Yaz bitti,
12 Eylül’e girdik bugün.
Bugün,
bütün ‘yeşiller’ birazdan yanacak,
dalları kırılacak gencecik fidanların.
Gidip de gelemeyenlerin ardından ağlayacak analar avaz-avaz,
bugün bütün türküler susacak,
kana doyacak toprak,
düşerken her kızıl yaprak🌹
Kahrolsun Faşizm✌️
Ece Üner’den Cübbeli Ahmet’e üç soru:
1️⃣ “Cumhur İttifakı’na oy verin” fetvasını verirken İngiliz Kraliyet Ailesi armalı kol düğmeleriniz de takılı mıydı?
2️⃣ İnsanları İslam diniyle korkutanın Allah korkusu var mıdır?
3️⃣ Hz. Muhammed “Ticaret yapın” derken size dininizi satın mı dedi?
Bazı soruların cevabı, sorunun kendisinden daha ağırdır.
“Onurunu kaybedersen, onun geri dönüşü yok.”
Sinem Dedetaş, tutuklanmadan önce kendisine yöneltilen “AKP’ye geçecek misiniz?” sorusuna böyle yanıt vermişti.
“Ben böyle büyük bir ahlaksızlığı yapamam. Bir tane onurumuz var, yani onu kaybedemeyiz.”
Ardından şu sözleri söyledi:
“Yatarsın, çıkarsın… Suçsuzluğundan eminsen bir gün senin suçsuz olduğun ortaya çıkar. Ama onurunu kaybedersen onun geri dönüşü yok.”
Bugün Sinem Dedetaş onurlu bir şekilde 27 gündür tutuklu.
#SinemDedetaşınyanındayız
#SONDAKİKA
Mehmet Şimşek:
"Bütçe açığının sebebi Emekliler"
- Suriye'liler değil
- Diyanet değil
- Saray değil
- Yandaş Çeteler değil
- 600 Vekil değil
- Emekli vekiller değil
Emeklilermiş?
Hadi oradan!
Koca ükeyi batırdık demiyor, emeklilermiş!!
Bir matematik sorusu: AKP’ye geçen Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım’ın aşağıda görülen “siyasi parti üyeliği dizisine” göre, sırada hangi yılda hangi parti var sizce?
2004: AKP
2006: CHP
2009: MHP
2014: BBP
2015: CHP
2019: DSP
2024: CHP
2025: AKP
Cumhuriyet Halk Partisi Meclis KİT Komisyonu Sözcüsü olarak uyarıyorum!
Akın Gürlek’in Eti Maden’in Lüksemburg merkezli şirketindeki sorumluluğu devam ediyor.
Yönetim kurulu üyeliğinden ayrılsa da, görevi bıraktım dese de;
Görevdeyken imzaladığı sözleşmeler, görevdeyken yönetim kurulunun aldığı kararlar şu anda yürümeye ve sonuç üretmeye devam ediyor.
O nedenle Akın Gürlek ‘şu anda ben görevden ayrıldım, sorumluluğum yok’ diyemez!
Zira Eti Maden’in yurt içi ve yurt dışı şirketlerinin 2024 yılı faaliyet dönemi henüz Meclis KİT Komisyonu tarafından denetlenmedi. Hesapları ibra edilmedi.
Usulsüz işlemler, kamu zararı veya yolsuzluklar yönünden, Akın Gürlek’in yönetim kurulu üyesi olduğu dönem henüz incelenmedi.
Şubat 2026’da bu incelemeyi yapacak olan Meclis KİT Komisyonundaki milletvekilleri, an itibariyle Akın Gürlek’in müfettişi konumuna gelmiştir!
AKP’nin gizlediği sözleşmelerden birini daha ortaya çıkardık!
Sakarya Gaz Sahası’nda⬇️
TPAO’nun alt şirketi olan Türkiye Petrolleri Offshore AŞ.’nin, yabancı mühendislere, Türk mühendislerin 11 katı fazla ödeme yaptığını tespit ettik.
TP-OTC’nin, Wood Group ve Amec Foster şirketlerine, ‘Teknik Hizmet Sözleşmesi’ kapsamında yaptığı ödemeler;
Kıdemli yabancı mühendisler için⬇️
Saati: 159 Dolar
Aylık karşılığı: 38.160 Dolar
Güncel Kur’la aylık: 1.600.000 TL
Yeni mezun yabancı mühendisler için⬇️
Saati: 55 Dolar
Aylık karşılığı: 13.200 Dolar
Güncel Kur’la aylık: 555.000 TL
Peki TPAO, aynı gemide veya karada, aynı işi yapan, aynı görevdeki kendi mühendisine ne kadar maaş ödüyor?
Kıdemli mühendisleri için⬇️
Aylık: 75.000 TL
Saha/Deniz görevi için ek ödeme: 60.000 TL
Toplam aylık: 135.000 TL
Aradaki fark 11 Kat❗️
Bunun adı ayrımcılıktır❗️
Kendi mühendisine ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmaktır❗️
Kaynak: Sözleşme (İngilizce), Türkçe Çevirisi⬇️
Özgür Özel, Çatalpınar'daki yolsuzluğu anlatıyor;
"akp'li belediye 50 tır parke taşı parası ödüyor ama 15 tır parke taşı geliyor.
Bu durum tespit edilince gecenin bir vakti, başka belediyelerden 11 tırla parke taşı getirirken yakalanıyorlar!.."
