⚠️ Hüseyin Çelik’ten AKP’lileri kızdıracak ‘Abdülhamit’ sözleri:
• TRT’nin ‘Payitaht’ dizisi beni çok rahatsız etti.
• Devletin imkanlarıyla bir tarih dizisi hazırlıyorsunuz, bu ülkenin tarihiyle taban tabana zıt bir dizi. Elbette birilerini rahatsız eder.
• Hayatı boyunca neredeyse Cuma selamlığı dışında sarayın dışına çıkmamış Abdülhamid, elinde silahla düşman kovalıyor. İngiliz büyükelçisi tokatlıyor.
• Öyle bir Abdülhamit yok. Yaşamadı.
• Bizde ilahlaştırma diye bir hastalık var.
• Muhafazakar camia, Kemalizm karşısında bir Hamidizm çıkardı. Ben ikisine de karşıyım.
• Ben, Sultan Abdülhamit’in sansürcülüğünü, para gözlüğünü ortaya koyduğum zaman Kemalistler dört köşe oluyor.
• Sultan Abdülhamit, Türk eğitimini modernize etmeye çalışan adamdır. Batılı okulları kuran adamdır. Bunları görmemezlikten gelmek nankörlük olur.
• Ama bunlarla beraber, Abdülhamit istibdatçıdır, kendisi gibi düşünmeyen adamlara hayat hakkı tanımayan adamdır.
• Sultan Abdulhamit’in İslamcı bir politikası var. Bizim muhafazakarlar o yüzden seviyor. Ama onunki samimi bir müminin Müslüman kardeşliğini öne çıkarmak için yaptığı bir İslamcılık değil.
• Pragmatik bir İslamcılık.
• Sultan Abdülhamit rom içiyordu. Torunları söylüyor. Saraya alınan içeceklerin listeleri var.
• Sultan Abdülhamit’in babası Abdülmecit de alkolik derecesinde içiyordu.
• Sultan Reşat hatıralarında ‘Pederim bize haber gönderirdi; Şehzadelerim toplansın işret etsinler’ diyor. İşret etmek, kafayı çekmek demek.
• Bunlar halife diye hatasız, günahsız demememiz lazım.
• Muhafazakar camianın tarih anlayışı iki kişiden gelir; Necip Fazıl Kısakürek ve Kadir Mısıroğlu.
• Necip Fazıl tartışmasız çok iyi bir şairdir. Ama çok kötü bir siyaset ideoloğudur. Raporları okuduğunuz zaman saçınızı başınızı yolarsınız.
• Kadir Mısıroğlu da eften püften bir adam değildi ama o da gerçeği ortaya koymaktan ziyade inandığı ideoloji için belge arayan bir adamdı.
• İttihatçı düşmalığı da var bu camiada. İttihatçılar Abdulahamit’i devirdiği için…
• İttihatçıları Türk ordusunu Almanlara teslim etmekle suçluyoruz ya bu teslimi Abdülhamit yapıyor.
• Sultan Abdülhamit öyle 7 düvele karşı savaşan birisi değil. Bir tane savaş var; Tesselya Harbi. Yunanistan, Osmanlı için sabah kahvaltısı olmayacak bir yer.
• Ufacık yer için Abdülhamit’e övgüler, Gazi ünvanı vermeler falan.
• Girit, Kıbrıs, Rumeli, Kuzey Irak kaybedilmiştir.
• Sultan Abdülhamit zamanında kaybedilen topraklar, bugünkü Türkiye’nin iki katından fazladır.
• Ekonomi felakettir. Abisi moratoryum ilan etmişti. Moratoryum devletin iflas etmesi demek.
• 40 defa dış borç alınmıştır Osmanlı’da, 20’si Abdülhamit zamanında.
• İskilipli Atıf’ın Sultan Abdülhamit’e yazdıklarını taşa yazsa taş çatlar. Tüm ulema Abdülhamit’e karşıdır.
• Milli Mücadele’yi küçümsemek aklı başında bir insanın yapacağı şey değil. Mustafa Kemal de Milli Mücadele’nin komutanıdır.
