3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ KUTLU OLSUN.
3 MAYIS HERHANGİ BİR GÜN DEĞİL BİR MİLLETİN DİK DURMA AZİM VE KARARLILIĞININ KEMİKLEŞMİŞ İFADESİDİR.
Türkçülük zor zamanların deyim yerindeyse acil çıkış kapısı olarak ortaya çıkmış bir fikir yükselişidir. Geçtiğimiz yüzyılın başında büyük bir imparatorluğun içinde kurucu unsur olmasına karşın diğer milletlerin tacizine maruz kalan yüce Türk milleti yükselen milliyetçiliğin etkisiyle kendini ifade şansı bulmuştur. Bu ifade ediş biçimi milletin düştüğü fakr-u zaruret halinde can simidine dönüşmüştür. Fikri sahadaki mücadele zamanla aksiyon safhasına evrilmiş Türkçülük fikrini taşıyanlar hayatın her sahasında topyekun bir varoluş mücadelesine girişmişlerdir. Kanla ve canla verilen mücadelenin yarattığı mucize sayesinde Cumhuriyetimiz kurulmuştur. Verilen bu büyük mücadelenin kalem ve fikir cephesinin taşıdığı yegane düşünce ise Türkçülüktür. Bunu en basitinden şuradan da anlayabiliriz. Milli Mücadeleyi zafere ulaştıran kadroların başındaki isim Gazi Mustafa Kemal Atatürk büyük Türkçü Ziya Gökalp için fikirlerim babası der. Böylelikle vatan kuran, millete ruhunu aşılayan ana fikrin Türkçülük olduğu ortaya çıkar.
Fakat devlet kuran bir fikri nüveye rağmen Türkçülüğün kaderi her zaman aynı minvalde kalmaz. Zirveyi elde eden fikir, devrin konjonktürüne bağlı olarak haksız biçimde düşman kabul edilir. Her ne kadar düşman mevkiine konulsa da doğruların ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır. Türkçülük mevzii bu nedenle zamanla neferlerini büyük komutanlarını kaybetse de davasından hiçbir zaman geri adım atmayanların yüzü suyu hürmetine varlığını sürdürür.
Türkçülüğün münevver tabanında kaldığı, zirveye ulaşarak devlet kurduğu, muhalefete düştüğü bütün bu safhaları boyunca cephesini terk etmeyenler ise ölümsüz savaşçılar şeklinde tarihe geçerler. Hiç şüphesiz ki 3 Mayıs 1944 günü Sabahattin Ali - Nihal Atsız davasında büyük Türkçü Atsız’ın arkasında duranlar Türklük cephesinin yılmaz savaşçıları olarak anılırlar. 3 Mayıs 1944 günü davasından yılmayıp mahkeme koridorlarına oradan da tarifsiz acıları yaşayacakları tabutluklara düşenler bu millete ölümsüz bir fikir kazandırarak, geleceğin güçlü taarruzlarına karşı milletimizin dimağında bir direnç noktası oluşturmuşlardır.
Bu yüzden Üç Mayıs herhangi bir gün değil bir milletin dik durma azim ve kararlılığının kemikleşmiş bir ifadesidir. Üç Mayıs son Türk yok olmayana kadar Türklüğün her şeye rağmen ölmeyeceğinin ispatıdır. Üç Mayıs Türklüğün tarihinde rehber arayanlara bozkurttur. 3 Mayıs bir diriliş ve varoluş mücadelesidir. Üç Mayıs damarlarında dolaşan asil kanın gereğini yapanların dava adamlığını öğrettiği bir okuldur.
Bu nedenle Türklüğü yeniden dirilten Üç Mayıs’ın ölümsüz kahramanlarını rahmetle, minnetle, hürmetle anıyoruz. Ve bu davanın müdafi hüviyetiyle Atsız’ın kardeşi Sançar’ın davada zikredilen şu sözlerini tekrar ediyoruz: “Türk’ ü sevdim, seveceğim. Ama bunun sonunda ızdıraplar varmış, felaketler varmış, hatta karşılaşılacak türlü kahpelikler doluymuş. Hepsi kabul! Türk ırkı sağ olsun!”
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE 🇹🇷 #3Mayıs #3Mayıs1944 #3MayısTürkçülerGünü @turkocaklari@Mehmetoztarih@YavuzHaykir
Türkiye"nin deprem problemi değil, deprem gerçeği vardır.
Türkiye'nin problemi deprem dayanımı yetersiz bina stokudur.
Çözüm, afet risklerinin azaltılması çalışmalarına ara vermeden devam etmektir.
Yapısal risk azalma önceliğimizdir...
Millî Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü (MEB İEGM), “Eğitim Altyapısının Güçlendirilmesine Yönelik Değerlendirme ve Planlama Çalıştayını” 16-18 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenledi.
81 İl Müdürlüğü’nün katılım sağladığı program, Ülkemizin yapısal deprem risk azaltma çalışmalarına çok büyük bir katkı sunmuştur.