Hiçbir somut delile dayanmayan iftiraları gerçekmiş gibi anlatan kanı bozuklar; alın size yolsuzluk!
Anlatsanıza!..
#SONDAKİKA | #Bildiri |#Dikkat
Türkiye cumhuriyeti kaynakları pazarlanıyor ve sömürü sistemin önüne seriliyor.
Bizim için doğru söyleyenin partisine bakılmaz 👇👇👇 dikkatli !!! Dinleyin
Kim bunlar?
Üniversitelerde çok faşist saldırı görüldü ama Latin Amerika'da sivil halka saldıran kontra/kartel yapılanmalarını andıran bu tür organize 'maskeli ekipler' neredeyse hiç görülmedi.
Öyleyse Hacettepe Üniversitesi'nde öğrencilere saldıran bu maskeli kişiler kim?
* Kampüse uyuşturucu çetelerinin üyeleri mi sokuldu ?
* Bir kurumda, kuruluşta mı görevliler?
* Yeni bir tür örgüt yapılanması mı?
* Polis sorusturma başlattı mı?
Levent Kırca anlatıyor ;
- Süleyman Demirel Başbakan.
‘Gereği Düşünüldü’ isimli bir müzikal oynuyoruz.
Yer yerinden oynuyor.
İnanılmaz ilgi görüyor.
Yenikapı'daki Hürriyet çadırında
günde 3.500 kişiye oynuyoruz.
Sert bir kış, çok kar yağdı.
Çadırın bir kısmı çöktü.
Oyunlar durdu.
Çadırı onarıp yeniden başlamam lazım.!
Ancak para gerekiyor.
Kredileri de bankalar
bu kadar kolay vermiyor.’
Başbakan Süleyman Demirel'den randevu aldım.
Kendisiyle Başbakanlık konutunda buluştuk.
Durumu anlattım.
Yardımcı olun da
bir bankadan kredi çekeyim’ dedim.!
Dedi ki, ‘Kredi çekersen ezilirsin, üzülürsün.
Müsaade edersen
bu parayı sana ben ödeyeyim.
Geri vermene de gerek yok.’
Telefonu kaldırdı, Kalem-i Mahsus Müdürü'ne
‘Bana çek defterimi getir’ dedi.
Söz konusu paranın miktarı,
o günkü 1 trilyon, ( bu günün 1 milyonu) civarında İdi.
Süleyman Bey'le karşılıklı oturuyoruz.
Çaylarımızı yudumluyoruz ve çek defterinin gelmesini bekliyoruz.
Ben düşünüyorum.!
Ve kararımı verdim Süleyman Demirel'e
dedim ki,;
‘Eğer darılmazsanız
ben bu parayı sizden alamam.
"Neden?’ dedi.
‘Ben sizinle aynı görüşte değilim. Üstelik
böyle bir para sizi eleştirmeme mani olur..!
Demirel bana,
‘Bugüne kadar oynadın.
Beni yerin dibine soktun beni,
sana mani mi olduk?
Al parayı git gene oyna’ dedi.
Nezaketine teşekkür ettim.
Parayı almadan Başbakanlık konutunu terk ettim.
Kardeşi Hacı Ali Demirel'i
arayıp bu davranışımdan ötürü,
bana hayran kaldığını belirtmiş.
Daha sonraki yıllarda eşi Nazmiye
Hanım'la gelip bütün oyunlarımızı seyretti.
Açtığım tiyatroların açılışlarını yapıp, kurdelesini kesti.
Farklı bir hoşgörüye sahipti.
Birkaç kez hastalanıp hastaneye yattım.
Beni ilk arayan o oldu.
Oynadıklarım, ona karşı
eleştirilerim nedeniyle ne bana
dokundu ne de yasaklama getirdi.
Dahası Cumhurbaşkanıyken,
‘Olacak O Kadar’ programı için ‘Türkiye'nin gerçeklerini yansıttı ve ülke gündemine katkı
sağladı’ diyerek beni
‘Devlet Sanatçısı’ yaptı.
Sözün Özü.;
İnsanlar birbirlerine, fikirlerine,
düşüncelerine karşı olsa da sanatta birleşebilirler.
Alıntı
'İntihar’ dediler, sustular.
Ama Rojîn’in bedeni susmadı, konuşuyor: İki farklı erkeğe ait DNA... Bir babanın tek başına direnişi… Daha ne lazım duymanız için?
Bu cinayeti aydınlatmak yalnız bir babanın değil, halkın vicdanının da borcudur.
Rojîn Kabaiş’in adı, geçen yıl 'Kayıp Alfabe' sergimde faili meçhuller arasında yer almıştı. O zaman bir bellek işaretiydi, bugün ise acı bir hakikate dönüştü: Rojîn katledildi!
Sanatla belleğe kazıdığımız her isim, gerçeğin bir gün kapımızı çalacağına dair bir uyarıydı. Faili meçhuller suskunlukla örtülmedi; sessizlik onları yeniden ve yeniden kanattı.
Rojîn’in katledilişi, sadece bir hayatın gaspı değil, toplumun vicdanının da yaralanmasıdır.
Unutmayacağız! Çünkü unutmak, ikinci bir ölümdür.
Adalet, er ya da geç, sessizlikten daha gür bir sesle yükselecek.
#RojînKabaiş #ÖLDÜRÜLDÜ