Gazeteci Levent Gültekin
"Kürtler sadece ‘Büyük Kürdistan’ hayali kurarak Amerika ve İsrail’in soytarısı olurlar.
Dünyanın en kadim topraklarını size yedirmezler.
Türkiye’nin yıkılması herkesin felaketi olur.
PKK sizi kullanıyor, artık uyanın..."
Araplar eşlerini "avrat" diye çağırır, manası apış arası demek
Türklerde hânım diye çağırırdı yani evimin sahibi..
İşte aradaki fark.
Rabia Arapça’da “dördüncü” demektir.
Öyle sanıldığı gibi mübarek ve anlamlı bir isim değildir.
Çünkü Arap kültüründe kız çocukları insandan sayılmadığı için, kızı olanlar isim vermez numara verirlerdi.
Vahide isim değildi, birinci demekti. İlk doğan kıza verilen numaraydı.
Saniye ikinci demekti, ikinci kızı olana verilen numaraydı.
Selase ve Bite isimleri üçüncü demekti, üçüncü doğan kızlara verilen numaraydı.
Rabia da dördüncü demekti, dördüncü doğan kıza verilen numaraydı.
Bizimkiler de Rabia’yı çok mübarek ve çok dini içerikli bir isim zannederler. Bilmiyorlar ki Araplar, insandan saymadığı ve isim vermeye lüzum görmediği kız çocuklarına işte böyle numara takarlardı, tıpkı otomobillere takılan plakalar gibi.!
Dünya kurulduğundan beri kız çocuklarını, diri diri toprağa gömen kültüre sahip tek millet Araplardır...
Bunun esas sebebi ise; tefecilik yapan, fahiş faizlerle verdikleri paraları ödeyemeyen kişilerin kızlarına, karılarına el koyup pazarlayan insafsız ve ahlaksız, Arap egemenlerinin eline düşmesinden korkan Araplar, yeni doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek bu akıbetten koruduklarını zannederlerdi..
Peki o çağlarda Türk��ler nasıldı ?
Türk’ler kız çocuklarına, hatunlarına değer veren, onları önemseyen, insan yerine koyan, komutanlar ve hakanlar gibi yetiştiren tek tanrılı dine mensup bir milletti.
Ve insan hakları açısından da çağdaş kültürün örneklerini vermiş önder uluslardandı.
Eski Türkçe’de “namus” sözcüğü yoktu çünkü namussuzluk nedir bilmezlerdi !
Türk geleneğinde kadın; arkadaştı, kadın anneydi, kadın sevgiliydi, tek başına bir devletti.
Ne zaman ki Türkler müslüman oldu, Arap kültürü geldi, kadın kadın olduğuna bin pişman oldu.!
Kadın dövmek, maalesef Türklerin Arap kültürüyle tanıştıktan sonra başlayan bir olaydır.
Eski Türk kültüründe, örfünde kadın her zaman el üstünde tutulurdu.
Tarihe geçmiş Cengiz Han’ın eşi için söylediği..
“Ben sizin Han’ınızım, bu da benim Han’ım” sözleriyle dilimize yerleşen “Hanım” kelimesi de bunu göstermektedir !
Yâni KADIN EVİN HANIYDI
Denizli Belediye Başkanı Bülent Çavuşoğlu'ndan AKP'li Meclis üyesine:
“22 yılın sonunda insanlar sosyal yardım kapılarında duruyorsa, bu memleket uyuşturucu bataklığına döndüyse, herkes sanal kumara girdiyse, ben sizin yerinizde olsam utanırım.”
Sayın Prof.SAMİ, bence de aşağıdaki saptamanız yeter.
“Hukuktan anlamayan, hukuksal yaklaşımla politik yaklaşım ayrımını yapamayan, ayırt etme gücü ve zekâsı olmayan birinin değerlendirmesi”
E. YARGITAY Başkanı Prof.SAMİ SELÇUK'tan kendisine hakaret eden BAHÇELİ'YE yanıt;
Ben, fakülte dönemini de katarsanız, altmış altı yıldır hukukun içinde yaşıyorum.
