oluşmamıştır.”
📌 “Reddin epikrizde kayıtlı olduğu açıktır.”
Uzman görüşü net: Hekimin kusuru yok.
Ancak mahkeme;
❗ hastanın ret beyanını,
❗ iki ayrı haftada tekrarlanan reddi,
❗ “riskler anlatıldı” kaydını,
❗ bilirkişi raporlarını
dikkate almıyor.
⸻
💥 Mahkeme Kararı: 77.482.262 ₺ Tazminat!
Evet, yanlış okumadınız.
Hastanın kayıtlı reddine uygun davranan hekime:
💸 43,7 milyon ₺ maddi tazminat
💸 225 bin ₺ manevi tazminat
💸 3 milyon ₺ harç
💸 1,6 milyon ₺ yargılama gideri
💸 Faizlerle toplam: 77.482.262 ₺
⸻
🩺 HEKİMSEN: “Bu Haksızlık Kabul Edilemez!”
HEKİMSEN’in açıklaması:
🟥 “Hekim, hastanın kendi isteğine saygı gösterdiği için cezalandırılamaz.”
🟥 “Kayıtlı ret yok sayılmıştır.”
🟥 “Bu karar tıbbi kayıtları değersizleştirir.”
🟥 “Bu, sağlık sistemini zora sokacak bir emsal niteliğindedir.”
HEKİMSEN Hukuk Birimi:
📌 İstinaf başvurusu yapıldı.
📌 Süreç sonuna kadar takip edilecek.
⸻
📢 Kamuoyuna Çağrı
Bu karar yalnızca bir hekimin değil;
➡️ tüm sağlık çalışanlarının,
➡️ tüm gebe takiplerinin,
➡️ tüm tıbbi kayıt sisteminin,
➡️ hekim–hasta güven ilişkisinin
geleceğini ilgilendiriyor.
✊ “Hekim yalnız değildir.”
✊ “Hastanın kayıtlı kararına uymak suç değildir.”
✊ “İvedilikle hakkaniyet istiyoruz.”
📉 Türkiye’de Eğitime Dayalı Gelir Hiyerarşisi Çöküyor!
Türkiye’de sadece genel gelir dağılımı değil, eğitime dayalı gelir hiyerarşisi de hızla bozuluyor.
📌 2009 yılında üniversite mezunu bir çalışan,
– Okul bitirmeyen (okuma yazma bilmeyen) bir çalışandan 4,71 kat fazla gelir elde ediyordu.
– Lise altı eğitimli bir çalışandan ise 2,25 kat fazla kazanıyordu.
📌 2024 yılına gelindiğinde bu fark dramatik şekilde kapanmış durumda:
– Okul bitirmeyen ile fark 2,91 kata,
– Lise altı eğitimli ile fark 1,84 kata düştü.
✅ Yani eğitim artık gelir getirmiyor.
✅ Üniversite okumanın ekonomik karşılığı yıllar içinde silinmiş durumda.
✅ Bu tablo, ücret politikasının nitelikli iş gücünü cezalandırdığını çok açık gösteriyor.
⚠️ Daha Büyük Tehlike: Ücretler Asgari Ücret Etrafında Sıkıştırılıyor.
Tablo çok net bir gerçeği gösteriyor:
🔸 Eğitimi olmayan gelir grupları asgari ücrete yaklaştırılıyor,
🔸 Eğitimli gelir grupları ise asgari ücrete doğru itiliyor.
Bu yaklaşımın ağır sonuçları:
• Nitelikli ve eğitimli çalışanlar mesleklerinden uzaklaşıyor.
• Ülkede kalma motivasyonu eriyor.
• Gençler ve uzmanlar yurt dışına yöneliyor.
• Türkiye kalıcı insan sermayesi kaybı yaşıyor.
• Sorumluluk – risk – gelir dengesi tamamen bozuluyor.
💬 Sonuç olarak eğitim – gelir – sorumluluk hiyerarşisi çöktükçe tüm sistem bozulur.
Kaynak: Veriler TÜİK’ten alınmıştır.
Meslektaşımdan 👇🏻
“Hocam merhaba
Bugün prof dr cemil taşcıoğlu şh iç hastalıkları polikliniğinde endo/kolon randevusunun geç tarihe verilmesi nedeni ile asistan doktor arkadaşımıza hasta tarafından belindeki silah gösterilmiş. ‘Seni mi öldüreyim yoksa ordaki sekreteri mi öldüreyim’ şeklinde tehdit edilmiştir. Beyaz kod verilmiştir.
