Adalet olmayınca ne demokrasi kalıyor ne eğitim hakkı ne mülkiyet hakkı… Şu an her yer karanlık görünse de er ya da geç adalete kavuşacağız. Buna inanmaktan vazgeçme lüksümüz de yok. Zor olsa da umudumuzu korumak zorundayız!
Cumhuriyet tarihini bırakın, dünya tarihinde bile emsali zor görülecek bir vakaya tanık oluyoruz. Eski bir genel başkan, kaybettiği kongrenin ardından iktidar yargısından medet umarak yanında kalan birkaç milletvekili ve eski ilçe başkanıyla partiyi ele geçirmeye çalışıyor. Yaklaşık 500 kişilik bir grup, neredeyse 18 milyon seçmeni olan bir partiye adeta çökmeye kalkışıyor. Bunu parti içi bir mücadele olarak görmek ve bu rejimin koşullarında bile meşrulaştırmak mümkün değil.
Mutlak butlan kararı sonrası @kilicdarogluk kendisine parti içinden destek geleceğini, örgütten fireler olacağını düşünüyordu. Bu olmayınca süreci uzatmak yerine doğrudan müdahale yoluna gidilmiş görünüyor. Hiçbir organik destekleri olmadığı için bir avuç mafyavari tip ve milletvekili genel merkezi ablukaya almış durumda.
Önümüzdeki süreçte 500 kişilik bir grubun, neredeyse 18 milyon seçmenin oyunu almış bir partiye zorla çöküp çökemeyeceğini göreceğiz. Bu nedenle kamuoyunda tartışılan “ayrı parti” önerilerini şu noktada çok yanlış buluyorum. Böyle dehşet verici bir sonuç geri çevrilemezse, demokratik mücadele çok ağır bir darbe alır. Demokrasiye inanan herkesin seçilmiş, meşru CHP yönetimine destek vermesi gerekir.
OKUL SALDIRGANLARI ANALİZİ
Peter Langman, yıllarca okul saldırganlarının günlüklerini, mektuplarını, adli raporlarını okumuş. Vardığı ilk sonuç rahatsız edici derecede sade. Tek bir okul saldırganı profili yok. Tek bir neden yok. Tek bir saldırı tipi yok.
Bu basit görünen cümleler, medyanın onlarca yıldır tekrarladığı klişeyi çürütüyor. Ergen, yalnız çocuk. Şiddet içerikli video oyunları oynuyor. Zorbalığa uğruyor. Bir gün dayanamıyor ve kendisine eziyet edenleri vuruyor. Langman diyor ki bu hikâye yanlış. Sadece eksik değil, yanlış.
Üç Psikolojik Tip
Langman saldırganları üç kategoriye ayırıyor. Her biri farklı bir iç dünyanın fotoğrafı.
PSİKOPATLAR. Aşırı narsisizm. Ahlakın reddi. Empatinin, suçluluğun, pişmanlığın yokluğu. Sadizm. Kendilerini hep kurban olarak görüyorlar, hiçbir şey onların hatası değil. Çabucak öfkeleniyor, kendilerini her şeye hak kazanmış sayıyorlar.
PSİKOTİKLER. Halüsinasyonlar. Paranoid sanrılar. Dağınık konuşma ve davranış. Derin bir yalıtım. Daha başarılı akranlarına karşı kıskançlık.
TRAVMATİZE OLMUŞLAR. Dağılmış, kaotik aileler. Ebeveynde madde bağımlılığı, suç geçmişi. Fiziksel, cinsel, duygusal istismar. Sık taşınmalar. Değişen bakım verenler.
Bu Tipoloji Bize Ne Söylüyor?
İlk ders, tekil nedenselliğin çöküşü. Medya bir saldırı sonrası hep aynı soruyu sorar. Video oyunları mı, silahlar mı, zorbalık mı, ruh sağlığı mı? Langman'ın verisi bu soruya tek bir cevabın olmadığını gösteriyor. Bütün saldırganları aynı çerçeveyle açıklayamazsınız. Biri narsist bir avcı. Öteki yaralı bir çocuk. İkisi de öldürdü ama motivasyonları, iç dünyaları, acıları aynı cinsten değil.
İkinci ders daha rahatsız edici. Psikopati, psikoz ya da travma tek başına saldırıyı açıklamıyor. Langman bunu açıkça söylüyor. Bu özelliklere sahip insanların büyük çoğunluğu hiç kimseyi öldürmez. Saldırı çok etkenli bir olay. İçsel yapı artı toplumsal tetikleyici. Kim olduğun artı başına ne geldi.