Şimdi de on yedi yıldan bu yana
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yargılama hukuku dersleri vermekteyim. Hukuktan anlamayan, hukuksal yaklaşımla politik yaklaşım ayrımını yapamayan, ayırt etme gücü ve zekâsı olmayan birinin değerlendirmesi, benim açımdan sıfıra eşittir
Hukukçunun tek bir efendisi vardır, buyruklarını ondan alır, şundan bundan değil.
O efendinin adı da “HUKUK”tur.
Kimi bakarkör’ler görsün diye bunu lütfen büyük harflerle yazın.
KIMSE BANA EFENDİLİK TASLAMASIN!
Gücü yetiyorsa bilimsel temelde kendisi ya da kendisini bilinçsizce alkışlayanlar arasında hukukçu varsa onları da yanına alarak benim söylediklerimi çürütsün.
“Namert”, yani “alçak, korkak, erdemsiz
“beyni sulanmış”, yani “bunamış” diyerek insanları aşağılamasın
Hakaret, milletvekili yapay bağışıklık kalkanının ardına sığınarak mertliğini kanıtlamaya kalkışan zavallıların, yetersizlerin başvurdukları Brutus’vari bir eylem olmamalıdır
Mertlikten, namertlikten söz edenlerin önce kendileri mert olmalıdır.
Sövgüler eski deyişle muhayyerdir.
Değişmez huyları, sahibine geri dönüp onu vurmasıdır.
Hakaretlerle düşünceleri ve hukukun dediklerini çürütemezsiniz.
Ben, insanları bu denli zavallı, aciz yaratıklar olarak görmek istemiyorum.
Bana sövenlere iki uyarım var.
Birincisi, yazdıklarımı dikkatle okusunlar, hukukçulara danışsınlar, hukukun ne dediğini özümsesinler,
sonra da duraksadıkları noktalarda gelip benimle tartışsınlar.
İkinci uyarım da şu:
Bilkent öğrencileri hocalarını değerlendiriyorlar.
Siteye girsinler, benimle ilgili bilgileri ve özellikle bunayıp bunamadığımı öğrensinler.
Bir de önerim var.
Aynı yöntemi partiler de uygulasınlar.
Bütün partiler, başkanları hakkında delegelerin değerlendirmelerini isteyip sitelerinde yayımlasınlar.
Yurttaşlar da bunları okusunlar.
Konuşmanın sahibini tartışmaya açık ve hukuk açısından yeterli biri olarak göremiyorum.
Doğru dürüst Türkçesi bile yok.
Seçtiği dalı bile telaffuz edemiyor.
Yazdıklarımı bile anlayamamış birine ne söyleyebilirim ki?!
Kimseyi küçümsemiyorum.
Ama bana söven kişi, benim gözümde her sokakta her gün gördüğünüz kişilerden biridir.
Batı’da tek bir yanlış yapan,
o görevinden ayrılır, ayrılmak zorundadır.
Bana söven kişi, yeterince donanımı olmadığından olacak, sövgülerden medet uman, ucuz kahramanlarla sürekli gündemde olan biridir.
Bu yüzden o kişi, benimle ilgili olarak da bu kez hekimliğe özenmiş;“beyni sulanmış” diyerek sınırlarını çok aşmıştır.
Dün sövdüklerine bugün sarılarak ilkesizliğiyle şaşırtıcı yaşamsal çelişkilere düşen ve hiç güvenilemeyen birini ciddiye almam.
Böylelerine verilecek en iyi yanıt, onları hükmen yok saymaktır.
Kötü söz eninde sonunda sahibine döner.
Ben bu yanlışa düşmem.
Bu insanlar, önce insana saygı göstermelidirler...