Sesimizi duyurmamıza, hakkımızı aramamıza yardımcı olursunuz diye size yazmak istedim.”
MALPRAKTİS ÜZERİNE
Malpraktis meselesi yılda 2-3 kez basına "doktor hatası" diye lanse edilen olaylarla gündeme geliyor, tüm hekimleri aşağılama seanslarına dönüşüyor. Oysa sorun böyle basite indirgenemeyecek kadar önemli.
Öncelikle belirteyim; Hekimler de dahil hiçbir meslek grubu hukuki hesap vermekten muaf olmamalı tabii ki. Konu zaten bu değil.
Tıbbın doğası mevcut hukukun mantığıyla uyuşmuyor. Hukukçular hekimleri nasıl hukuk bilmemekle suçluyorsa (ki büyük oranda haklılar) hukukçuların önemli bir kısmı da tıbbın doğasını anlamakta güçlük çekiyor. Tıpta 2+2 her zaman 4 etmiyor. Tıbben gerekeni yapmak her zaman olumlu sonuç vermez. Tedavi yaklaşımları sık sık değişir. Benzer tipte vakalarda bile farklı tedavi önerileri yapılabilir. Hekimin hastayı iyileştirme niyetini, çabasını, tıbbi imkanlara ulaşımının yeterli olup olmaması görülmeyip sadece sonuca bakıp Hekim kriminalize ediliyor. Yargılaması (sonuçtan bağımsız) hekimi psikolojik olarak cezalandırmaya dönüşüyor. Oysa söz konusu hekim hasta bakmaya devam ediyor, hata yapma riski daha da artıyor! (Lütfen ceza ayrı tazminat ayrı diye yazmayın, pratikte bir hekim için ikisi de ceza!)
Bu yanlıştır. Bu bakış açısı değişmelidir. Bu tip yargılamalar ülke tıbbını olumsuz etkilememelidir. Maalesef o yöne doğru gidiyoruz. Bundan en başta hastalar zarar görecek. (Yani siz, ben, hepimiz, çocuklarımız, yakınlarımız! Hastalık,kaza başa geldi mi meslek vs. ayırdetmiyor)
Bu konuda hem hukukçuların hem hekimlerin akl-ı selim önerilerde bulunmaları, @saglikbakanligi ve @adalet_bakanlik nın da değerlendirmesi gerekiyor. Ben önerilerimi daha önce yazmıştım tekrar ekliyorum.
Malpraktis de kısa zamanda yapılması gereken düzenlemeler;
1. Tıbbi Zorunluluk Sigortalarının Aktüer hesabı faizi de dahil karşılayacak şekilde düzenlenmesi
2. Adli Tıp/Bilirkişilerin kesinlikle konuyla ilişkili hekimlerden oluşması(Yenidoğanın davasına Ortopedi bakmamalı mesela)
3. Tıbbi ceza davalarında hekimler için taksirle yaralama/öldürme gibi ifadelerin kaldırılması. Hekimin hastayı iyileştirme niyetinin vurgulanması.
4.Yargıtayın"hekimin özen gösterme borcunu nedeniyle zararın azından sorumlu olsa bile tamamından sorumludur" içtihadının değişmesi.
5. Tıbbi davalar (ceza ya da tazminat) olabildiğince kısa süre içerisinde bitirilmesi
6. (Pediatri'ye özel) ROP Prematüre bebek göz muayenesinin tıpkı işitme testi gibi tarama kapsamına alınması.
Kuşkusuz başka öneriler de eklenebilir. Burada mesele meslek gruplarının anlamsız şekilde birbirine laf yetiştirmesi değil. Ortada işini doğru yapmaya çalışan hekimleri olumsuz etkileyen ciddi bir sorun var ve bu sorun "canım davaların çoğu zaten hekim lehine çıkıyor" ya da "yanlış yapmış, çeksin cezasını" denecek kadar basit değil.
Çocuk CMK yapıyorum
Yani bu çocuklara devlet tarafından avukat olarak atanıyorum
%95'i işlediği suçlardan pişman değil
Suç kayıtları şeref nişanesi
Havalı olduklarını düşünüyorlar
Yanlış ifade etmek istemem ama çok basit bir suçun yargılamasında bile çuvallayan bir sistem, işlemeyen bir hukuk sistemi. Ya faili belli bir cinayetin yargılamasını bile beceremiyorsanız ne boka derman olacaksınız olm ne işe yararsınız siz ya. Bitmiş ülke baştan ayağa bitmiş.