Fırat Üniversitesi Yapı ve Beton Uygulama ve Araştırma Merkezi danışmanlığında, Fırat Teknokent bünyesinde, SebizA Teknoloji���nin destekleriyle geliştirdiğimiz “Yapısal Afet Risk Kalkanı-RİSKAL®” nitelikli bina envanter yönetim sisteminin sunumunu gerçekleştirdim.
Yapısal Afet Risk Kalkanı-RİSKAL® Sistemi, Elazığ’daki pilot uygulama ile hayata gözlerini açtı. Bingöl ve Muğla İllerindeki uygulamalar ve tecrübeler, sistemi nihai haline getirdi. 2025 yılında Türkiye geneli uygulama ile artık resmi okul binalarımızın nitelikli envanteri, Millî Eğitim Bakanlığımızın çalışmalarında etkin rol oynamaktadır.
Nitelikli bina envanteri, yapısal risk analizlerinin yapılması ve planlanan çalışmaların kamu yararı kapsamında tasarruflu yürümesi için mükemmel bir sistemdir.
Sistemin yapılmasından ziyade, sistemin hayata geçmesi için irade koyan geçmişten bugüne Millî Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğündeki bütün yöneticilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Bu zorlu süreçte desteklerini eksiksiz hissettiğimiz, Fırat Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Fahrettin GÖKTAŞ’a, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Mehmet YILMAZ’a ve Teknokent Genel Müdürümüz Prof. Dr. Yalın Kılıç TÜREL’e gönülden teşekkürlerimi arz ediyorum.
Afet Yönetim Teknolojileri konusunda Ar-Ge çalışmalarımıza devam edip, Ülkemizin risk azaltma faaliyetlerine katkı sunmaya kararlıyız.
Hayır Ramazanlar,
Hayırlı iftarlar dilerim…
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Elazığ Türk Ocağı’nı ziyaret ederek, Ocağımızın 12. Olağan Genel Kurulu sonucunda Prof. Dr. Yavuz Haykır başkanlığında göreve başlayan yeni yönetimimize hayırlı olsun dileklerini iletti.
Ziyaret kapsamında, ülkemizin güncel meseleleri, Elazığ’ın sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı, sivil toplum kuruluşlarının şehir hayatındaki yeri ile gençlik, eğitim ve kültürel çalışmalar üzerine karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca Elazığ’ın gelişimine katkı sunabilecek konular hakkında değerlendirmeler yapıldı.
Türk Ocakları Elazığ Şube Başkanı Prof. Dr. Yavuz Haykır, Sayın Gürsel Erol’a ziyaretinin anısına Türk Yurdu Dergisini hediye etti. Sayın Milletvekilimize nazik ziyaretleri, ilgileri ve iyi dilekleri için teşekkür ederiz. @turkocaklari@Mehmetoztarih@YavuzHaykir@gurselerol62
Elazığ Türk Ocağı şubesi olarak 24 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirilen 12. Olağan Genel Kurulu sonucunda yeni yönetimimiz belirlendi. 36 kişiden oluşan yönetim kurulu görevine başladı.
Ayrıca, yönetim kurulu bünyesinde faaliyet gösterecek Kadın Kolları, Emekli Eğitimci Sema Tunç başkanlığında oluşturuldu.
Bununla birlikte, Elazığ’ın ve ülkemizin sorunlarını düzenli aralıklarla yapılacak toplantılarda ele almak üzere; alanlarında temayüz etmiş, mensubu oldukları bilim dallarında yetkinliğini kanıtlamış ve aralarında eski rektörlerin de bulunduğu akademisyenlerden oluşan Elazığ Türk Ocağı Hars Heyeti kuruldu.
Son olarak, çoğunluğunu yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin oluşturduğu Elazığ Türk Ocağı Gençlik Kollarının yeni dönemde faaliyetlerini sürdüreceği isimler belirlendi. @turkocaklari@Mehmetoztarih@YavuzHaykir
Kadınlar eskortlaşıyor/eskortlaştırılıyor demiştim.
Özellikle 10-15 senedir planlı ve sessiz bir şekilde tıkır tıkır işleyen algı ve istihbarat çalışması var. Son dönem medya sektöründe patlayan lağım da bunu apaçık ifşa etti.
Sosyal medya bunun için son derece işlevsel bir araç haline geldi. Önceleri influencerlık kisvesi altında ortaya çıkan eskort hesapları artık apaçık premium içerikler üreten sanal fuhuş uygulamalarına dönüştü.
Ve alenen sanal fuhuş içinde olan profillerin rol modelmiş gibi, altta alta güzellenen, yeni bir kadın varoluşu alternatifi diye cazip ve empatik bir hikâye sunumu içinde YouTube programlarına çıkartılması falan asla tesadüf değil.
Ve sayısız kadın hikayesi yokmuş gibi bir eskortun hikayesinin (dizinin bütün sahnelerinde değerlere alenen gönderme ve aşağılama var, Avrupa sinemasında olduğu gibi bir sanat filmi kendiliğindenliği de yok alenen propoganda dizisi)
Bütün bunları kendiliğinden gelişen süreçler diye okumak... Korkunç bir saflık.