Prof.Dr.SAMİ SELÇUK
AĞZINA SAĞLIK DEĞERLİ HOCAM
Bir Gece Yatıp Kalktık…
Türk Ordusu yok…
Darbe yapacaklardı ama silahları tarlada gömdükleri yeri de unuttular demek…
Darbe olacak mıydı, olmayacak mıydı derken, ordu artık yoktu…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Yargı yok…
Yargıyı bölüşmüşler yarısı hocaya, yarısı imama…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyetçi aydınlar yok…
Hücrelerdeler…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Medya yok…
Yarısını almışlar parayı bastırıp, kalan yarısının da gırtlağına bastırıp…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Ben yokum…
Muhterem karıma “Ben yok muydum şu köşede yahu?” dedim…
“Yoksun, kovuldun” dedi…
Ağladı…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Laiklik yok…
Devlet tekbirle açılıyor…
*
Bir gece yatıp kalktık…
“Türk” yok
*
Bir gece yatıp kalktık���
Bayrak yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Yarısı gitmiş…
“Türkiye” de yok…
*
Bir gece yatıp kalktık, marşlar yok, andımız yok, bayramlar yok…
Bir gece yatıp kalktık, bu 4+4+4’tür dediler…
Çocuklar yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyet yok…
*
Ve bir gece yatıp kalktık ki..
Biz yokuz…
*
Yatma o zaman…
Kaldır başını artık…
Bir böcek gibi ezilip, bir dal gibi kırılıp, bir sürü gibi güdülüp, bir toz gibi üfürülüp, bir ot gibi sökülüp, bir kuş gibi vurulacağına…
Yatma…
(3 Ocak 2015)Nurlar içinde ol
Bekir Coşkun.
HER "TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞIYIM VE NEREDEN NEREYE GELDİK" DİYENLERİN TEKRAR TEKRAR OKUMASI GEREKEN YAZI…
Çok doğru: Bu topraklarda, her şeyin bir gün anlaşıldığını ama hep geç anlaşıldığını biliyorum. Hepsi bir gün neyin ne olduğunu anlarlar, ama hep geç anlarlar!
Ortadoğululuk nedir bilir misiniz?
-Ölümü yüceltip güzel yaşamayı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Dini yüceltip bilime kayıtsız kalmak Ortadoğululuktur.
-Lideri yüceltip, iyi sistem kurmayı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-İmanı yüceltip aklı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Duyguları yüceltip mantığı küçümsemek Ortadoğululuktur.
-Müteahhitti yüceltip, mühendisi aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Üniversiteleriyle değil, camileriyle gurur duymak Ortadoğululuktur.
-“Alnı secde görüyor” diye, zorba ve hırsız politikacılara oy vermek Ortadoğululuktur.
-İmamları yüceltip, filozofları aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Ev kadınlığını yüceltip, kariyer yapan kadını aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Kendi çocukpaylaşayımokutup okutup, halk çocuklarını imam hatiplere zorlamak Ortadoğululuktur.
-Sözü yüksek olanı değil, sesi yüksek olanı iyi lider sanmak Ortadoğululuktur.
-Kurumsal çözümler üretmek yerine, karizmatik lidere tapmak Ortadoğululuktur.
-Hatasından öğrenmek yerine, onunla duygusal bağ kurup hayatını bataklığa çevirmek Ortadoğululuktur.
-Standart sahibi olmak yerine, düştükçe “beterin beteri var” diye kendini avutmak Ortadoğululuktur.
-Başına gelene katkısını görmek yerine, hep dış güçleri suçlamak Ortadoğululuk.
-Şeytan taşlamaktan ibadet etmeye zaman bulamamak Ortadoğululuktur.
-Kendi hayatında hiçbir başarısı yokken, sürekli atalarıyla övünmek Ortadoğululuktur.
-Sıkılmış bir yumruğun, açık bir elden daha güçlü olduğuna inanmak Ortadoğululuktur.
Yukarıdaki maddelerin birçoğunun dinle ilgili olduğunu görüyorsunuz, neden?
Çünkü ortalama bir Ortadoğulunun beyninin yüzde 75'i dinle kaplıdır. Bu yüzden diğer şeylere çok az yer kalır.
Onun zihniyetiyle ilgili söylediğiniz her şeyi, dinine saldırı sayar.
Dinle ilgili olmayan pek fikri olmadığı için, dinini ilgilendirmeyen hiçbir eleştiri yapma şansınız da yoktur!