Tetikleyiciler listesi tanıdık. Akademik başarısızlık. Disiplin sorunları. Romantik reddedilme. Hukuki sorunlar. Akranlarla çatışma. Gelecek algısının çökmesi. Kariyer hayallerinin bitmesi. Hepsi sıradan ergenlik krizleri aslında. Fark şu. Psikopatik, psikotik ya da travmatize bir zihin, sıradan bir başarısızlığı kozmik bir adaletsizliğe dönüştürebilir. Diğerlerinin atlattığı şeyler, bu zihinlerde farklı yankılanır.
Hedef Meselesi ve Zorbalık Miti
"Okul saldırganı kendisine zorbalık yapanı vurur" anlatısı yanlış. Saldırganların büyük çoğunluğu personeli vuruyor. Öğretmenleri, yöneticileri, güvenlikçileri. İkinci sırada kadınlar var. Romantik reddedilme, cinsel hınç, yapısal misoji. Sonra aile. Zorba en altta. Demek ki saldırı bir intikam eylemi değil büyük ölçüde. Bir otorite, cinsiyet ve aile meselesi. Bu, sosyolojik olarak ayrıca incelenmesi gereken bir örüntü.
Tehdit Değerlendirmesi ve Uyarı Sinyalleri
Saldırganlar büyük çoğunlukla ne yapacaklarını önceden birilerine söylerler. Böbürlenmek için. Birini uyarmak için. Bir arkadaşı dahil etmeye çalışmak için. Hayran oldukları başka saldırganları taklit etmek için. Sosyal medyada, günlüklerde, sohbetlerde.
Verinin Sosyolojik Okuması
Veri bize ne söylüyor? Birkaç katman var.
Birincisi, psikolojik indirgemeciliğin sınırı. Üç tipoloji (psikopat, psikotik, travmatize) önemli ama olayın bir boyutunu ortaya koyuyor.
Bu tiplere sahip milyonlarca insan var, çok azı öldürüyor. Demek ki bireysel patolojiyi, toplumsal düzenin reddettiği, küçük düşürdüğü, seçeneksiz bıraktığı koşullarla birlikte düşünmek gerekiyor. Saldırganlık bir karakter değil, bir kesişim noktası.
İkincisi, erkeklik ve hınç meselesi. Hedeflerin dağılımı tesadüf değil. Kadınların ve otorite figürlerinin öne çıkması, reddedilmiş erkekliğin şiddete dönüşümü hakkında kuvvetli bir sinyal veriyor.
Üçüncüsü, sızıntının sosyolojisi. Saldırganlar izole değil aslında. Çoğu önceden konuşuyor, paylaşıyor, ima ediyor. Demek ki sorun sadece "yalnız kurt" değil. Sorun çevrenin sinyalleri işleyememesi, kolektif inkar, ve raporlama altyapısının çalışmaması. Bu bir bireysel psikoloji sorunu kadar bir kolektif dikkat sorunu.
Dördüncüsü, cezalandırıcı mantığın iflası. Uzaklaştırma, atma, sert disiplin, hiçbiri problemi çözmüyor. Hatta büyütebiliyor. Bu, Türkiye'deki güncel çocuk suçluluğu tartışmalarında dikkate alınması gereken bir konu. Cezanın yaşını indirmek ya da sertleştirmek, önleme değildir. Önleme, erken tespit ve müdahale sistemidir. Bu sistemi kurmak hem pedagojik hem kurumsal bir iştir.
Özetle Langman'ın çerçevesi bize şunu söylüyor. Okul saldırganlığı çok etkenli bir olgudur. Bireysel patoloji (psikopat, psikotik, travmatize) toplumsal tetikleyicilerle (akademik, romantik, ailevi, hukuki başarısızlıklar) buluştuğunda, ve çevre sızıntı sinyallerini göremediğinde, ve kurumlar ceza-merkezli düşündüğünde, saldırı olasılığı büyür. Önleme mümkündür ama disiplin değil, dikkat ister. Tehdit değerlendirmesi statik bir karar değil, süreklilik gerektiren bir süreçtir. Ve en önemlisi, bu çocuklar genellikle söylüyorlar. Biz duyamıyoruz.
Genç avukatların da yaralanmakta olduğu Genç Girişimci Desteği 1 Ocak itibarıyla kaldırıldı,
ama sonuçları geriye yürütülerek gençler daha da mağdur edildi!
CMK müdafinin beraat vekâlet ücretini ödemeyen uygulamalar,
yalnızca avukatı değil adaleti de tüketmektedir.
Bu anlayış devam ederse CMK sistemi işlevsiz hale gelecek amaca hizmet etmekten uzaklaşacaktır.
Çözüm: Keyfiyet değil kanuni düzenleme.
#CMKBeraatVekaletÜcreti
CMK görevi angarya değildir; Anayasa’nın angarya yasağı ve adil yargılanma hakkı birlikte değerlendirilmelidir. Beraatte vekalet ücretine ilişkin yasal güvence talebimiz nettir.
#CMKBeraatVekaleti@yilmaztunc@_hakanolgun@barolar