Üstünüzü ıslatmadan, elinizle balık yakalamanın imkânsızlığı gibi bir şey.
İroni bir şekilde, Ortadoğulular ülkelerinin sıkıcılığından kaçıp, nefes almak için turist olarak Türkiye’ye geliyor.
Türkiye’nin yöneticileri ise gittikçe ülkemizi Ortadoğululaştırıyor.
Birkaç yıldır, yılın yarısını yurt dışında geçiriyorum.
Yurt dışında, gittiğim en iyi restoranların en iyi yerlerinde hep Arap şeyhlerinin çocukları, yanlarında Rus sevgilileriyle oturduğunu görüyorum.
Kendi ülkelerini modernleştirmek yerine, modern ülkelerde hayatlarını yaşıyor, kendi halklarına da din pazarlıyorlar.
Gidip, bu adamların ülkesinde, “bu adamlar size din merkezli yaşamayı övüyor ama kendileri son derece dünyevi yaşıyor” desem, beni o diktatörlerin polislerinden önce, o yoksul insanlar linç eder.
Celladına aşık zihniyetteki insanlar için ne yapılabilir ki?
Bu açıklamayı kimseyi ikna etmek için yazmadım.
Mantığa inanmayan insanların mantıklı argümanlarla değiştirilemeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim.
Bu hayatta, bazıları akılla öğreniyor, bazıları acıyla.
Maalesef bu coğrafya, acıyla öğrenenlerin coğrafyası.
Benimki, sadece geleceğe dönük bir “ben dememiş miydim” notu.
Bu topraklarda, her şeyin bir gün anlaşıldığını ama hep geç anlaşıldığını biliyorum.
Hepsi bir gün neyin ne olduğunu anlarlar, ama hep geç anlarlar!
Azgelişmişlerin kaderi iki kelimede saklıdır:
İdrak gecikmesi!
Matbaanın 300 yıl geç geldiği bir topluma, mantık da olması gerekenden 30 yıl sonra geliyor. Neyin en mantıklı çözüm olduğuna karar vermeden önce 30 yıl kavga ediliyor!
"Coğrafya kaderdir" der, Ibni Haldun, bizim kaderimiz de idrak gecikmesi!
Mümin Sekman
İRTİCA YILANI pusuda bekliyor. Başını bazen gömülü olduğu yerden kaldırıp tıslıyor, bazen şöyle bir boy gösteriyor, bazen de Türkiye Cumhuriyetini YÖNETİYOR!
İrticayı ve Kubilay’ın kesik başını unutmayın - Emin Çölaşan - Sözcü https://t.co/X5n0dGJA4L
Atamızın EN BÜYÜK ESERİM dediği Cumhuriyetimizin 102.Yılı kutlu olsun…
Bu bayramı bize canlarıyla kanlarıyla armağan eden başta Atamız ve silah arkadaşları olmak üzere tüm cumhuriyetimizin kurucularını saygı ve minnetle anıyorum🇹🇷
ASRIN CASUSLARI
Eh, Ekrem İmamoğlu’na ve Merdan Yanardağ’a yapıştırılmayan bir tek CASUSLUK suçu kalmıştı, onu da “Avcı Savcılarımız” bulup çıkardılar.
Hem aferin hem de bravo onlara!
Adalet Bakan Yardımcılığından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atanan
“Bağımsız Tarafsız AKP’li” Savcımıza bizler de yardımcı olalım. Ne de olsa bu yaşa gelinceye kadar, kendi çıkarı uğruna ülkesini de babasını da satan çok sayıda Casus gördük! Bu hainleri yazalım da Bağımsız Savcıya bir güzellik yapmış olalım…
Henüz hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığı halde “Avcı Savcılar” tarafından “SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ” diye yaftalanan İmamoğlu ve Yanardağ Casusluk Örgütünün, belli çok başlı casusluk faaliyetleri şunlardır;
Bunlar, ülkemizi parçalamak için plan yapan Küresel Çete ABD ve İSRAİL’in
EŞBAŞKANLIĞINI gönüllü kabul etmiş elemanladır!
Bunlar, Libya-Irak-Suriye’nin ABD-İsrail tarafından yıkılmasında aktif rol oynayarak, yüzbinlerce Müslüman Kadının tecavüze uğramasına, 1,5 milyon insan evladının ölümüne, 3 milyon insanın yaralanmasına, milyonlarca insanın yerinden yurdundan sürülmesine sebep olmuşlardır.
Bunlar, İngiltere Başkanlığında Oslo’da, PKK Avrupa Baronlarıyla yaptıkları toplantıda PKK Yöneticilerine “Biz, sizin Türkiye’yi “Bomba Deposu” haline getirdiğinizi biliyoruz ama dokunmuyoruz” diyerek PKK Narko-Terör Örgütüne destek olmuşlardır.
Bunlar, ekonomide NAS dedikleri bilim dışı uygulamalarıyla Merkez Bankasının kasasını deldiler ve insanları borçlandırarak, gelecekleriyle oynadılar.
Trump denen delinin bunlara “Hile ile seçim kazanmanın ustasıdır” demesini bile, yılışık-yılışık gülerek kabullendiler.
Bunlar, PKK Narko-Terör Örgütü elemanları için “Kahraman Şehitler” diyen
Bahçeli’nin yakın akrabası Ahmet Türk’ü beraat ettirip, Orkun Özeller Komutanı ve Fatih Altaylı’yı zindana atanlardır.
Yani Aziz Türk Milleti, tüm bunları yaptılar, yetinmediler, Yeni Anayasadan “Türk Adını” çıkarma kararı aldılar, Milli Andımızı kaldırdılar, Atatürk’ün
“Ne Mutlu Türküm Diyene” ilkesini de yasakladılar.
Bence bu casuslara ne yapılsa yeridir. Bundan sonra yapılması gereken şu olmalıdır;
Bunları en derin zindana atın, o çukura gömün, üzerlerine beton dökün ve
Cumhur İttifakının ortağı Hizbullahçı HÜDA-PAR’IN yüzlerce masum insana yaptığı gibi, üstlerinde de namaz kılın!
Sonra da şunu söyleyin; “Türkiye, bir Hukuk Devletidir…”
Sağlık ve başarı dileklerimle 25 Ekim 2025
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı
SİZ İMRALI'YA DA GİDERSİNİZ Bülent Bey!
-Siz, Menemen'de Şehit Astğm Kubilay'ın kafasını kesen
Derviş Memed adlı Yobazın torunusunuz!
-Siz, TBMM Başkanı iken, Şeyh Said denen hainin torununu TBMM de konuk eden birisiniz.
-Size suikast yapılacağı yalanıyla KOZMİK Odadaki belgelerin FETÖ'NUN ve PKK Narko-Terör örgütünün eline geçmesi ve 823 Vatan Evladının şehit edilmesinin sebebisiniz.
-Siz, 17/25 Aralıkta hırsızlık yapan Bakanlarınızı, yargıdan kaçırmaktaki rezaletin en önemli sorumlularındansınız.
-Deniz Baykal'ın sekreterini MV yaptığı gibi, oğlunuzu AKP MV yapansınız.
-Siz, AKP-FETÖ'YU barıştırmak için taa Pensilvanya'ya
gidip, CIA elemanı F. Gülen'in elini öpen kişisiniz.
-Bu kadar rezillikte rolü olan bir "Karşı Devrimci" olarak
İmralı'ya Bebek Katilinin ayağına da gider ve onu Türk Devletinin muhatabı yaparsınız.
Gidişiniz olsun da...
Demek ki neymiş?
Halkbank davasında asıl suçlular Trump tarafından korunmuş!
Demek ki neymiş?
2.5 milyon mühürsüz oyun geçerli sayıldığı referandum hileliymiş!
Demek ki neymiş?
akp ABD'nin kurup yönettiği bir örgütmüş!
Demek ki neymiş?
Filistin akp için sadece bir iç siyaset malzemesinden ibaretmiş!